Yurt dışı şantiyelerinde çalışan işçinin işçilik alacakları davasında yabancı hukukun, zamanaşımı sürelerinin ve milletlerarası özel hukuk hükümlerinin uygulanabilirliği üzerine Yargıtayın değerlendirmesi.
Özet: Davacı işçinin Rusyadaki şantiyelerde demirci ustası olarak çalıştığı dönemden kaynaklanan kıdem, ihbar, fazla çalışma ve tatil ücreti alacaklarının tahsili amacıyla açtığı işçi alacağı davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıkta Rus hukukunun uygulanması ve Rus İş Kanununda öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi üzerine, Yargıtay önüne gelen temyiz başvurusunda, iş sözleşmesine hangi hukukun uygulanacağı, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı ve usul hukuku kapsamında verilen kararların isabeti konuları değerlendirilmektedir.
9. Hukuk Dairesi         2025/4462 E.  ,  2025/9187 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1127 E., 2024/3058 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/261 E., 2024/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve katılma yoluyla davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.09.2011-07.10.2018 tarihleri arasında davalının ...'daki şantiyelerinde demirci ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, tüm alacaklarının davacıya ödendiğini, davacının hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 30.09.2011- 20.04.20 15... .10.2015-18.02.2016 tarihleri arasındaki dönemde davalının ... şantiyelerinde çalıştığı, somut uyuşmazlığa ... iş hukukunun uygulanması gerektiği, dava tarihi dikkate alındığında davanın ... iş mevzuatında düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, ... İş Kanunu'nun 392. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi gözetildiğinde eldeki davanın fesihten itibaren zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından davanın reddi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi hatalı olmakla birlikte sonucu itibarıyla davanın reddine dair kararın yerinde olduğu ancak davalı davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini,
b. Davalının cevap dilekçesinde ya da ön inceleme duruşmasında yabancı hukuk savunmasında bulunmadığını, taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığına dair herhangi bir sözleşme olmadığını, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
c. Rus hukukunda yer alan sürelerin hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresi olarak değerlendirilemeyeceğini,
d. Kıdem tazminatı kamu düzenine ilişkin olduğundan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
e. Verilen kararın hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu,
f. Rus hukukunun yeterli şekilde irdelenmediğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinde; müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi, harçların iadesi ve yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yüklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı, zamanaşımı, harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir.
1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının ...'da bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince ... hukuku uygulanarak yargılama sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 01.10.2015-18.02.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması yerindedir.
Davacının diğer çalışma dönemi bakımından ise taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair dosyada herhangi bir sözleşme veya başkaca delil bulunmamaktadır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 30.09.2011-20.04.2015 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 30.09.2011-20.04.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Kabule göre de somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtayın daha önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddi hâlinde, davacı aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı kabul edilmiştir. Ancak eldeki dava 10.02.2021 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 3 23... . maddeleri dikkate alınarak yargılama gideri ve vekâlet ücreti konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.