Ücretli öğretmenin tam gün esaslı hizmet tespiti davasında, prim gün sayısı hesaplamasının 1 gün = 7,5 saat esasına göre yapılması gerektiği yönündeki bozma sonrası verilen kararın temyizi.
Özet: Ücretli öğretmen olarak görev yapan davacının, çalıştığı dönemde sigorta prim günlerinin eksik bildirildiği iddiasıyla tam gün esasına göre prim gün tespiti talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi başlangıçta talebi kabul etse de, davalı ve feri müdahilin temyizi üzerine Yargıtayın ücretli öğretmenlerin prim gün sayısının yazılı sözleşme olmadığı takdirde günlük 7.5 saat esası üzerinden fiilen çalışılan ek ders saatlerinin toplamına göre hesaplanması gerektiği yönündeki bozma kararı sonrası, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/60 E., 2025/114 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ücretli öğretmen olarak tam gün esası ile çalıştığını ancak çalıştığı dönem içerisinde çalışmalarının Kuruma eksik olarak bildirildiğini ileri sürerek Kuruma bildirilmeyen günlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II.CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesi kapsamında ücreti karşılığında görev verilen öğretmen olarak çalıştığını, 5510 sayılı Kanun'un 80/1-h maddesi uyarınca davacının ek ders saati toplamının 7.5 saate bölünmesi suretiyle bulunması gerektiğini ve sigorta priminin de buna göre yatırıldığını, ücretli öğretmenle kadrolu öğretmenin aynı durumda değerlendirilemeyeceğini, hak düşürücü sürenin de dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının çalışmalarının hizmet cetveline eklenmiş olduğunu, çalışmanın hiçbir duraksamaya neden olmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 26.08.2021 tarihli kararı ile “davacının aylık prim ödeme gün sayısının (1 gün=7,5 saat) esasına göre hesaplanarak Kuruma bildirilmiş olmasına rağmen yapılan araştırmalar neticesinde davacının her gün günde 6 saat ve haftada 30 saat derse girdiği, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından davacı ile aynı konumda bulunan öğretmenlerin de haftada 30 saat derse girdiklerinin belirtildiği, buna göre davacının kendisi ile aynı konumda bulunan kadrolu öğretmenler ile aynı şekilde derse girerek okulda mesaisini tamamladığı anlaşıldığından davacının çalıştığı süre içerisinde ayda 30 gün üzerinden tam gün esası ile çalıştığının kabul edilmesi gerekmekle bilirkişi raporunda buna dair yapılan hesaplamalar dikkate alınarak (davacının ders ücreti karşılığı ücret aldığı, cumartesi pazar günleri resmi tatillerde de çalışmadığı anlaşılmakla bu süreler prim gün sayısına dahil edilmeyerek)” gerekçesi ile davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 26.08.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.11.2022 tarihli kararı ile "...Mahkeme gerekçesinde, davacı ile ... arasında yazılı kısmî süreli hizmet akdi düzenlenmediği, yazılı akit olmadığından eylemli olarak saat ücreti karşılığının ödenmiş olmasının saat ücreti ile çalışıldığını kanıtlamayacağı, günde 6 saat çalışan davacının ek ders ücreti ile çalışmadığının ortada olduğu belirtilerek davacının tam süreli iş sözleşmesine göre çalıştığı varsayılarak hüküm kurulduğu görülmektedir. Mahkemece, dosyada eksik olan sözleşmeler, ek ders ücret bordroları, davacının günlük ve haftalık girdiği ders saatlerini gösteren puantaj kayıtları celp edilerek ve kayıtlardaki çelişkiler giderilerek, tespite konu dönemde hangi aylar kaç saat çalıştığı tespit edilmeli ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, ücretli öğretmen statüsünde ki davacının prim ödeme gün sayıları hesaplanırken, toplam aylık çalışma saatleri, 1 gün = 7,5 saat esası üzerinden aylık çalışma gün sayısına dönüştürülerek, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı ... ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Başkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBaşkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.02.2025 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili, Mahkemenin eksik ve hatalı değerlendirmeye dayanarak karar verdiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.