Murisin vasiyetname ve ölünceye kadar bakma akitleri yoluyla mirasçısını saklı payından mahrum bırakma iddiasıyla açılan tapu iptali ve tenkis davası.
Özet: Mirasçı davacının, babasının torunlarıyla yaptığı ölünceye kadar bakma sözleşmeleriyle miras hakkından mahrum bırakıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil yahut tenkis talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi, davalılardan biriyle yapılan sözleşmenin murisin bakım ve hizmet karşılığı gerçek iradesine dayandığına hükmederek bu yöndeki talebi reddederken, diğer davalıyla yapılan sözleşmenin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğuna karar vererek tapu iptali ve tescile hükmetmiş, bu değerlendirmeler sonucunda tasarruf nisabının aşıldığı ve davacının saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle diğer taşınmazlar yönünden tenkise karar vermiş olup, dosya tarafların temyiz başvurusu üzerine Yargıtay incelemesindedir.
1. Hukuk Dairesi         2023/5451 E.  ,  2025/4469 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1549 E., 2023/1349 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/145 E., 2019/221 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istekli olarak davacı vekili tarafından ve (katılma yoluyla) davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ............ ile (katılma yoluyla) temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen asil ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; muris babası ...'nin tek yasal mirasçısı olduğunu, murisin ............... Noterliğinin 16.08.2002 tarihli vasiyetnamesi ile taşınmazlarının tamamını torunlarına vasiyet ettiğini, 17.02.2006 tarihinde ise 294, 312, 459, 471 parseller ile 1 29... ve 27 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdiyle torunu olan davalı ...'e devrettiğini, 319, 3 21... parsel sayılı taşınmazlarını da 03.10.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle ölen torunu ...'in oğlu olan davalı ...'e devrettiğini, dava dışı üçüncü kişilere satılan 368 parsel sayılı taşınmaz bedelinin davalı ... tarafından alındığını, ölünceye kadar bakma akitlerinin muvazaalı olduğunu, sözleşme gereklerinin yerine getirilmediğini, tüm işlemlerin kendisini miras hakkından mahrum bırakmak için yapıldığını ileri sürerek ölünceye kadar bakma akdi ile temlik edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, bu talep kabul edilmediği veya mahfuz hissesi karşılanmadığı takdirde ................ Noterliğinin 16.08.2002 tarihli vasiyetnamesiyle birlikte tenkise karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının kısıtlanması nedeniyle davacıya vasi tayin edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacı annesinin fiil ehliyeti olmadığını, dava açma iradesi bulunmadığını, iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bakım yükümlülüğünün eksiksiz olarak yerine getirildiğini, murisin bir kısım borçlarının ödendiğini, ivazlı akitlerde tenkis koşulları bulunmadığını, murisin kızı olan davacı annesinin hastalığı nedeniyle murise bakacak durumda olmadığını, murisin davacı ile aynı çatı altında yaşarken pek çok saldırılara maruz kaldığını, torunu ... ile davacının eşi hakkında şikayette bulunduğunu ve dava açtığını, muvazaa ve mal kaçırma iddiasının asılsız olduğunu, murisin kendi isteği ile yanına geldiğini ve 15-16 sene birlikte yaşadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacı anneleri ...'a dedesi ... tarafından miras hakkının verilmediğinin doğru olduğunu, hem kardeşlerinin hem de hayatta olan annesinin paylarının haksız ve hukuksuz olarak davalı ... tarafından alındığını, ...'in murisi kandırarak 368 parsel sayılı taşınmazı sattığını, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaptığını, sözleşmenin bakım amaçlı değil, vasiyetname iptal edildiği takdirde taşınmazların kendisine kalmasını temin amaçlı yapıldığını bildirmiştir.
Davalı ...; davalı ...'un vasiyetname ile kendisine vasiyet edilen taşınmazları garanti altına almak ve başkaca değerli yerlerin de devrini sağlamak için muris ile ölünceye kadar bakım sözleşmesi yaptırdığını, sözleşmenin bakım amaçlı değil, vasiyetname iptal edildiği takdirde taşınmazların kendisine kalmasını temin amaçlı yapıldığını bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin gerçek irade ve amacının yasal mirasçısı olan davacıdan mal kaçırma olmadığı, davalı ...'in yapmış olduğu bakım, hizmet ve emeğin karşılığı olarak tasarruf yapıldığı, temlikin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle murisin davalı ... ile yaptığı ölünceye kadar bakma akdi yönünden talebin reddine; davalı ... ile yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, bu nedenle ... ile yapılan ölünceye kadar bakma akdine konu taşınmazların vasiyetnameye döndüğü, muris tarafından taşınmazların vasiyet edildiği ...'in ise öldüğü ve yerine yedek vasiyet alacaklısı tayin edilmediğinden, 3 19... parsellerin tamamı ve 431 parselin 1/4 payının terekede kalıp temlik dışı terekeyi oluşturduğu gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden tapu iptali-tescile; bu duruma göre de tasarruf nisabının aşıldığı, davacı yasal mirasçının saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle dava konusu diğer taşınmazlar yönünden tenkise karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; verilen kararda usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı (vasisi) vekili temyiz dilekçesinde özetle; ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin yasanın aradığı en önemli kıstaslardan birisinin, bakım alacaklısının bakım karşılığı olarak bakım borçlusuna ne kadar değerde mal devrettiği ve devrettiği malın toplam terekenin ne kadarını teşkil ettiği, ölçülülük ilkesi olup murisin asıl gayesinin mal kaçırmak olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; tenkis talebinin reddi gerektiğini, tenkis hesabında hata yapıldığını, davalıya ölünceye kadar bakma akdi ile devredilen taşınmazlar saklı pay ve tenkis edilecek miktar hesaplanırken tereke dışında tutulduğu halde, davalıların sorumluluk miktarı tespit edilirken hesaba dahil edildiğini, aleyhine hükmedilen tenkis miktarının daha az olması gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1922 doğumlu muris ...'nin 19.11.2014 tarihinde ölümü ile geride mirasçısı olarak 1942 doğumlu davacı kızı ...'in kaldığı, davalılar ..., ........ve ..........'in davacının çocukları, davalı ...'in ise davacının 2005 yılında ölen oğlu ...'in oğlu olduğu, muris ...'nin .............Noterliğinin 16.08.2002 tarihli ve .................yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile 886 parseldeki 1/2 payını, 294, 312, 1 29... ve 27 parsel sayılı taşınmazlarını davalı ...'e, 3 19... parsel sayılı taşınmazlarını davalı ...'in babası ...'e, geride kalan tüm taşınmazlarını ise ... ile davalılar ..., ...'e vasiyet ettiği; bilahare murisin vasiyetnameye de konu olan 294, 312, 459, 471, 1 29... ve 27 parsel sayılı taşınmazlarını 17.02.2006 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle davalı ...'e, 319, 3 21... parsel sayılı taşınmazlarını ise 03.10.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle davalı ...'e devrettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; davalı ...'e temlik edilen ölünceye kadar bakma akdine konu taşınmazlar bakımından verilen davanın reddine ilişkin temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde bu hususa ilişkin ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, davalı ... ile yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, bu nedenle söz konusu ölünceye kadar bakma akdine konu taşınmazların vasiyetnameye döndüğü kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de muris ...in 16.08.2002 tarihli vasiyetname ile taşınmazlarını torunlarına vasiyet ettiği, bilahare vasiyetname tarihinden sonra ölünceye kadar bakma akdiyle vasiyetnameye konu bir kısım taşınmazlarını davalılara devrederek bu taşınmazlar yönünden vasiyetnameden dönme iradesi gösterdiği açıktır.
Somut olayda; değinildiği üzere, muris ...in vasiyetname tarihinden sonra vasiyetnameye konu bir kısım taşınmazlarını ölünceye kadar bakma akdiyle davalılar ... ve ...'e devrettiği, bu taşınmazlar yönünden vasiyetnameden dönme iradesi gösterdiği, Mahkemece davalı ... ile yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edildiğine göre davalı ...'e devredilen taşınmazlar yönünden tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, söz konusu taşınmazların vasiyetnameye döneceğinden bahisle dava konusu 431 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payına ilişkin iptal-tescil kararı verilmesi isabetsiz ise de, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca kararın bu yönden düzeltilerek onanması gerekir.
Diğer taraftan; davalı ... vekilinin tenkise ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bahsedildiği üzere, Mahkemece davalı ... ile yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilmiş, söz konusu taşınmazlardan 431 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payına ilişkin iptal-tescil kararı verilmiş, buna göre hesaplama yapılan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle tenkise hükmedilmiş ise de 431 parsel sayılı taşınmazın tamamı yönünden iptal-tescil talebinin kabul edilmesi ve buna göre tenkis yönünden hesaplama yapılması gerekeceği açıktır.
Bilindiği üzere; tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke, mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Mirasbırakanın TMK'nın 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan değerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 tarihli 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir.
Hâl böyle olunca; davalı ...'e ölünceye kadar bakma akdiyle devredilen taşınmazlar yönünden talebin reddedildiği, davalı ...'e ölünceye kadar bakma akdiyle devredilen taşınmazlar yönünden ise temlikin muvazaalı ve tapu iptali-tescil isteğinin kabul edildiği gözetilerek yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, farklı bir bilirkişiden denetime elverişli olacak şekilde tenkis raporu alınması, temyize konu eldeki kararın davacı ve davalı ... tarafından temyiz edildiği, diğer davalılarca temyize getirilmediğinin de değerlendirilmesi, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile davalı ...'e ölünceye kadar bakma akdi ile devredilen dava konusu taşınmazlar bakımından talebin reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
2. Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
A-) İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının "2- c)" numaralı bendinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "2- c)" bendi olarak "Kastamonu ili, Merkez ilçesi, ...Köyü 431 parsel (yeni 3 31... parsel) sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının İPTALİ İLE, davacı adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE," cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-) İlk Derece Mahkemesi kararının tenkis hükmü yönünden BOZULMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalı ...'ten; gelen temyiz eden davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,
Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.