Hazine adına kayıtlı kayıt miktar fazlası taşınmazın zilyetlikle kazanımı ve tapu iptali talepli davada, kıyı kenar çizgisi ile zamanaşımı zilyetliği araştırmasındaki eksikliklere rağmen davanın kabulüne karar verilmesi.
Özet: Davacılar tarafından atalarından intikal eden ve uzun süreli zilyetlikle kullandıkları iddiasıyla hazine adına kayıtlı 2732 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve adlarına tescili talep edilmiş, davalı hazine ise taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olup zilyetlikle kazanılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir; yargılama sürecinde Yargıtayın iki kez kıyı-kenar çizgisi ve yeterli zilyetlik araştırması yapılması gerektiği yönündeki bozma kararları sonrası yerel mahkeme, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile 1982 yılı hava fotoğrafları gibi delillerle davacıların zeytinlik olarak 20 yılı aşkın süredir kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş, davalı hazine ise kararın eksik inceleme ve bozma gereklerine uyulmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu iddia ederek temyiz etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/4915 E.  ,  2025/4484 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/83 E., 2021/25 K.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ...köyünde bulunan 1643 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına tespit ve tescil edildiğini, aynı yerde bulunan 2732 parsel sayılı taşınmazın 1643 parsel sayılı taşınmazın kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına kayıtlandığını, her iki taşınmazın da atalarından davacılara intikal ettiğini, taşınmaz üzerinde en az 50-60 yıllık zilyetlikleri bulunduğunu belirterek çekişmeli 2732 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına payları oranında tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, çekişmeli taşınmazın kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edildiğini, 1643 parselin tespitine esas vergi kaydının doğu hududunun deniz okuduğunu, dava konusu taşınmazın zilyetlikle edinilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 28.04.1995 tarih ve 1992/128 Esas, 1995/129 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde zilyetlikle edinim koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.03.2003 tarih ve 2003/1275 Esas ve 2003/1572 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdare tarafından düzenlenmiş kıyı kenar haritasının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, varsa 3 kişilik jeolog bilirkişi marifetiyle yerinde uygulanarak taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre konumunun belirlenmesi, İdare tarafından düzenlenmiş kıyı-kenar haritasının bulunmaması halinde ise aynı bilirkişiler marifetiyle taşınmazın 3621 sayılı Kanun uyarınca incelenerek taşınmazın kıyı kenar çizgisine göre konumunun belirlenmesi ve kıyı-kenar çizgisi dışındaysa taşınmazla ilgili zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin 24.02.2014 tarih ve 2009/47 Esas, 2014/30 Karar sayılı kararıyla; davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı dahili davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.03.2015 tarih ve 2014/15305 Esas, 2015/1502 Karar sayılı kararı ile; bozmaya uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, çekişmeli taşınmazın kıyı- kenar çizgisi dışında kaldığı belirlenmesine rağmen taşınmazla ilgili yeterli zilyetlik araştırması yapılmadığı, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği bu nedenle yapılan araştırmanın eksik olduğu açıklanarak yeniden keşfe gidilip dava konusu taşınmazla ilgili zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, davalı ... vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; taşınmazın ... ve murisi tarafından zeytinlik olarak kullanıldığı, sonrasında ...'a satıldığı, ...'ın taşınmazı zeytinlik olarak kullandığı, 1 63... ve 245 parsel sayılı taşınmazların kullanım amaçlarının aynı olduğu, zeytin yetiştirildiği, taşınmazların bütünlük arz ettiği, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre 20 yıldan fazla süredir zilyetliğin ve kullanımın mevcut olduğu, 1982 tarihli hava fotoğraflarında da mevcut zeytinlerin yerinde olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, ............ Mahallesi ........... mevki 1 63... parsel (eski 2732 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, bozmaya uyulduğu halde gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, davacılar adına vergi kaydı miktarı kadar yer kayıtlandığını, bilirkişi raporunun kayıt uygulamasına ilişkin kısmının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup zilyetlikle edinilemeyeceğini, davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin 3402 sayılı Kanun'un 36/A hükmüne aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucunda, ......................... köyü çalışma alanında bulunan 2732 parsel sayılı 890,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz 1643 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydınının miktar fazlası olarak tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Dava dışı 1643 parsel sayılı taşınmaz davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlandıktan sonra 24.06.1992 tarihinde satış nedeni ile ... adına tescil edilmiştir.
Davacılar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, çekişmeli 2732 parsel sayılı taşınmazın payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir. Yargılama sırasında davacılar vekili tarafından Mahkemeye sunulan 09.02.1994 havale tarihli dilekçe ile 1643 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ...'a satıldığı, çekişmeli 2732 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava haklarının ve zilyetliklerinin de adı geçene devredildiği, davacılar vekiline ... tarafından vekalet verildiği, ...'ın davacıların haklarına halefen davaya davacı sıfatı ile devam edeceği bildirilmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmaz üzerinde davacılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacılar dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescili istemli dava açtıktan sonra dava konusu taşınmazdaki zilyetliklerini ve dava konusu taşınmaza ilişkin dava haklarını ...'a devrettiklerini vekilleri vasıtası ile Mahkemeye bildirmişler ise de dava hakkının bu şekilde devredilmesi mümkün değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesindeki “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmüne göre zilyedin, taşınmazı adına kayıt ettirmeden, taşınmazdaki mülkiyet ya da aynî hakkını alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye devretmesi olanağı yoktur. TBK’nın 183. maddesine göre bir hakkın alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye temliki için, işin niteliğinin buna engel olmaması gerekir. Bu tür kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında dava hakkının alacağın temliki yoluyla devri mümkün bulunmamaktadır. Herkese karşı ileri sürülebilen mutlak hak niteliğindeki aynî hakların bu şekilde devri mümkün olmadığından, temlik alanın mülkiyet hakkı sahibi yerine geçerek dava açması ya da açılan davayı yürütmesi mümkün değildir. Aksi takdirde davacı, tapu kaydını henüz kendi adına geçirmeden, mülkiyet hakkını alacağın temliki yoluyla temlik alana geçirmiş olacaktır. Bu nedenle ...'ın davasının dinlenme olanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle; Mahkemece ilk davayı açan şahıslar lehine olacak şekilde tescil hükmü kurulması gerekirken , davada dahili davacı olarak yer alan ... adına tescil hükmü kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,1086 sayılı HUMK’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.