10. Hukuk Dairesinin bozma kararı sonrası hizmet tespiti davasında gider pusulalarıyla kanıtlanan çalışma süresi hakkında verilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Yüksek mahkeme, işçinin hamallık yaptığı iddiasıyla açtığı hizmet tespiti davasında, ilk derece mahkemesi kararının bölge adliye mahkemesince değiştirilip yüksek mahkemece bozulması sonrası, bozmaya uyularak yeniden verilen kısmen kabul ve kısmen ret kararının davacı, davalı ve feri müdahillerce temyiz edilmesi üzerine, davacının işyerinde sigortasız çalışma iddialarının gider pusulaları, tanık beyanları ve dönem bordroları gibi delillerle ispatlanması gereken başlangıç ve bitiş tarihleri ile çalışma sürelerinin hukuka uygunluğunu yeniden değerlendirerek karar vermiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1714 E., 2022/1299 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 12. İş MahkemesiSAYISI : 2015/422 E., 2017/355 K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işverene ait iş yerinde 2001 yılından itibaren 14 sene kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili; davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili; davacının, hizmet akdiyle çalışmış olduğu hususunun tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve deliller ile ispatlanması ve bu hususun araştırılması, çalışma olgusunun varlığı için inandırıcı ve yeterli kanıt aranması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin, 26.12.2017 tarihli ve 2015/422 - 2017/355 Karar sayılı kararıyla; "Davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, Davacının Bilirkişi ...'nan 25/09/2017 tarihli rapor içeriği de dikkate alınarak davalı işverene ait ... sicil numaralı işyerinde 13/10/2003-31/12/2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 4039 gün çalıştığı, 4039 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine,Fazlaya ilişkin taleplerin reddine" dair karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2019 tarihli kararıyla; Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işverene ait ... sicil numaralı iş yerinde 01.11.2010-31.12.2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 1500 gün çalıştığı ve bu çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2.Dairemiz kararında; "... 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde;davalı işyerinde hamal olarak çalıştığını iddia eden davacı adına, davalı işverence bildirilmiş sigortalı hizmet bulunmadığı, dönem bordrolarının dosyada bulunduğu, bir kısım bordro tanıklarının dinlendiği, davacı tarafından imzalı ... Bölge Müdürlüğüne hitaben düzenlenmiş matbu hammaliye bedel arttırım dilekçeleri bulunduğu, davalı tarafından dosyaya sunulan, 2003/8 ile 31.12.2014 tarihleri arasına ilişkin gider pusularının hamaliye bedeli ödenmek üzere düzenlendiği, makbuzlara hamaliye işlerini yapan kişilerin (..., ... gibi iş yerinden sigortalı olarak bildirimi bulunan ve ..., ..., .... gibi bildirimi bulunmayan kişilerin) isimleri yazılmak suretiyle imzalarının alındığı, bu makbuzlar üzerinde davacının adının bulunduğu gibi hamallık yapan başka kişilerin de isim ve imzalarının bulunduğu, ancak gider makbuzlarında davacının, diğer kişilere kıyasla adının çok yoğun neredeyse tamamına yakını davacı adına olacak şekilde düzenlendiği, davacı adına düzenlenen ilk makbuz tarihinin 13.10.2003 son makbuz tarihinin 31.12.2014 olduğu,bu tarihler arasında her yıl ve yılın hemen hemen her ayında, fakat her gün değil gider makbuzu düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı adına düzenlenen ilk makbuz tarihi 13.10.2003 olup, dönem bordrolarında 2003 yılı ve öncesinde kayıtlı bordro tanıklarının davacıyı öncesinde çalışırken görmediklerine dair beyanı ile davacının 13.10.2003 öncesi bakımından çalışma iddiasının kanıtlanamadığı bu nedenle bu döneme ilişkin hizmet tespiti isteminin reddinin isabetli olduğu, davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığından bu yönde bir inceleme de yapılmadığı anlaşılmaktadır. Aynı şekilde, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2010 tarihinden davacı adına son gider pusulasının bulunduğu 31.12.2014 tarihine kadar hizmetin tespitine ilişkin kabulü yerinde bulunmuştur. Ancak hamaliye işi olduğunda sadece davacıyı çağırdıklarını, davacının sürekli olarak çalıştığını beyan eden ve davalı iş yerinde tespiti istenen dönemde veznedar, satış elemanı olarak çalışan bir kısım bordro tanıklarının beyanlarının, davacı adına yılın hemen hemen tüm aylarında, ayda birden fazla olacak şekilde gider makbuzu düzenlenmesi, gider makbuzlarının tamamının incelenmesinden davacı adına kesilen makbuzların yoğunluğu ve tüm yıla yaygın olması, davacı ile hamaliye bedel arttırımına ilişkin sözleşmelerde ücretin davalı tarafından belirlenmesi olgusu ile desteklenmesi nedeniyle, davacının hizmet akdi ile çalıştığı, ancak bu çalışmasının kısmi süreli çalışma niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Yapılacak iş, davacının 13.10.2003 tarihinden itibaren hizmet akdi ile çalıştığını kabul ederek, düzenlenen gider makbuzları ve yapılan ödemeleri göz önünde bulundurarak ve tanıkların bu yönde beyanına başvurarak, günde kaç saat çalışmış olabileceğini belirlemek, giderek haftalık ve aylık çalışma sürelerini tespit etmek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi gereğince 7,5 saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunu açıkça saptayarak açık ve infaza elverişli şekilde hüküm kurmaktır.. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kısmen kabulüne;Davacının davalı işverene ait ... sicil numaralı iş yerinde,2003 yılı Ekim ayında 1 gün,2004 yılı Aralık aynda 2 gün, 2005 yılı Aralık ayında 4 gün, 2006 yılı Aralık ayında 6 gün,2007 yılı Aralık ayında 7 gün, 2008 yılı Aralık ayında 6 gün,2009 yılı Aralık ayında 6 gün, 2010 yılında Eylül ayında 7 gün kısmi süreli olarak asgari ücretle; Aynı işverene ait ... sicil numaralı iş yerinde, 01.11.2010-31.12.2014 tarihleri arasında ise hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 1500 gün sürekli olarak çalıştığı ve bu çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğinin tespitine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine," dair karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı temyiz dilekçesinde; adli yardım talebinin kabulü ile davanın kabulüne dair hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı temyiz dilekçesinde; davanın reddine dair hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Fer'i müdahil Kurum temyiz dilekçesinde; davanın reddine dair hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe1-Adli yardım talebi temyiz yoluna başvuru sırasında istendiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 336. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, asılın adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.Adli yardım 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de Mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebini içeren dilekçe değerlendirildiğinde; yukarıda değinilen ilgili Kanun kapsamında adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.