Şirketin, eski finans müdürünün vergi cezası ihbarnamelerini bildirmeme ihmali sonucu maruz kaldığı zararın tazmini talebinin yargılandığı temyiz süreci.
Özet: Bir şirket, muhasebe ve finansman müdürü olan çalışanının, şirket adına gelen yedi adet elektronik vergi cezası ihbarnamesini zamanında yöneticilere bildirmemesi ve gereken işlemleri yapmaması sonucu, tebliğlerin kesinleşmesi ve itiraz/yapılandırma imkanının ortadan kalkmasıyla 2.185.526,36 TL vergi cezası ödemek zorunda kalarak zarara uğradığı iddiasıyla tazminat davası açmış; ancak ilk derece mahkemesi, davalının görev tanımında zarara yol açabilecek ihmalinin ispatlanamadığı, cezaların iptalinin kesin olmadığı ve yapılandırmanın ayrı bir işlem olduğu gerekçesiyle, istinaf mahkemesi de davalının eylemleriyle oluşan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı tespitiyle davayı reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/5981 E.  ,  2025/9173 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/515 E., 2025/1218 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aliağa 2. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/84 E., 2025/31 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 23.01.2015-14.12.2021 tarihleri arasında önce ... . AŞ ünvanı altında daha sonra da ... AŞ ünvanı altında muhasebe ve finansman müdürü ve son olarak da finans danışmanı sıfatıyla çalıştığını, davalının görev tanımının; müvekkili Şirketin elektronik tebligatlarını, Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarını kontrol etmek ve muhasebesel işlemler için aksiyon almak, muhasebe dışı işlemler için de gerekli işlerin yapılması için ilgili birimlere iletmek olduğunu, davalının müvekkili Şirket bünyesinde çalıştığı dönemde vergi dairesi tarafından müvekkili Şirket aleyhine tanzim edilen 7 adet vergi cezası ihbarnamesinin 06.09.2021 tarihinde müvekkili Şirkete gönderildiğini, bu bildirimin davalıya iletildiğini ancak davalının hiçbir işlem yapmaması nedeniyle ihbarnamelerin 11.09.2021 tarihinde sistemde okunduğunun kabul edildiğini, davalının belirtilen tarihlerde ihbarnamelerin tebligatlarından kimseye söz etmediğini, işlem yapılması için herhangi bir talepte bulunmadığını, söz konusu durumun müvekkili Şirket tarafından ancak 19.11.2021 tarihinde ihbarnamelerin kesinleşmesi sonrasında vergi dairesine ödeme yapılmadığı için Şirket adına haciz işlemi başlatılarak banka hesaplarına bloke koyulmak istenmesi üzerine ilgili memurun Şirketin bütün cezalara ilişkin yapılandırma başvurusunda bulunduğunu görmesi, bu cezaları neden dâhil etmediğine anlam verememesi ve bu gariplik karşısında farklı bir durum olduğunu sezerek Şirketi araması neticesinde haberdar olduğunu ancak cezaların iptali / kaldırılması için itiraz yolunun tebliğden itibaren 30 gün sonra kapandığından cezalara itirazın sağlanamadığını, her ne kadar cezaların ödenmemesi için tüm ihtimaller araştırılmış ise de 08.12.2021 tarihinde davalının müvekkil Şirketin tebligatlarını zamanında kontrol etmemesi/ bildirmemesi sebebiyle vergi cezalarına süresi içinde itiraz edilememesi dolayısıyla müvekkili Şirketin cezalarını ödemek zorunda kaldığını, aksi hâlde müvekkili Şirketin banka hesaplarına bloke konma tehlikesinin olduğunu, bu hâliyle de davalının Şirketin zararına sebebiyet verdiğinin tutanak ve tanıklar ile tespit edildiğini, bu hususta aynı gün davalının savunmasının istendiğini, davalının yazılı savunmasında açıkça ihbarnameleri okuyup gereğini yapmamak konusunda sorumluluğu kabul ettiğini, buna göre 14.12.2021 tarihli ihtarname ile davalının iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedildiğini, iş sözleşmesinin her iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olduğunu, işçinin temel ediminin iş görmek olduğunu, davalının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, davalının ceza ihbarnamesi geldiğini ilgili yetkililere haber vermesi durumunda 30.09.2021 tarihinde yapılan yapılandırma başvurusuna bu cezaların da dâhil edileceğini ve müvekkili Şirketin 2.185.526,36 TL ceza ödemek yerine en azından yapılandırma hâlinde çok daha küçük rakamları ödemek durumunda olacağını, davalının kusurlu davranışı sebebiyle Şirketin uğradığı zararın tazmininin gerektiğini iddia ederek maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Şirkette iddia edildiği gibi zarara yol açacak bir görev tanımı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının görev tanımı incelendiğinde zarara yol açabilecek ihmalinin bulunduğunun ispatlanamadığı, ayrıca vergi cezalarının bildirilmesi ve takibi durumunda da iptal edilmesinin bir olasılık olduğu, yapılandırma hususunun ise itiraz ve takipten farklı olarak zaten yapılabilecek bir işlem olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; sunulan deliller ile işyeri özlük dosyası birlikte değerlendirildiğinde davalının eylemleriyle oluştuğu iddia edilen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalının ihmali neticesinde davacı Şirketin büyük bir zarara uğradığını,
2. Bu zararın tazmininin davacıdan sağlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; işçinin görevini yerine getirmediği iddiasıyla oluşan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.