Babasının vasiyetnameyle mirasçılıktan çıkardığı kızın, çıkarma nedenlerinin gerçek dışı veya yanılgıya dayalı olduğu iddiasıyla açtığı vasiyetnamenin iptali davasının reddedilmesi.
Özet: Bir mirasçı, babasının kendisini mirasçılıktan çıkardığı vasiyetnamenin iptali ve saklı payının tenkisi talebiyle dava açmış; davacı vekili, murisin kendisini yanılgıyla mirasçılıktan çıkardığını, bakımını üstlendiğini ve vasiyetnamede belirtilen nedenlerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. Davalılar ise, vasiyetnamede kötü muamele gibi geçerli çıkarma sebeplerinin bulunduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ve istinaf, davacının aile yükümlülüklerini yerine getirmediği, murisin uzaklaştırma kararı aldığı ve haklı nedenlerle mirasçılıktan çıkarma işleminin geçerli olduğuna hükmederek davayı reddetmiş, davacı vekili kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3355 E., 2023/2815 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/103 E., 2021/701 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının muris ...'nın kızı olduğunu, murisin 03.02.2020 tarihinde öldüğünü, ölmeden önce ... ....Noterliğinin 21.06.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname ile davacıyı mirasçılıktan çıkardığını, ancak belirtilen mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin gerçek dışı olduğunu, muris ile müvekkilinin senelerce birlikte yaşadığını, bakımının davacı tarafından yapıldığını, vasiyetnameden çıkarılma sebebi olarak bildirilen eve alınmama iddiasının doğru olmadığını, çıkarma sebebinin ispatlanması gerektiğini, çıkarmanın yanılma ile yapıldığını, bu nedenle geçersiz olduğunu, evde çıkan tartışmada murisin davacıyı dövdüğünü, sonra da davalı kızının baskısıyla davacıdan şikayetçi olduğunu, davacı aleyhine uzaklaştırma kararı verildiğini, evden uzaklaştırılanın davacı olduğunu, murisin uzaklaştırılmadığını, bu konuda yanılgıya düştüğünün anlaşıldığını, İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/351 Esas sayılı dosyasında davacının fiziksel olarak kendini savunamayacak durumda olduğuna dair rapor alındığını belirterek dava konusu vasiyetnamenin iptaline, murisin çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık yanılma ile yaptığı çıkarma işleminin TMK 512/3 hükmü gereği geçersiz sayılmasına, olmadığı takdirde saklı payın tenkisine karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; murisin yanılmış olmasının mümkün olmadığını, Türk Medeni Kanunu hükümlerince mirasçılıktan çıkarma şartlarının oluştuğunu, müteveffanın vasiyetnamesinde açıkça ve tüm gerçekleri ile ne için davacıyı mirasçılıktan çıkarma iradesinde bulunduğunu ifade ettiğini, vasiyetnamenin ilgili kısmı okunduğunda meselenin sadece eve almama olmayıp açıkça kötü muamelenin söz konusu olduğunu, murisin bütün yaşananlardan sonra bile bir müddet davacının kendisinden özür dilemesini beklediğini, ancak bu şekilde bir gelişme olmayınca davacıyı mirasçılıktan çıkardığını, mirastan çıkartılan kimsenin tenkis talebinde de bulunamayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamede mirasçılıktan çıkarma sebebinin gösterildiği, belirtilen olayların ispatı yönünden yapılan incelemede, murisin davacıya karşı evden uzaklaştırma kararı aldığı, dinlenen tanık beyanlarından davacı ile muris arasında sokaktaki komşulara da yansıyan ve konuşulur şekilde kavgalar meydana geldiği, bu nedenle murisin davacı kızı ile yaşadığı evden ayrıldığı, davacının babasına karşı kendisine tecavüz etmek istediği, kendisini taciz ettiğine yönelik söylemlerde bulunduğu, bunun üzerine murisin olaylardan etkilendiği ve derin üzüntü yaşadığı, davacının TMK 510’da belirtilen aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü muris babasına karşı yerine getirmediği, subjektif ölçüde murisin mirasçılıktan çıkarma suretiyle işlem yapmada hayatın olağan akışı çerçevesinde makul ve kabul edilebilir ölçüde haklı nedene sahip olduğu gerekçesiyle mirasçılıktan çıkarma işleminin iptaline yer olmadığı, terditli talep olan tenkis yönünden ise mirasçılıktan çıkarma işlemi iptal edilmeden yani mirasçılık hakkı kazanılmadan saklı pay hükümleri geçerli olmayacağından asıl ve terditli talep yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde:1.Davalı tanıklarının ifade ettiği beyanların gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle itibar edilemeyeceğini, davacı tanık beyanlarının ise gerekçede yer almadığını, 2.Davalı tanıklarından ... ve ....’yi tanımadığını, beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, müvekkilinin senelerce anne ve babasına baktığını, evin her türlü ihtiyacını karşıladığını, davalı tanıklarının beyanlarının aksine kendi tanıklarının davacının evden kovulduğu tarihe kadar muris ile arasında hiç bir problemin olmadığını; ancak evden kovulduktan sonra kendisine ev tuttuğunu ve murisin davacıyı rahatsız ettiğini bizzat görgü ve bilgiye dayalı şekilde açıkladıklarını,3.Davacının engelli olduğunu, bu engeli nedeniyle İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/351 Esas sayılı dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının fiziken kendisini savunamayacak durumda olduğunun belirtildiğini, murisi dövmesinin mümkün olmadığını, tanık ...’in ifadelerinin çelişkili olduğunu, ....’nın da murisle görüşmeyen bir tanık olarak beyanda bulunduğunu,4.İstanbul Anadolu 12. Aile Mahkemesinin 2018/269 D.İş sayılı dosyasından anlaşılacağı üzere muris ile beraber yaşadığı evden ayrılmak zorunda kalan kişinin davacı olduğunu, murisin davalının yönlendirmesi ile hareket ettiğini, bunu tanık ...’nın farklı bir dosyada da ifade ettiğini, vasiyetnamenin TMK 512/3. hükmü gereğince iptal edilmesi gerektiği hâlde davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu bildirerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, mirastan ıskata ilişkin vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemlerine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.