İşçi-işveren ilişkisinin ve eksik primlerin tespiti talepli hizmet davasında hak düşürücü süre ve yetersiz delil gerekçeleriyle davanın reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Davacı, 14 yaşından itibaren bir lokantada 1995-2001 ve 2003-2004 yılları arasında çalıştığını ileri sürerek eksik yatırılan SGK primlerinin ve işçi-işveren ilişkisinin tespitini talep etse de, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi, 01.03.2001 öncesi dönem için hak düşürücü süre, askerlik sonrası dönem içinse dinlenen tanık beyanlarının davacının sürekli çalışmasını doğrulamaması gerekçeleriyle davanın reddine karar vererek, davacının hizmet tespiti talebini kabul etmemiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2658 E., 2025/1671 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : 2023/496 E., 2024/462 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 14 yaşından itibaren ilköğretim ve lise yıllarında gerek okul zamanlarında (öğle aralarında) gerekse de okul dışı (akşam ve hafta sonları) zamanlarda olacak şekilde 20.06.1995 tarihinden itibaren .... İli, ... İlçesi, ... Caddesi, ... Sokak'ta ... olarak faaliyet gösteren lokantada çalışmaya başladığını, 20.06.1995 tarihinden 20.11.2001 tarihine kadar bu işletmede çalıştığını, akabinde askere gittiğini ve askerlik dönüşünde yine 29.05.2003 tarihinden 24.07.2004 tarihine kadar anılan işletmede çalıştığını, söz konusu lokantada her türlü işi yaptığını, yeri geldiğinde komi, yeri geldiğinde bulaşıkçı olarak çalıştığını, bu çalışmalarının sadece lokantayla sınırlı kalmadığını, mesai sonlarında davalıların tarla, bağ, bahçe işlerinde de çalıştığını, tarla sulamadan buğday patozunda saman çekmeye kadar her türlü işlerini gördüğünü, davacının çalıştığı dönemlerde işletme ...'e ait olmasına karşın vekaleten oğlu ...'in işletmenin resmi işlemlerini yürüttüğünü, ...'in işletmeyi 2004 yılında devraldığını, halihazırda işletmenin resmiyette torun ... adına olmakla birlikte ... tarafından işletildiğini, davacının belirtilen tarihlerde ... olarak faaliyet gösterilen işletmede yaklaşık 7,5 yıl çalışmasına karşın sadece 2000 yılında yaklaşık 31 günlük Bağ-Kur'unun yatırıldığını, 2001 yılında ise 217 günlük SGK priminin yatırıldığını, çalıştığı dönemlerde asgari ücretin altında ücret verildiğini, askere gitmesine 5 ay kala asgari ücret verildiğini, işten çıkışının ardından tazminatının verilmediğini, müvekkilinin SGK primlerinin eksik yatırıldığını, işe giriş tarihlerinin Kuruma doğru ve eksiksiz olarak bildirilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin davalı taraf ile işçi işveren ilişkisinin tespiti ile 20.06.1995-20.11.20 01... .05.2003-24.07.2004 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça hizmet tespitine yönelik olarak açılan davada hizmetin tespitinin istenildiği yıllarda müvekkilinin işletmenin sahibi olmadığını, bu tarihlere ilişkin müvekkiline karşı hizmet tespiti talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığınından husumet yönünden itirazları bulunduğunu, davacı tarafça işbu davanın genel yetki kuralı gereği davalının ikameti ya da hizmetin ifa edildiği yer mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkilinin ikamet adresi ve işin ifa edildiği yerin ... İlçesi olup bu nedenle bu davada yetkili Mahkemenin ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi olduğundan yetki yönünden itiraz ettiklerini, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, bu nedenle açılan davanın 5 yıllık hak düşürücü süre gözetilerek reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, açılan davanın muhatabının müvekkili olmadığına yönelik itirazları da gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, salt işe giriş bildirgesinin varlığının gerçek ve eylemli çalışmanın kanıtı sayılamayacağını belirterek, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle Kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilmemiş olmasına, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesinin isabetli olmasına, 01.03.2001 tarihi öncesi tespit talebinin hak düşürücü süreye uğramasına, davacının askerlik sonrasına dair 29.05.2003- 24.07.2004 dönemine ilişkin tespit talebinin ise dinlenen davacı tanıkları ile kamu, komşu işyeri tanıklarının beyanlarında davacının sürekli çalışmasına dair görgüye dayalı bilgi sahibi olunmamasına, komşu işyeri tanıklarının davacıyı tanımamasına göre davanın reddine dair yerel mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;1.Hak düşürücü süre değerlendirmesinde müvekkiline ait SGK bildiriminin gözardı edildiğini, dosyada, davacının 01.03.2001 tarihinde SGK’ya işe giriş bildiriminin yapıldığının sabit olduğunu, işveren tarafından yapılan bu bildirimin, hak düşürücü süre hesabında ve davanın esası bakımından gözönünde bulundurulması gerektiğini,2.Tanık beyanlarının usulüne uygun şekilde değerlendirilmediğini, esasen Mahkemede dinlenilen tanıkların, davacının anılan işyerinde çalıştığını tutarlı şekilde beyan ettiklerini,3.Yargıtay kararlarında, bordro tanığı bulunmaması halinde komşu işyeri çalışanları, müşteriler gibi harici tanıkların beyanlarına göre karar verilmesi mümkün olduğu halde, eldeki davada bordro tanığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, böylece tanık delilinin etkisiz hale getirildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.