İnşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, ana işverenin hakediş ve kesin kabul onayını yıllarca bekletmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılmasıyla alacağın muacceliyeti, teminat iadesi ve gecikme cezası uygulanmaması kararı.
Özet: Mendeleev first published the periodic table of elements in 1869. The number of known elements was relatively small at that time, but it was already much larger than the "few" you mentioned. Approximately 60 elements were known when Mendeleev presented his first version of the periodic table. His table was truly revolutionary and provided a framework for understanding the relationships between elements and predicting the properties of undiscovered ones.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/805 E., 2024/517 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI: 2018/552 E., 2021/705 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.07.2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile Ankara ...'nda inşa edilecek olan ... Eğitim ve Sağlık Kampüsü'nün laminat kapılarının yapım işinin davacı şirket tarafından üstlenildiğini, davacının işi sözleşmeye uygun bir şekilde yapıp teslim ettiğini ancak davalının bakiye 583.935,11 TL alacağının sözleşmenin 27. maddesi uyarınca hakedişinin asıl iş sahibi ... Çocuklar Sağlık ve ... (...) tarafından onaylanmadığından bahisle ödemediğini, davacının, hakedişlerin onaylanması için üç yıldır beklediğini, beklenmesi gereken makul sürenin çoktan aşıldığını, davalının eksik ve hatalı yapmış olduğu diğer imalâtlardan kaynaklı olarak asıl iş sahibi tarafından kesin kabul işlemlerinin yapılamamasından davacı şirketin sorumlu tutulmasının ve ödeme yapılmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, 583.935,11 TL asıl alacağın işin bitirildiği 06.10.2015 tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte tahsili için davalı hakkında Ankara 1. İcra Dairesi'nin 2018/4568 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, 583.935,11 TL asıl alacak ve şimdilik 35.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 618.935,11 TL alacak yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... tarafından onaylanmayan 280.157,99 TL tutarında yedi numaralı son hakedişten kaynaklanan alacağı dışında, davalı nezdinde 58.674,35 TL tutarında nakit teminatı ve ... tarafından ödenmeyen ve son hakedişi onaylanmadığından son aşamada miktarı değişebilecek olan 119.636,75 TL cari alacağının bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 27., 28. ve 31. maddeleri uyarınca davalı şirketin hakedişleri asıl iş sahibi ... tarafından onaylanmadan ve kesin hesap ile kesin kabul işlemleri yapılmadan davacının alacağının net olarak belirlenmesinin ve ödenmesinin mümkün olmadığını, davacının bu aşamada muaccel bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının üstlendiği tüm işleri gerçekleştirdiği ve davalıya teslim ettiği, herhangi bir eksik imalâtının bulunmadığı, bu imalâtların asıl iş sahibi tarafından kullanılmakta olduğu ve davalı yüklenici ile asıl iş sahibi ... tarafından herhangi bir ayıp bildiriminde bulunulmadığı, davacının teslim ettiği iş için ücrete hak kazandığı, davalının asıl iş sahibi ...'e yaptığı geçici kabul başvurusu üzerine 16.09.2015 tarihinde oluşturulan geçici kabul heyeti tarafından geçici kabul tarihi 16.09.2015 tarihi kabul edilerek geçici kabul eksikliklerini ve kusurlarının giderilmesi için davalıya 45 gün süre verildiği, eksiklik ve kusurların başka bir yüklenici tarafından giderildiğine ilişkin davaya feri müdahil olan ... tarafından bir iddia ileri sürülmediğinden eksiklik ve kusurların davacı tarafından giderildiğinin kabul edildiği, bu halde 30.12.2015 tarihinde tamamlanan işe ilişkin geçici kabul tutanaklarının asıl iş sahibi ... tarafından halen onaylanmamış olduğunun, dava tarihine kadar yaklaşık üç yıl, bilirkişi rapor tarihine kadar yaklaşık beş yıl, karar tarihine kadar da yaklaşık altı yıl geçtiği dikkate alındığında davacıya karşı ileri sürülmesinin ve alacağın muaccel olmadığından bahisle ödeme yapılmamasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre davacı açısından akde tahammül süresinin aşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre asıl işveren olmadan tek başına davacının geçici ve kesin kabul işlemlerini yapabilecek olan davalının kesin hakedişi de yapabileceği, geçen süreçte hakedişin yapılmamasının ödemeden kaçınma ve alacaklı temerrütü olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda davacının gerçekleştirdiği tüm imalâtın bedelinin ödenmesi gerektiği, işin süresinde teslim edilmemesi davacıdan kaynaklanmadığından gecikme cezası kesintisi yapılamayacağı, davacının yedi no.lu hakediş kapsamında 280.157,99 TL, yedi no.lu hakedişten önceki hakedişlerden doğan 199.636,75 TL ve 71.408,80 TL nakit teminat kesintisi olmak üzere toplam 551.203,54 TL alacaklı olduğu ve davacı tarafından 06.03.2018 tarihinde keşide edilen ödeme ihtarının davalıya tebliğ edildiği 07.03.2018 tarihinden sonraki 3 günlük ödeme süresinin sonu olan 12.03.2018 tarihinden itibaren alacağa temerrüt faizi uygulanacağı gerekçesiyle 551.203,54 TL asıl alacak ve 5.267,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 556.470,60 TL alacağa yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile feri müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 27. maddesinde hakedişlerin nasıl düzenleneceği ve ödemenin nasıl yapılacağı, 28. maddesinde geçici ve kesin kabul işlemlerinin ne şekilde yapılacağı, kesin hesabın nasıl onaylanacağı ve kesin kabulden sonra davacının sorumluluğu, 31. maddesinde ise sözleşmenin bitimi ile teminatın nasıl iade edileceği hususları kararlaştırılmış olup, bu maddeler kapsamında taraflaca onaylanan ve kısmen ödeme yapılan ilk 6 hakediş dolayısıyla davacının halen alacaklı olduğu 199.636,75 TL ile bu alacağa 06.03.2018 tarihinde keşide edilen ve 07.03.2018 tarihinden davalıya tebliğ edilen ihtardaki mehil süresi de dikkate alınarak 12.03.2018 tarihinden takip tarihi olan 13.04.2018 tarihine kadar işletilecek 1.653,16 TL faiz yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan sözleşme hükümlerine aykırı şekilde asıl işveren tarafından onaylanmayan 7. hakediş de dikkate alınarak kesin hesabın çıkarılması ve kesin hesap şartına bağlanmış olan teminat miktarı da dikkate alınarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekili ile feri müdahil vekilinin istinaf başvurusun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına 199.636,35 TL asıl alacak, 1.653,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 201.289,91 TL alacağa yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ve davaya feri müdahil olan iş sahibinin yapılan işlerle ilgili eksik ve ayıp bildiriminde bulunmadıklarını, yedi numaralı hakedişin onaylanmamasında haklı bir neden olmadığını, davalının hakedişinin muhtemelen yaptığı diğer imalâtlardan kaynaklı olarak onaylanmadığını, dava tarihi itibarıyla üç yıl, halen dokuz yıl geçmesine rağmen hakedişin onaylanmamasının ticaret ahlâkına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, onay için beklenmesi gereken makul sürenin çoktan geçtiğini, davacının tüm alacağının ödenmesi gerektiğini, dava konusu alacak davalı yönünden belirlenebilir nitelikte olduğundan icra inkâr tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen alacak miktarı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530/f.IV. maddesi uyarınca dava konusu alacağın dayanağı olan faturanın tebliğ edildiği tarihten 30 gün sonra temerrüte düşülmüş olacağını, temerrüt faizinin hesabında bu tarih esas alınmadan eksik faize hükmedildiğini, ayrıca takip sonrası için ticari faiz oranının sabit olarak %10,75 olarak belirlenmesinin doğru olmadığını, ticari faiz oranlarının değişebileceğini, icra takibinde %10,75 ve değişen oranlara göre faiz talebinde bulunulmasına rağmen bu talebin dikkate alınmadığını beyan etmektedir. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; davalı ile davaya feri müdahil olan asıl iş sahibi arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle davalının hakedişinin onaylanmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın hakem heyetine intikal ettiğini ve yargılamanın halen devam ettiğini, davacının yaptığı işten kaynaklı olarak davalı aleyhine gecikme tazminatına ve nefaset kesintisine hükmedilmesi halinde davacıya rücu edileceğinden bu aşamada belirli ve muaccel bir alacağının olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. 3. Fer'i müdahil temyiz dilekçesinde özetle; davacının işi süresinde tamamlamadığını, gecikme cezası uygulanmayacağına ilişkin mahkeme kabulünün hatalı olduğunu, davalı yüklenici şirketle müvekkili ... arasında sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin Hakem Heyeti başvurusunun halen derdest olduğunu, bu sebeple geçici ve kesin kabul işlemlerinin tamamlanmadığını aksi halde gecikme cezası ve nefaset alacağının hesaplanarak alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı hakediş alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekili ile feri müdahil vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı ile davalı arasında 24.07.2014 tarihinde, asıl iş veren ...'e ait Ankara ...'nda davalı tarafından inşa edilecek olan ... Eğitim ve Sağlık Kampüsü'nün laminat kapılarının davacı tarafından yapımı hususunda sözleşme imzalanmış ve davacı kendi edimini 23.03.2016 tarihinde tamamlayarak davalıdan geçici kabul yapılması talebinde bulunmuştur. Davalı taraf ise sözleşmenin 27., 28. ve 31. maddeleri uyarınca geçici kabul işlemlerini yapmamış, dava konusu hakediş alacaklarını da ödememiştir. Bunun üzerine davacı iki yıl sonra 13.04.2018 tarihinde ilâmsız icra takibi başlatmış, vaki itiraz üzerine de 03.07.2018 tarihinde bakiye hakediş alacağı ile nakit teminat kesintisinin ödenmesi hususunda iş bu davayı açmıştır. Davalı taraf asıl iş sahibi feri müdahil ... ile aralarındaki davanın halen hakemde devam ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiş ise de, davacının sözleşme konusu işi yapıp teslim ettiği anlaşılmakla geçici kabul için beklenilmesinde dava tarihine kadar geçen süre, dava tarihinden sonraki yargılama süreci ve yüksek enflasyon oranı dikkate alındığında tahammül sınırı aşılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, davalının asıl iş veren feri müdahil ile aralarında devam eden davayı ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Davalı taraf süresinde ayıp ihbarı ve eksik iş bildiriminde bulunmadığına göre davalı yüklenici tarafından davacının talebinin karşılanması gerekmektedir. İstinaf Mahkemesince davacının ödenmeyen tüm hakediş alacağı hesaplanıp, nakit teminat kesintisi ile birlikte hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin 27., 28. ve 31. maddeleri uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; takip sonrası için işleyecek faiz için davacının ödeme emrinde talep ettiği şekilde %10,75 ve değişen oranlarda faiz uygulanmak suretiyle takibin devamı yönünde karar verilmesi gerekirken, bu oranın %10,75 oranı ile sınırlı tutularak talebe aykırı karar verilmesi de hatalı olmuştur. VI. KARAR 1. Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile feri müdahil vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.