Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin, Sosyal Güvenlik Kurumunca fiili çalışma olmadığı gerekçesiyle iptal edilen gece bekçisi hizmet süresi ve kesilen emekli aylığının iadesi talepli temyiz kararı.
Özet: Davacının, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2013 yılındaki belirli bir hizmet süresinin fiili çalışma olmadığı gerekçesiyle iptal edilerek yaşlılık aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme tahakkuku çıkarılması üzerine, iptal edilen dönemin gerçek ve fiili çalışma olduğunun tespiti, kurum işleminin iptali ve aylığının yeniden bağlanması talebiyle açtığı davanın, ilk derece mahkemesince ve istinaf aşamasında, çalışmanın gerçekliğine ilişkin tanık beyanlarının yetersiz bulunması gibi nedenlerle reddedilmesiyle oluşan hukuki uyuşmazlıktır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2766 E., 2025/1654 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/599 E., 2022/651 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.10.2012 tarihinde dava dışı ...'ın yanında gece bekçisi olarak çalışmaya başladığını ve en son 2016 yılında emekli olduğunu, ancak davalı Kurum tarafından müvekkilinin 19.04.2013-21.06.2013 tarihleri arasındaki hizmetlerinin fiili olarak çalışmadığından bahisle gerçek ve fiili olarak çalışmasına rağmen iptal edilerek aylığının kesilmesine karar verildiğini, ancak müvekkilinin tüm sigortalılık dönemi boyunca söz konusu iş yerinde işveren ...'a bağlı olarak gece bekçiliği yapmaya devam ettiğini, müvekkilinin yapımı devam eden inşaatta gece bekçiliği yaptığını, Kurumun işlem tarihi itibari ile dava dışı ...'ın bu inşaatı ...'e teslim ettiğini, ancak dava dışı ... ile ...'ün aralarında sözleşme olduğunu, inşaatın tamamlanmaması sebebi ile kalan işlerin yapılıp tamamlanana kadar kendisinin burada gece bekçiliğine devam etmesi gerektiğini, maaş ve sigortasını kendisinin ödeyeceğini müvekkiline söylediğini, müvekkilinin de burada gece bekçiliği yapmaya devam ettiğini, işveren tarafından müvekkiline verilen talimat doğrultusunda müvekkilinin çalışmaya devam ettiğini, Kurumca hazırlanan raporda ...'ün yanında kimsenin çalışmadığı gerekçesi ile müvekkilinin sigortalılığının iptal edildiğini, oysa müvekkilinin ...'e bir bağlılığı olmadığını, zira müvekkilinin işvereninin ... olduğunu, müvekkilinin ... ile oluşabilecek tek bağının üst işveren ilişkisi olduğunu, iş yerinin devrinin müvekkilinin bağlı olduğu işvereni değiştirmediğini, şöyle ki müvekkilinin işveren olarak ...'ı tanıdığını, bu kişiden maaşını aldığını, işçinin alt-üst işveren ilişkisini bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğini, Yargıtay'ın da bu hususta kişinin çalışmasının gerçek ve fiili çalışma olması halinde SGK işlemlerinin iptalinin gerektiğini içtihat haline getirdiğini, bu ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle Kurum işleminin iptali ile davacının iptal edilen çalışmasının gerçek ve fiili çalışma olduğunun tespitine, aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili özetle, davanın yasal süresi geçtikten sonra açıldığını, yasal süresinde açılmayan davanın reddinin gerektiğini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili Kurumun işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,"Eldeki davada; 1.01.01.1968 doğumlu davacının dava dışı ... sicil numaralı iş yerinde 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendi kapsamında yapılan sigortalılığı nedeniyle 05.04.2016 tarihli tahsis talebine dayalı olarak davalı Kurumca davacıya 01.05.2016 tarihi itibari ile yaşlılık aylığının bağlanmış olduğu, 2. Ne var ki Kuruma gelen ihbar ve düzenli denetim istekleri üzerine davacının ... sicil numaralı iş yerinde Kurum denetiminin yapıldığı, bu denetim sonucunda davacının çalışmasının fiili olmadığı gerekçesi ile davacının 19.04.2013-21.06.2013 tarihleri arasında kalan döneme ilişkin yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olmaması nedenleri ile iptaline karar verilmiş olduğu, 3.Davacı hakkında davalı Kurumca iptal sonrasında 08.06.2020 tarihli ve ... numaralı yersiz ödeme konulu yazısı ile davacının almış olduğu 01.05.2016-24.07.2020 tarihleri arasındaki yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin a bendi kapsamında borç olarak tahakkuk ettirilmiş olduğu, eldeki davanın da bu tahakkukun iptali ile çalışmaların yeniden geçerli sayılması ve Kuruma karşı borçlu olunmadığının tespiti amacı ile açılmış olduğu anlaşılmaktadır. 4. Eldeki davada, Mahkemece, gerek dinlenen tanık beyanları dışında dava dışı iş yerinde bordrolu çalışan olarak ismi geçen ve hizmeti iptal edilmemiş olduğu anlaşılan ...'nun beyanında davacının çalışmasının teyit edilememesi, gerekse ...'nin beyanında çalışma tarihleri ile ilgili net beyanının bulunmaması ile iptal edilenler dışında bu tanığın beyanında geçen 15 günlük sürenin fiili olması halinde dahi aylığın yeniden bağlanmasının mümkün olmaması ile Kurum denetmen raporundaki olguların aksini ispatlayamamış olması dikkate alındığında, davacıya bağlanan aylığın kesilmesine dair yapılan Kurum işleminin yerinde olduğu, sonuç olarak, mahkemenin kararının yerine olduğu belirgin olduğu gibi, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı " gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, 1.Kurum müfettişlerince beyanı alınan kişilere yemin ettirilmeyip zorlayıcı olarak idari ceza müeyyideleri ile korkutulmak suretiyle beyanlarının alındığını, bu itibarla kişinin Mahkeme dışında vermiş olduğu beyanlara itibar edilemeyeceğini, bu nedenle Kurum tarafından tutulan raporlara itibar edilerek karar verilemeyeceğini,2.Dosyada toplanan hiç bir delile İlk Derece Mahkemesince gerekçede yer verilmediğini, alınan tanık beyanlarının ise görmezden gelindiğini,3.Hiç bir sigortalının çalıştığı ve sigortasının yattığı ayrıca ücretinin de ödendiği bir iş yerinde yaklaşık 10 yıl sonra sigortasının iptal edilebileceği düşüncesi ile çalışmayacağını ve bu duruma hazırlık olması için delil toplamayacağını,4.İlk Derece Mahkemesince dava dışı iş verenlere müzekkere yazılarak bu iş yeri kayıtlarının gönderilmesi, varsa anlaşma sözleşme ve puantaj kayıtlarının istenmesi gerekli iken bu kayıtların istenmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu,5.İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişinin delil takdiri yapmasının ve ayrıca davalı Kurumdan emekli bir müfettiş olmasının da usul ve kanuna aykırı olduğunu,6.İlk Derece Mahkemesince res'en araştırma ilkesinin gereği olarak diğer kurumlardaki bilgi ve belgeler ile dava dışı iş verenlerdeki bilgi ve belgelerin celbi gerekli iken bu yola başvurulmadığını, yalnızca bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 19.04.2013-21.06.2013 tarihleri arasında kalan dönemde geçen çalışmaların fiili çalışmaya dayalı olmaması nedeniyle iptali ve bu iptal nedeniyle davacının yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını kaybetmesi nedeniyle Kurumun aylık kesme ve borç tahakkuku işleminin iptali ile Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.