İstinaf Mahkemesi, uluslararası akreditasyon firmasının feshedilen franchise sonrası marka tecavüzü, kötü niyetli tescil başvurusu ve maddi-manevi tazminat talepli davasını inceliyor.
Özet: İsviçre merkezli bir akreditasyon firması, marka itibarını ve fikri mülkiyet haklarını ihlal ettikleri iddiasıyla eski yerel lisanslı ortaklarına karşı, sözleşme sona erdikten sonra markayı kötü niyetli şekilde kullanmaya devam etmeleri, benzer bir markayı kendi adlarına tescil etmeye çalışmaları ve üçüncü taraflarla markayı kullanma anlaşmaları yapmaları gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat, cezai şart, erişimin engellenmesi, web sitelerinin kapatılması ve alan adlarının devri talepleriyle dava açmış; davalılar ise yetki ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/61 EsasKARAR NO : 2026/216İNCELENEN ARA KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 01/12/2025 Tarihli Ara KararNUMARASI : 2025/221 E. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Tarafların İddia ve Savunmaları:DAVA:Tedbir isteyen vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin İsviçre merkezli, pek çok ülkede faaliyet gösteren bir akreditasyon firması olduğunu, şirketin dünya genelinde alanının en önde gelen şirketleri arasında yer almakta olup yalnızca ... markası dahi tek başına potansiyel müşterilere büyük bir güven veren yüksek itibara haiz bir marka olduğunu, Şirketin dünya genelinde, faaliyete başlamak istediği ülkelere ... ilişkisi kapsamında girmekte olduğunu, bu ilişki kapsamında Müvekkili Şirketin, kendisine ait marka, amblem, logo, isim ve sair ayırt edici işaret, ses ve görüntülerin kullanımı için taraflar arasında akdedilen ... sözleşmesi kapsamında düzenlenen maddeler ile yalnızca sözleşme süresince bir lisans hakkını ... alan tarafa vermekte olduğunu, ... ilişkisinin kurulması akabinde ise Müvekkili Şirketin, yerel pazarda faaliyet gösteren ... alanın iç işleyişine ve yönetimine karışmamakta, yerel gerçek kişi temsilciler ... sözleşmesi ile kendilerine tanınan lisans hakkı kapsamında ... ismini kullanarak hissedarları ve yöneticileri kendileri olacak şekilde şirket kurmakta olduğunu, Müvekkili Şirketin ise yerel franchiseların yalnızca Sertifikasyon süreçlerinin teknik yönlerini, akreditasyon kurallarına ve kalite teknik gerekliliklerimize uygunluğunu sağlamak amacıyla kontrol etmekte ve bunlara müdahil olmakta olduğunu, Davalıların, Sözleşme ile kendilerine tanınan lisans hakkını aşarak ve bu sınai mülkiyet konuları üzerinde hak sahibi olduğunu iddiası ile dava dışı firmalar ile sözleşme akdetmiş ve ilgili firmaya "..." markasını ve logosunu Suudi Arabistan'da kullanma hakkını devredeceğini vaat etmiş ve karşı edim olarak 71.000 Euro ödeme almış olduğunu, Davalıların ayrıca, Türk Patent Kurumu nezdinde ... başvuru numarası ile "... ... ..." markasının tescili için başvurmuş ancak henüz bir karar verilmemiş olduğunu, Türk Patent kayıtlarından ve işbu dilekçe ekindeki detaylı sorgu ekranından görülebileceği üzere, davalılar tarafından ilgili başvurunun Eylül 2025 yılında yapılmış olduğunu, Başka deyişle davalıların Sözleşmeʼnin sona ermesi sebebiyle yükümlülüklerini yerine getirmek yerine, açıkça kötü niyetli şekilde davacı Şirket'e ait markayı ayırt edilemeyecek derecede iltibas edecek bir marka ve logo başvurusu yapmış olduğunu, İlgili başvurunun, tarih olarak ise davacı Şirket'çe Sözleşme'nin feshedilmesinden 2 ay, davacı tarafça gönderilen ihtarnamen ile aynı ay içerisinde yapılmış olduğunu, Yalnızca bu hususun dahi, davalıların kötü niyetli davranışlarını ortaya koymakta ve işbu dilekçe ile öne sürülen ihtiyati tedbir taleplerini haklı çıkarttığını beyanla www...com.tr, www...tr, www...net, www...com/.../.../ .com/..., www...com/.../, www...com/.../ ... bakımından işbu dava hakkında karar verilinceye kadar erişimin tedbiren durdurulmasına, yargılama sonucunda ise ilgili sosyal medya hesaplarının kalıcı şekilde kapatılması ile web sitesi domainlerinin müvekkil şirket'in kullanımına sunulmasına, her bir davalıdan müteselsilen tahsil edilmek üzere muaccel alacaklar ve yoksun kalınan kazanç yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı belirsiz alacak olarak 56,50 isviçre frangı (3.000 türk lirası) bakımından kabulüne ve yabancı paralara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte Davacı şirkete verilmesine, her bir davalıdan müteselsilen tahsil edilmek üzere 300.000 türk lirası manevi tazminatın davacı şirket’e verilmesine, Sözleşme'nin 11.4. maddesi ile belirlenen cezai şartın karar tarihi uyarınca hesaplanmak suretiyle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 İSviçre frangı (53.069,00 Türk lirası) bakımından davalılardan müteselsilen tahsil edilerek yabancı paralara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacı şirkete verilmesine, davalılarca gerçekleştirilen tecavüzlerin tespiti akabinde ilgili gerekçeli kararın Türkiye genelinde günlük yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. CEVAP: Davalı vekili davaya cevaplarında özetle, müvekkili şirket aleyhine açılmış bulunan hukuk ve hakkaniyete aykırı işbu davanın öncelikle yetki yönünden reddine, itirazı kabul edilmemesi halinde öncelikle ... ve ... yönünden husumet reddine, davacı şirketin tüm taleplerin ayrı ayrı reddine ve marka logo kullanım haklarının engellenmemesi için gerekli işlemlerin yapılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 01/12/2025 tarihli kararı ile; "Davacı vekilinin tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ... ... & ... firmasının İsviçre merkezli ve dünya çapında tanınmış bir akreditasyon kuruluşu olduğunu, taraflar arasında akdedilen 24.04.2024 tarihli sözleşmenin davalıların yetkisiz temsilcilikler vermesi ve üçüncü kişilere ödeme yapmayarak markanın itibarını zedelemesi nedeniyle 16.07.2025 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, fesihten sonra markanın kullanımının durdurulması yönündeki ihtarların sonuçsuz kaldığını, yerel mahkemenin feshin yargılamayı gerektirdiği ve müvekkilinin Türkiye’de tescilli markası bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebini reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların kendi yazışmalarında dahi feshin gerçekleştiğini zımnen kabul ettiklerini ve dosyada mevcut bilirkişi raporunun da haksız kullanımı tespit ettiğini, Anayasa’nın 90. maddesi ve Paris Sözleşmesi uyarınca yurt dışı tescilli markaların Türkiye’de korunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, davalıların kötü niyetli şekilde aynı markayı Türkiye’de tescil ettirmeye çalışarak ihlali sürdürdüklerini ve telafisi güç zararların doğmaması adına yerel mahkemenin ret kararının kaldırılarak alan adı erişiminin engellenmesi ile e-posta kullanımlarının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini belirtmektedir.GEREKÇEDava marka hakkına tecavüzün tespiti , meni refi ile tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili ; müvekkiline ait ... ... markasının ... ve ... nezdinde tescilli olduğunu, taraflar arasında 24.04.2024 tarihli Denetim ve Sertifikasyon Ücretleri / Telif Hakları Ortaklık Sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında davalılara yalnızca süreyle sınırlı bir lisans verildiğini, sözleşmenin 16.07.2025 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini ve feshe rağmen davalıların markayı alan adları, sosyal medya hesapları ve ticari unvanlarında kullanmaya devam ettiklerini beyanla tedbir talebi kapsamında ; ....com.tr, ....tr, ....net alan adları ile ..., X, ... ve ... hesaplarına erişimin tedbiren durdurulması talep edilmiştir.Davalılar vekili ; “... ...” ibaresini kullanmalarının sözleşmeden kaynaklandığını, sözleşmenin tek taraflı feshedilemeyeceğini, feshin geçerliliğinin ve varsa makul süreli kullanımın yargılamada incelenmesi gerektiğini, davacının Türkiye’de tescilli bir markasının bulunmadığını, bu nedenle SMK kapsamında marka korumasından yararlanamayacağını, mevcut uyuşmazlığın esasen sözleşmesel nitelikte olduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinin reddini istemişlerdir.27.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda, bilişim incelemesiyle; ....com.tr alan adının 14.01.2024 tarihinde ... adına tescil edildiği, ....tr alan adının davalı şirket adına yönlendirme yaptığı, ....net alan adının pasif olduğu; ..., X, ... ve ... hesaplarında “... ...” ibaresinin kullanıldığı, marka yönünden yapılan değerlendirmede; davacının Türkiye’de tescilli bir markasının bulunmadığı, davalı şirket adına ... başvuru numarasıyla 41 ve 42. sınıflarda marka başvurusu yapıldığı, davacı unvanındaki ... ... ibaresinin davalılarca kullanımının tescilsiz marka kullanımı olduğu ve bu kullanımın TTK m.54 vd. kapsamında haksız rekabet teşkil edebileceği, sözleşmenin 16.07.2025’te feshedildiği, fesih sonrası kullanımın sözleşme hükümlerine aykırı olduğu belirtilmiştir.Mahkemece; davalıların ticaret unvanı ve internet/sosyal medya kullanımlarının sözleşmeden kaynaklandığı, feshin geçerliliği ve fesih sonrası makul süreli kullanım olup olmadığının esas yargılamayı gerektirdiği, davacının Türkiye’de tescilli markası bulunmadığından SMK anlamında marka korumasından yararlanamayacağı, ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat şartının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 24.04.2024 tarihli ... sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin davacı tarafından 16.07.2025 tarihinde feshedildiği, davalı tarafça sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği kabul edilmekle birlikte, tek taraflı feshinin geçerli olmadığının ve markanın Türkiye'de tescilli olmadığının ileri sürüldüğü, taraflar arasındaki sözleşmede fesih halinde markanın kullanılamayacağının kabul edildiği, davacının tedbir talep ederken taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayandığı, davacı iddiaları ile davalı savunmaları yargılama sırasında mahkemece değerlendirileceği, ancak dosya kapsamındaki mevcut delillere göre tedbir yönünden yaklaşık ispat şartının mevcut olduğu, mahkemece sözleşmenin feshedildiği nin kabulüne rağmen kullanımın makul süreye dayalı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği yönündeki gerekçenin de isabetli olmadığı , mahkemece tedbir talebi hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından istinaf talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin tarih, 2025/221 E. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026