Annenin kız çocuklarından miras paylarını kaçırmak amacıyla taşınmazını oğullarına satış yoluyla devrettiği iddiasıyla açılan muris muvazaası davasında tapu iptali ve tescil talebinin temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, muris annelerinin taşınmazı oğullarına satış yoluyla devrinin kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuşlar; davalılar ise taşınmazların fiilen taksim edildiğini ve murisin mal kaçırma kastı olmaksızın miras paylaştırma amacı güttüğünü savunmuş, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı ve murisin amacının miras paylaşımı olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş ve karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2154 E., 2024/2359 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/173 E., 2024/195 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar; muris anneleri ...'nun 1 14... (ifrazla 1 14... , 1 58... parseller) parsel sayılı taşınmazını oğulları olan davalılara satış yoluyla temlik ettiğini, temlikin kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı yapıldığını ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemişlerdir.II. CEVAP 1. Davalılar ............ ve ...........; dava konusu taşınmaz ile birlikte kök muris babalarına ait bütün taşınmazların 1974-1975 yıllarında murisleri tarafından fiilen taksim edildiğini, davacıların da kanunen kendilerine ait olan payları aldıklarını, taksim sırasında ayrıca Samsun ili, İlkadım ilçesinde bulunan bir bağımsız bölümün de davacılara verildiğini, daha sonra bu bağımsız bölümün bilgileri dışında ve rızaları alınmadan önce üçüncü bir kişiye, daha sonra da diğer davalı ...'a satıldığını, muvazaalı yapılan bu işlemle ilgili dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, taksim sırasında taşınmazların tapusuz olduğunu, tapulama faaliyetleri sonucu taksim edilen tüm taşınmazların muris ...adına tespit ve tescil edildiğini, murisin sağlığında taşınmazların bir kısmını taksime uygun olarak hak sahiplerine verdiğini, kız ve erkek çocukları arasında ayrım yapılmadığını, murisin ölümünden sonra taşınmazların mirasçılar adına tescil edildiğini, davalı ...'in 1 14... parsel sayılı taşınmaz üzerine 1980'li yıllarda ev inşa ettirdiğini, 23.05.2019 tarihinde imar affından yararlanarak binayı ruhsatlı hale getirdiğini, 1974 yılında yapılan taksime göre davacılara verilip kadastro sonucu muris adına kaydedilen 1 13... parsel sayılı taşınmazın da murisin ölümünden sonra tüm mirasçılar adına tescil edildiğini, taşınmaz taksim sırasında 3 dönüm iken kendileri tarafından alınan yerlerle 15 dönümün üzerine çıktığını, bu nedenle davacıların sadece 3 dönümlük kısmında hak sahibi olduklarını belirtip davanın reddine, aksi halde tapu iptali ve tescil yerine tenkise karar verilmesini istemişlerdir.2. Davalı ... davaya süresinde cevap vermemiş; aşamada, dava konusu taşınmazların devri karşılığında dava konusu olmayan 15 dönümlük başka taşınmazda kız kardeşlerine daha fazla yer vereceklerini murise teklif ettiklerini, bunun üzerine murisin dava konusu taşınmazı üç oğluna devrettiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin geride kalan taşınmazdaki payının davalılara devredilenlerden daha değerli olduğu, tüm mirasçıları ile arasının iyi olup mal kaçırma amacı taşıyan bir eylemde bulunmadığı gibi davacıların saklı paylarını zedeleme kastının da bulunmadığı, mirasını paylaştırmak amacıyla hareket ettiği, muvazaa iddiasının davacılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; dava dilekçesindeki iddialarını yinelemişler; tüm dosya kapsamı ile muvazaa iddialarının ispatlandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davalılar lehine fahiş vekalet ücretine hükmedildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel, bu da mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1924 doğumlu muris ...'nun 03.10.2021 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak davanın taraflarının kaldığı; murisin 117 parsel sayılı taşınmazını 15.10.2001 tarihinde 1/3'er paylarla oğulları olan davalılara satış suretiyle temlik ettiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uygulaması sonucu taşınmazın 1 14... parsel numarasını aldığı, 26.08.2022 tarihli ifrazen taksim işlemi neticesinde 3 parçaya ayrıldığı, 1 14... parselin davalı ... adına, 1 14... parselin davalı ... adına, 1 14... parselin ise davalı ... adına müstakilen tescil edildiği anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide ''muris muvazaası'' olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.Öte yandan; mirasbırakan, sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.Somut olayda; muris tarafından davacılara yapılmış bir taşınmaz temlikinin bulunmadığı, murisin geride tek parça taşınmazının kaldığı, dosyaya sunulan tapu senedine göre dava dışı 10 60... parseldeki 1 nolu meskenin muris tarafından 1986 yılında davalı ...'a hibe suretiyle temlik edildiği, dava konusu taşınmazın satış bedeli ile keşfen saptanan değeri arasında fahiş fark olduğu; dinlenen tanık beyanlarından ekonomik durumu iyi olan murisin taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığı, erkek çocuklarına daha çok yer vermek istediği ve taşınmazı tapuda onlara devrettiği ancak kızlarına tapuda herhangi bir devir yapmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalıların taksim savunmasını ispatlayamadıkları, murisin dava konusu taşınmazları kız çocukları olan davacılardan mal kaçırma amacıyla, muvazaalı şekilde davalılara temlik ettiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, tapu iptali ve tescil istekli davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.