Kooperatif adına usulsüz tescil edildiği iddia edilen parsellerin tapu iptali ve tescili davasında zamanaşımı ve usuli kazanılmış haklar çerçevesinde yapılan karar düzeltme talebinin reddine ilişkin Yargıtay kararı.
Özet: Bir kooperatifin, üyeleri adına usulsüz tescil edildiğini iddia ettiği parsellerin tapu iptali ve tescili talebiyle açtığı davada, davalıların taşınmazları kura ile edindiği ve zamanaşımı savunması yaptığı, ilk derece mahkemesinin zamanaşımı gerekçesiyle verdiği ret kararının, usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilmediği için kısmen bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada bir parsel için davanın konusuz kaldığı, diğer parsel içinse yeniden zamanaşımı nedeniyle reddedilen kararın Yargıtay tarafından onandığı ve davacının karar düzeltme taleplerinin büyük ölçüde reddedilerek ilk derece mahkemesinin son kararının hukuka uygun bulunduğuna hükmedilmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2025/2680 E.  ,  2025/3974 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2023/212 E., 2023/489 K.
MİRAS BIRAKAN:
I. DAVA
Davacı kooperatif vekili dava dilekçesinde özetle, kooperatif adına kayıtlı parsellerin kooperatif tarafından bir satış olmamasına rağmen davalı kooperatif üyeleri ...ve ... adına usulsüz tescil edildiğini belirterek tapu iptali ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... . vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ayrı taşınmazlar olduğunu ve diğer davalı ile ayrı dava açılması gerektiğini, 1975 yılında kooperatif tarafından yapılan çekiliş sonucu tapusunu aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ayrı taşınmazlar olduğunu ve diğer davalı ile ayrı dava açılması gerektiğini, 1975 yılında kura çekimi sonrasında tapusunu aldığını, diğer üyeler gibi aynı oranda hisse aldığını, davacının iddia ettiği gibi 250 m² fazladan almadığını, 250 hisse oranının kooperatif tarafından m² olarak yanlış okunduğunu, kooperatifin sosyal hizmet binaları ve toplam yolların işgal ettiği alandan 250 m²'lik arsa verileceği kooperatif tarafından beyan edilerek imzalandığını bu durumun parselasyon işleminin yapıldığı noter belgesinden anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ..., taşınmazın alınmasının 20 yıldan fazla olduğunu savunarak zamanaşımı yönünden davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozma kararına uyarak verdiği 23.02.2021 tarihli kararı ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, dava, 4545 ada, 7 parsel ve 11255 ada, 5 parsel sayılı taşınmazların tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında zamanaşımı itirazında bulunan ve iştirak halinde malik olan ...’in bu itirazından diğer mirasçıların da yararlanması gerektiği belirtilerek sadece ...’in iştirak halinde malik olduğu hisse açısından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin, ilk kabul kararını temyiz etmeyen diğer davalıların malik olduğu parsel yönünden de davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ye ait Adana İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 5 parsel yönünden taşınmazda 212,00 m²'nin 05.01.20 16... yevmiye numaralı mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi işlemi ile davacı adına tescil edildiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu Adana İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 4545 ada, 7 parsel yönünden ise Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/1964 Esas, 2019/1732 Karar sayılı ilamı ve TMK'nın 702/son ve TMK'nın 712. maddesi gereği dava zaman aşımının dolmuş olduğu gerekçesiyle, davasının zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
3.Bu kararın süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 15.04.2025 tarihli, 2024/1180 Esas, 2025/1507 Karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde;
a. Davalıların usulsüz tescili bilebilecek durumda olduklarını ve taşınmazı kullanmadıklarını, davacının yolsuz tescil nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunu,olağan ve olağanüstü zamanaşımına dair zilyetlik koşulunun gerçekleşmediğini, bozma ilamına göre temyiz etmeyen malikler ..., ... yönünden de usuli kazanılmış hak oluştuğunu,
b. ...’in karardan önce vekaletten azlettiğini, vekil ile temsil edilmeyen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı kooperatifin üyelerine karşı açmış olduğu tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bilindiği üzere usulü kazanılmış hak müessesesi, yasayla düzenlenmemiş, Yargı uygulamalarıyla yerleşmiştir. Bu yerleşik uygulamadan sonra 6100 sayılı HMK'nın 373/6. maddesi ile “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir çok kararında ön sorun olarak bu hususu değerlendirmiş, 2021/843 E., 2022/80 K. sayılı kararında “21. öte yandan 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanun ile HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm ile Yargıtay Dairesinin iki bozma kararı arasındaki çelişkinin giderilmesi için temyiz inceleme yetkisi Hukuk Genel Kurulu'na verilmiştir. Böylelikle Yargıtay Dairesinin birbiriyle çelişen kararlarının Hukuk Genel Kurulu'nda incelenerek giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme birinci veya ikinci bozma kararı lehine bir doğruluk veya kesinlik karinesi ihdas etmemekte olup, düzenleme ile somut olay ekseninde iki zıt bozma kararından hangisinin uygun olduğuna yahut bunların dışında başka bir çözüm seçeneğinin bulunup bulunmadığına üçüncü defa Özel Daire değil de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar verebilecektir. Bu düzenleme, üçüncü kararların türlerine bakılmaksızın temyizen incelenmesi yönünden direnme kararlarındaki rejimi bu kararlara da bir tür teşmil etmektedir. Bu itibarla HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm de esasında usulî müktesep hakkın istisnalarından birini oluşturmaktadır.
Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/1-2620 E., 2021/445 K.; Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-704 E., 2021/303 K.; Hukuk Genel Kurulu'nun 25.11.2020 tarihli ve 2017/11-2474 E., 2020/944 K.; Hukuk Genel Kurulu'nun 13.10.2020 tarihli ve 2017/15-430 E., 2020/744 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.” diyerek bozmaya uymakla usulü kazanılmış hak oluşmayacağı sonucuna varmıştır.
3.Bozma ilamına uymanın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını belirledikten sonra işin esasına gelince; Kooperatiflerde, tapu iptali ve tescil, üyelik tespiti ve tahsis hakkına dayalı davalarda olduğu üzere üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece kooperatif ile üye arasında zamanaşımı süresi işlemez.
4.Somut olayda dosya kapsamına göre davacı kooperatif tarafından kooperatif adına tescili istenen dava konusu 4545 ada, 7 parsel yönünden yapılan incelemede; 4545 ada, 7 parselin kayıt maliki olan davalı mirasçıların murisi ...’in davalı kooperatif üyesi olduğu hususu taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. ... dışındaki davalıların murisinin kooperatif üyesi olduğu belirtilerek davalılara haksız olarak fazladan tescil edilen taşınmazın iptalini isteyen davacı talebinin, kooperatif üyeliğine ve tahsise sıkı sıkıya bağlı bir talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar Dairemizin 13.12.2022 tarih ve 2021/6422 Esas, 2022/5825 Karar sayılı ilamıyla, 4545 ada, 7 parsele ilişkin olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, davanın bu parsel yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, Dairemizin 15.04.2025 tarih, 2024/1180 Esas, 2025/1107 tarihli ilamı ile de onanmış ise de; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/6. fıkrası, yukarıda yapılan açıklamalar ile davacı talebinin niteliği ve 4545 ada, 7 parsel için davalıların murisinin üyelik sıfatı dikkate alındığında, üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden, mahkemece dosyanın esasına girilerek ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Dairemizin 15.04.2025 tarih, 2024/1180 Esas, 2025/1107 Karar sayılı onama ilâmının kaldırılarak, bu kez yapılan inceleme neticesinde kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin 1. bentte açıklanan nedenlerle diğer karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,
2.Davacı vekilinin 2., 3. ve 4. bentlerde açıklanan nedenlerle karar düzeltme talebinin KABULÜNE,
Dairemizin 15.04.2025 tarih, 2024/1180 Esas, 2025/1107 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
2-Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istek halinde davacıya iadesine,
20.11.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava davacı kooperatif tarafından davalı kooperatif üyeleri hakkında açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince 16.06.20 15... /292 E. 215-595 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 07.05.20 19... /1964 E. 2019/1732 K. sayılı ilamıyla “Her ne kadar mahkemece, ...’i ilgilendiren 45 45... parselde kayıtlı olan ...’den; ...’e ondan da iştirak halinde davalı ... dışındaki diğer davalılara intikal eden 2 12... payın tapu iptaline karar verilmiş ise de iştirak halinde malik olan ...’in süresinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunması ve diğer davalı mirasçıların da bu itirazdan yararlanması gerektiği karşısında, bu hisse açısından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.”, gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Davacı vekilinin bozma ilamına karşı yapmış olduğu karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyularak 23.02.20 21... /103 E. 2021/122 K. sayılı kararla davacıların davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili üzerine temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.12.20 22... /6422 E. 2022/5825 K. sayılı ilamıyla “dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dava, 45 45... Parsel ve 112 55... parsel sayılı taşınmazların tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında zamanaşımı itirazında bulunan ve iştirak halinde malik olan ...’in bu itirazından diğer mirasçıların da yararlanması gerektiği belirtilerek sadece ...’in iştirak halinde malik olduğu hisse açısından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin, ilk kabul kararını temyiz etmeyen diğer davalıların malik olduğu parsel yönünden de davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Davacı vekili ve davalı ... vekilinin bozma ilamına karşı karar düzeltme talepleri de reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak, 07.11.20 23... /212 E. 2023/489 K. sayılı ilam ile davacının davaya konu Adana İli ... İlçesi ... Mahallesi 45 45... parsel yönünden davasının zaman aşımı nedeniyle REDDİNE, Davacının davaya konu Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi 112 55... parsel (... Tapu Sicil Müdürlüğünün 27/12/20 19... yevmiye numaralı imar düzenlemesi ile ... Mahallesi 149 71... parsel) yönünden davasının konusuz kalması ile bu parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dair karar verilmiştir. Söz konusu kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.04.20 15... /1180E. 2025/1507 K. sayılı ilamıyla kararın onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Davacı vekilinin Dairemizin onama kararına karşı karar düzeltme istemi üzerine sayın çoğunluk tarafından “her ne kadar Dairemizin 13.12.2022 tarih ve 2021/6422 E., 2022/5825 K. sayılı ilamıyla, 45 45... parsele ilişkin olarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, davanın bu parsel yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, Dairemizin 15.04.2025 tarih, 2024/1180 E., 2025/1107 tarihli ilamı ile de onanmış ise de; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/6. fıkrası, yukarıda yapılan açıklamalar ile davacı talebinin niteliği ve 45 45... parsel için davalıların murisinin üyelik sıfatı dikkate alındığında, üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden, mahkemece dosyanın esasına girilerek ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin önceki onama ilamının kaldırılarak kararın bozulması” gerektiğine karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince verilen kararların Dairemizce iki kez davanın zamanaşımına uğramasıyla ilgili bozma kararı verilmesi ve İlk Derece Mahkemesince bu kararlara uyularak davanın zamanaşımı yönünden reddine dair verilen son kararın davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı hususunda toplanmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kurumu davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve bu kararlara karşı toplumda genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay İçtihatlarıyla getirilmiştir.
Usuli kazanılmış hak ilkesinin yine Yargıtay İçtihatlarıyla getirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Bunlar; 1-Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihatı birleştirme kararı çıkması, 2-Bozmaya uyulmasından sonra o maddi konuda yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmünün bulunması, 3-Anayasa Mahkemesinin hüküm kesinleşmeden önce uygulanması gereken kanun hükmünün iptaline karar verilmiş olması, 4-Görev hususu, 5-Hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç gibi kamu düzenine ilişkin konular, 6-Maddi hata (hukuki yanılma) sonucu verilmiş olan kararlar.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda yukarıda açıklanan somut olaylar dikkate alındığında Dairemizce İlk Derece Mahkemesince verilen kararlar iki kez davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği hususunda bozma yapılmış olup, İlk Derece Mahkemesince de bu bozma ilamlarına uyulmuş ve son verilen karar ile de bozma ilamı doğrultusunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir, Dairemizce de İlk Derece Mahkemesinin son kararı da onanmıştır.
Dairemizin bozma ilamlarına İlk Derece Mahkemesince uyularak bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş olması davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Usuli kazanılmış hakkın doğmayacağı istisnai haller yukarıda sayılmış olup, dosya içeriğine göre usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıran herhangi bir istisnada bulunmamaktadır.
Zamanaşımı konusundaki hukuki değerlendirmeler hukuki hata olsa da maddi hata olarak kabulü mümkün olmayıp, yine somut olayda da hukuki muhakemeleri kanunu 373/6 fıkrasının uygulama şartları bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.20 21... /4-1337 E. 2021/1184 K., 12.10.20 21... /22/9-591 E. 2021/1202 K. sayılı kararları da aynı yönde olup davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddi gerekirken sayın çoğunluk tarafından İlk Derece Mahkemesinin onanmasına ilişkin Dairemizin kararının kaldırılarak, kararın yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması yönündeki görüşüne katılamamaktayız.