Paylı Mülkiyette Önalım Hakkı Davasında Satış Bedelinde Muvazaa İddiası ve Bozma Sonrası Yargılama Sürecinin Değerlendirilmesi
Özet: Paydaşlar arası taşınmaz satışında bedelde muvazaa iddiasına dayalı önalım davasında, ilk derece mahkemesinin muvazaa talebini kabul etmesi istinafça onanmışken, Yargıtayın muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle bozması üzerine, bozmaya uyan ilk derece mahkemesi davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı ancak belirlenen önalım bedeli ve faizinin depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş; davalının bu kararı, davacının bedeli yatırmadığı ve kötü niyetli olduğu iddialarıyla temyiz etmesi üzerine, Yargıtay ilk derece mahkemesinin bozmaya uygun kararında hukuka aykırılık bulunmadığını ve kazanılmış hak durumları dikkate alındığında temyiz nedenlerinin yerinde görülmediğini belirterek temyiz talebini reddetmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2024/4684 E.  ,  2024/5830 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/73 E., 2024/275 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazda 1/4 oranında pay sahibi olduğunu, bu taşınmazda 3/4 paya sahip olan paydaşların paylarının tamamını 11.07.2018 tarihinde toplamda 200.000,00 TL bedel karşılığında davalıya sattıklarını, müvekkiline bu konuda herhangi bir bildirimin yapılmadığını, açılan başka bir ortaklığın giderilmesi davasında müvekkiline yapılan 25.10.2018 tarihli tebligat ile müvekkilinin satıştan haberinin olduğunu, öte yandan satış bedelinin aslında yüksek gösterildiğini, bu yüzden satışın muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı olan payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; satışın davacıya defalarca haber verildiğini, onunla pazarlık yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, davacının satışı baştan beri bildiğini, hak düşürücü süre olan üç ay içinde davanın açılmadığını ve davacının muvazaa iddiasının doğru olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2019/14 Esas, 2021/131 Karar sayılı kararında davacının bedelin tapuda yüksek gösterildiğine ilişkin muvazaa iddiasının kabulü ile hissenin dava tarihindeki değeri ile davalı tarafça ödenen harç ve masraflar toplamı üzerinden (107.739,40 TL) davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli ve 2021/2568 Esas, 2022/2266 Karar sayılı kararında; davacı tanıklarının taşınmazda payını satan her bir satıcının 25.000,00 TL bedelle paylarını davalıya sattıklarını ve sonrasında da 5.000,00 TL ilave bedel aldıklarını bildirdiği, tanık beyanları bilgi ve görgüye dayalı olduğundan bu durumda tapuda gösterilen resmi satış bedelinin muvazaalı olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü muvazaa iddiasını kanıtlamış olduğu, mahkemece keşifte belirlenen satış bedeli ile davalı tarafça ödenen harç ve masraflar toplamı üzerinden önalım hakkı tanınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli kararının karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.01.2024 tarihli kararıyla; davalının satış akdinde bedelde muvazaaya yönelik işlem yaptığı dosyada bulunan somut deliller ile ispatlanamadığından mahkemece hüküm altına alınan 107.739,40 TL'nin satış bedeli olarak gözetilerek önalım hakkının bu bedel üzerinden kullandırılmış olması doğru görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bedelde muvazaa iddiasını ispat edemediği, ön inceleme duruşmasının yapıldığı 22.05.2019 tarihinden nemalandırma kararı verilen 16.05.2024 tarihine kadar ön alım bedelinin vadeli hesapta nemalandırılmadığı, bilirkişi raporunda 204.000,00 TL'nin 22.05.2019-16.05.2024 tarihleri arasında vadeli mevduat faiz tutarının 218.585,82 TL olduğu, bedellerin davacı tarafından depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın bozma öncesi bedeli yatırdığını sonra çektiğini, miktarı çektiğini unutarak yatırdığını beyan ettiğini ve iki haftalık kesin süre içinde bedel yatırılmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.