T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satımdan kaynaklanan alacak talebi ve davalının ayıplı mal iddiasıyla yaptığı itirazın iptali davası.
Özet: Bu ticari uyuşmazlık, davacının ticari satıştan kaynaklanan 68.850,71 TL alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle ilgilidir. Davacı, davalı ile arasındaki mal alım-satım ilişkisinden doğan ve ödenmeyen faturalardan dolayı alacaklı olduğunu iddia ederken; davalı, söz konusu malların kusurlu ve kullanılamaz olduğunu, ayıbı süresinde ihbar ederek iade faturası düzenlediğini ve bu nedenle borcu bulunmadığını savunmaktadır. Uyuşmazlık, malların ayıplı olup olmadığı ve davalının itirazının haklılığı üzerine yoğunlaşmış olup, dosya mali müşavir ve tekstil mühendisi bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/698 Esas
KARAR NO : 2026/18
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/10/2024
KARAR TARİHİ : 13/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında mal alım-satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin 30.12.2023 tarihi itibari ile 68.850,71-TL alacaklı hale geldiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair tüm fatura ve kayıtların davacının defterlerinde mevcut olduğunu, taraflar arasındaki faturalarda bahsi geçen mallara ilişkin borçlu firmaca ödemelerin yapılmamasının müvekkili firmayı büyük zarara uğratmakta olduğunu, belirtilen borç bakiyesi hakkında borçlu firmaya defalarca bilgilendirildiğini ancak bu bildirimlere karşı, borçlu davalı firmaca hiçbir geri dönüş sağlanmadığını, davalı firmaya ulaşmanın mümkün olmadığını, davalı tarafın haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davacının hak ve alacaklarının güvence altına alınması için ve alacağın tahsilinin ileride imkansız hale gelme ihtimali de dikkate alınarak, davalı/borçlu ile ilgili öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tekstil sektöründe çok aktif şirketlerden olduğunu, yüzlerce işçi ve onlarca şirketle çalıştığını ve ticari itibarı olan ticari güven endeksli çalışan bir şirket olduğunu, bu sebeple bir çok tekstil şirketi ile mal alım satımı yaptığını, davacı şirket ile de mal alışverişi yaptığını, ancak davacı şirketin haksız olarak mal faturası düzenlediğini, davacı haksızca Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığını ve müvekkili şirketinde bu takibe haklı olarak itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davacı şirketten kumaş alımı gerçekleştirdiğini, davacı tarafından ilk olarak 16/05/2023 ve 17/05/2023 tarihinde düzenlenen 22.252,59-TL, 6.749,57-TL ve 39.843,95-TL'lik bedelli faturaların malları olan kumaşların müvekkil şirkete ulaştığı an kumaşların kusurlu olduğunu, kullanıma alınamayacağının çıplak gözle görünür halde olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, şirketin İstanbul'da görevlendirdiği bir temsilci tarafından da kumaşların hasarlı olduğunun tespit edilip onaylandığını, faturaların iade edileceği konusunda davacı şirketle anlaşmaya varıldığını, ilk olarak 18/05/2023 tarihinde iade faturaları düzenlendiğini, davacı şirket tarafından sonrasında kusurlu mallarına ilişkin yüzde elli oranda bir bedel ödenmesi teklifinin müvekkili şirkete iletildiğini, müvekkili şirket tarafından hiçbir şekilde kullanılamayacak kumaşlara ödeme yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiğini, bunun akabinde ticari hayatın olağan akışına aykırı olarak faturaların defalarca kendilerine yönlendirildiğini, müvekkilinin almadığı bir malın ücretini ödemesi gibi bir durumun mümkün olmadığını, iki tarafın cari hesap ekstrelerine bakıldığında sorunlu mallara ilişkin faturalara dek müvekkilinin diğer faturaları davalı tarafa ödediğinin anlaşılacağını, davacı ve davalı arasındaki cari hesap ekstresine bakıldığında davalının herhangi bir borcu olmadığının görüleceğini, iade faturalarını cari hesaba işlemeyip icra takibinin öyle açıldığını, tüm bu nedenlerle itirazın iptali davasının esastan reddi ile takibinde haksız kötü niyetli olan davacı-alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 68.850,71-TL alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki alım satım sözleşmesi kapsamında başlatılan icra takibinden dolayı davacının alacaklı olup olmadığı, sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığı hususlarının tespiti isteminden ibarettir.
Mahkememiz dosyası mali müşavir bilirkişisi ve ayıplı malların incelenmesi için tekstil mühendisi bilirkişinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; ''...Taraflara ait 2023 ve 2024 yılları ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde
yapıldığı, tarafların karşılıklı olarak 2023 ve 2024 yıllarında birbirlerine düzenledikleri faturaların Ba-
Bs beyanlarında beyan edildiği ve fatura beyanlarının miktar ve tutar olarak uyumlu olduğu, takip tarihi itibariyle davacı taraf kayıtlarına göre davacının davalıdan 68.850,71-TL alacaklı
olduğu, davacı vekili tarafından takip talebinde talep edilen asıl alacak tutarı ile defter
kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, davalı taraf kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 68.846,11 TL alacaklı
olduğu, davalı tarafından verilen siparişlerin, davacı tarafından ( fason bedel olarak değil – sadece
fason boyama faturası, sadece ham kumaş örme faturası vb gibi- ) üretim kumaş satışı
formunda faturalandırılması; davalı tarafından kumaş sipariş formunda belirtmiş olduğu
birim fiyatlar üzerinden davacının davalıya fatura kesmiş olduğu göz önüne alındığında;
..... kişisinin davacının bir elemanı olarak değerlendirilmesi gerektiği; bu sebeple
davacının ayıplardan sorumlu olması gerektiği kanaatine varıldığı; eğer Sayın Mahkemenin davacının sorumluluğu kapsamındaki kararı yukarıdaki kanaat
ile aynı doğrultuda ise;
1. CITY-1 , CITY-2 ve CITY-4 modellerinde kumaşta belirtmiş olduğu ayıp iddiasının
yerinde olduğu; Modern-2 modelinin kumaşı ile ilgili bir ayıp iddiasına dosya
kapsamında rastlanılmadığı;
2. Yazışmalarda belirtilen ayıpların CITY-1 ve CITY-2 modeli için iğne kırığı ; CITY-4
modeli için kumaşta her topta jüt ve delik şeklinde olduğu ;
3. Söz konusu ayıpların boyutuna ve derecesine bağlı olarak , kimi tespitlerin kumaş
safhasında yapılabilineceği ; kumaş safhasında tespit edilemeyen boyutta ayıpların
ise ürünler dikildikten sonra ( üretimin adetli olması ve seri üretim formunda olması
sebebi ile ) ütü-kalite kontrol aşamasında tespit edilebilineceği ( incelenecek yüzey
alanının küçülmüş olması sebebi ile ) ;
4. CITY-1, CITY-2 ve CITY-4 modellerindeki KUMAŞ ayıp ihbarının zamanında yapılmış
olduğu;
5. CITY-1 ve CITY-2 modellerinde ayıp ihbarı sadece 4 top kumaş için yapılmış olması
ve bunun ile ilgili fireli kesim onayı verilmesi ve 52 kg kumaşın kesim esnasında
fireye ayrılmış olması ve davacı tarafa faturalanmış olduğu ; ancak reklamasyona
konu edilen kumaş sebebi ile 2. Kaliteye ayrılmış ürünlerle ilgili zamanında yapılmış
herhangi bir ayıp ihbarının dosya kapsamında mevcut olmadığı ;
6. CITY-4 modelinde kumaş ayıp ihbarında hemen hemen her topta jüt olduğu ve
kumaşlarda delik olduğunun yazılı ihbarı; ayrıca jütlerin temizleme işçiliğine gitmesi
gerektiği , söz konusu ayıpların .....’ın yetkilendirdiği kişi tarafından
görüldüğü yönündeki ihtarları karşısında , ..... tarafından kumaşların
kesiminin yapılmaması ve kendilerine iade edilmesi yönünde bir uyarının davalıya
yapıldığına dair bir yazışmaya dosya kapsamında rastlanmadığı ; Bu sebeple ..... tarafından kesim onayının sessiz kalınarak verildiği yönde kanaate varıldığı;
7. CITY-4 ile ilgili kumaştaki ayıplar sebebi ile 2. Kalite ürün çıkabilme durumunun
aşikar olduğu ; Bu durumun kumaş ile ilgilenen bir satıcı tarafından da rahatlıkla
öngörülebilineceği ;
8. Davalı tarafından reklamasyon faturasında belirtilen 811 adet ürüne karşılık , davalı
tarafından dava dışı müşterisine 776 adet ikinci kalite ürün gönderdiği , dosya
kapama bilgilerinde de 749 adet ürünün %1.5 üzeri hataya sahip olduğunun not
edildiği görülmektedir. Bu sebeple hesaplamanın 811 adet üzeründen değil, 749
adet üzerinden yapılması gerektiği ;
9. CITY-4 modelinde Kumaş sebebi ile açığa çıkmış 2. Kalite ürünlerde jüt çıkarma
işçiliğine esas olan adetlerin miktarsal yönü itibari ile doğruluğunun , dosya
kapsamına sunulan delillerden yapılamadığı ; işçilik için yapmış olduğu ödeme
bilgilerini ( dekont, fatura , makbuz vb ) dosya kapsamına sunması gerektiği;
10. Davalı tarafından jüt çıkarma işlemi ve işçiliği ile alakalı kestiği reklamasyonun
miktarsal kısmının doğruluğu Sayın Mahkemece teyit edildiğinde; Sayın
Mahkemenin kanaatine bağlı olarak, davalı tarafından davacıya kestiği reklamasyon
faturasının 38.769,25 TL (kdv dahil) tutarının değerlendirmeye alınabileceği ;
11. Bu doğrultuda davacının davalıdan 68.850,71 TL – 38.769,25 TL = 30.081,46 TL
alacaklı olacağı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi raporunda, faturaya konu ürünlerdeki ayıpların niteliği hakkında açık bir belirleme yapılmadığı, ayıplı ürünlerin davalıya teslim tarihi, iade ve reklamasyon faturası tarihleri göz önünde bulundurularak ayıp bildiriminin teslimden itibaren kaç gün içerisinde ve ne şekilde yapıldığına, iade ve reklamasyon faturalarının taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığına, iade ve reklamasyon faturalarının tarafların BA/BS bildirimlerinde yer alıp almadığı hususlarına ilişkin net tespitler yer almadığı görülmekle; ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğunun net bir şekilde tespiti ile ayıplı ürünlerin davalıya teslim tarihi, iade ve reklamasyon faturası tarihleri göz önünde bulundurularak ayıp bildiriminin teslimden itibaren kaç gün içerisinde ve ne şekilde yapıldığının açık ve net bir şekilde ortaya koymak, iade ve reklamasyon faturalarının taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, iade ve reklamasyon faturalarının tarafların BA/BS bildirimlerinde yer alıp almadığı hususlarında değerlendirme yapmak ve tarafların itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor tanzim etmek üzere dosya daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetine ek rapor için tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda özetle; "...
Ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğunun net bir şekilde tespiti ;
CITY-1 ve CITY-2 modelleri için kumaşlarda iğne kırığı şeklinde ayıp ihbarı olduğu;
Söz konusu ayıpların büyük veya küçük boyutta ve belirgin veya az belirgin olmasına göre davalı
tarafından kimi hataların kumaş safhasında, kimilerinin ise ( kumaş yüzeyinin büyüklüğü karşısında
ayıbın küçük boyutta kalabilmesi sebebi ile ) kesim yapıldıktan sonra ( kumaş düzleminden daha
dar bir kumaş düzlemi olan ürün beden düzleminde ) dikimden sonra yapılacak kalite kontrol
aşamasında tespit edilebilinecek boyutta ayıplar olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple kesim öncesi
kumaş kontrol safhasında tespit edilebilinecek büyük boyuttaki hatalar için kesim öncesi AÇIK ayıp,
kesim akabinde dikim sonrası kalite kontrol aşamasında tespit edilebilinecek küçük boyutta hatalar
için dikim sonrası kalite kontrolde tespit edilebilinecek AÇIK ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği;
Modern-2 modeli için herhangi bir yazılı ayıp ihbarına rastlanılmadığı ve ürünler görülemediği için
kumaş ile ilgili ayıbın mevcut olup olmadığı tespit edilemediği;
CITY -4 modeli için Ayıp ihbarının Siyahlarda her topta jüt ve kumaşlarda çok delik olduğu, ayrıca top
kesim yerlerinin eklerinden yapılmamış olduğu şeklinde belirtildiği ; Tarafımızca da bu ürün
numunelerinde hem iğne kırığı ama ağırlıkta jüt ve delik ve tamir edilmeye çalışılmış delik noktaları
tespit edildiği;
Söz konusu ayıpların büyük veya küçük boyutta ve belirgin veya az belirgin olmasına göre davalı
tarafından kimi hataların kumaş safhasında, kimilerinin ise ( kumaş yüzeyinin büyüklüğü karşısında
ayıbın küçük boyutta kalabilmesi sebebi ile ) kesim yapıldıktan sonra ( kumaş düzleminden daha
dar bir kumaş düzlemi olan ürün beden düzleminde ) dikimden sonra yapılacak kalite kontrol
aşamasında tespit edilebilinecek boyutta ayıplar olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple kesim öncesi
kumaş kontrol safhasında tespit edilebilinecek büyük boyuttaki hatalar için kesim öncesi AÇIK ayıp,
kesim akabinde dikim sonrası kalite kontrol aşamasında tespit edilebilinecek küçük boyutta hatalar
için dikim sonrası kalite kontrolde tespit edilebilinecek AÇIK ayıp olarak değerlendirilmesi gerektiği; Ayıplı ürünlerin davalıya teslim tarihi , iade ve reklamasyon faturası tarihleri göz önünde
bulundurularak ayıp bildiriminin teslimden itibaren kaç gün içerisinde ve ne şekilde
yapıldığı;
CITY-1 modeli ile ilgili ; Kumaşların 11.04.2023 tarihinde geldiği ; Kumaşların gelişinden 5 gün sonra
16.04.2023 tarihinde .......’a ayıp bildiriminde bulunulduğu; Kumaşların gelişinden 15 gün
sonra 26.04.2023 tarihinde kesimde fireye ayrılmış kumaşların bilgisinin verildiği; Söz konusu
bilgilendirmenin whatsapp üzerinden yapıldığı;
CITY-2 modeli ile ilgili ; Kumaşların 11.04.2023 tarihinde geldiği ; Kumaşların gelişinden 5 gün sonra
16.04.2023 tarihinde .......’a ayıp bildiriminde bulunulduğu; Kumaşların gelişinden 15 gün
sonra 26.04.2023 tarihinde kesimde fireye ayrılmış kumaşların bilgisinin ....... adlı kişiye
verildiği; Söz konusu bilgilendirmenin whatsapp üzerinden yapıldığı;
Modern-2 modeli ile ilgili ; Kumaşların 11.04.2023 tarihinde geldiği ; Dosya kapsamında gelen
kumaşlarla ilgili herhangi bir yazılı ayıp bildirimine dair bir belgeye rastlanmadığı ; Davalı tarafça söz
konusu ayıbın ....... tarafından görevlendirilen kişi Doğancan tarafından CITY-1 ve CITY 2
kumaşlarındaki ayıpların incelenmesi esnasında sözlü olarak ihbarının yapılması konusunun
takdirinin Sayın Mahkemenizde olduğu ;
CITY-4 modeli ile ilgili ; Kumaşların 10.04.2023 / 15.04.2023 ve 17.04.2023 tarihinde geldiği;
Kumaşlarla ilgili Kumaştaki ayıp bildiriminin 16.04.2023 ve 17.04.2023 tarihinde , yani 10.04.2023
tarihinde gelen kumaşlar için 6 gün sonra , 16.04.2023 tarihinde gelen kumaşlar için 1 gün sonra ,
17.04.2023 tarihinde gelen kumaşlar için aynı gün kumaşlar kesilmeden önce yazılı olarak whats app
üzerinden ....... adlı kişiye yapıldığı ;
Davalı tarafından yazılı olarak kumaşlardaki ayıp ihbarı yapılırken jüt temizleme işlemine gidilmesi
gerektiği yönünde , kumaş siparişini geçtikleri .......’a bilgilendirme yapıldığı ; .......
tarafından da kumaştaki ayıplar elemanı tarafından tespit edilmesine rağmen , kumaşların
kesilmemesi yönünde herhangi bir uyarı veya itirazda bulunmadığı ; Her topta kumaşta jüt ve delikler
olduğu bilgisinin .......’a bildirilmiş olması , ürünlerin jüt temizleme işlemine tabi tutulması
gerekeceği bilgisinin aktarılmış olması sebebi ile ; kumaştaki ayıp kaynaklı 2 kalite ürünlerin açığa
çıkma ihtimali karşısında .......’ın haberdar olduğu;
Bu sebeple bu model için reklamasyona dahil edilen kalemlerle ilgili ayıp ihbarının kumaş safhasında
verildiği ; İade ve reklamasyon faturalarının tarafların BA/BS bildirimlerinde yer alıp almadığı
hususlarında değerlendirme yapmak;
Fatura tarafların ilgili dönem Ba-Bs formlarında beyan edilmiş olup tutar uyumludur...." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Davalı tarafın 30/12/2025 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4)
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin satım sözleşmesine dayandığı görülmüş olup, buna göre TTK' nın 23/c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde alıcı durumu satıcıya ihbar etmelidir. Şayet açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır," hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, sözleşme konusu emtianın davalıya teslim edildiği sabittir. Taraflar TTK 16 madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve ..... Esas, ..... Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nın 18/3. maddesinde hükme bağlanan usullerle ve TTK’ nın 23/1-c. maddesinde öngörülen süreler içinde ve satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıp olması halinde BK’nın 223. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında belirtildiği üzere öğrenildiğinde derhal yapılması gerektiği gözetildiğinde, davacının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK nun belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı tarafça bakiye cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı deftere ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 68.850,71-TL alacaklı olduğu, davacı defter ve kayıtlarına göre de davacının 68.846,11-TL davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, aradaki 4,60-TL farkın tarafların bazı fatura tutarlarını farklı kayda almalarından kaynaklandığı, tarafların BA-BS bildirimlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde ayıp iddiasında bulunmuş ise de, taraflar arasındaki ilişkinin satım sözleşmesinden kaynaklandığı ve teslim edilen ürünlerdeki ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, bu durumda davalı tarafın 2 gün içerisinde ayıp ihbarında bulunması gerektiği, ayıp bildiriminin süresinde olduğunun ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu, davalı tarafın ayıp bildirimine ilişkin sunmuş olduğu whatsapp yazışmalarında davacı şirket adına ....... isimli bir çalışana bildirim yapıldığının anlaşıldığı, davacı tarafın .......'ın davacı şirket çalışanı olmadığı yönündeki beyanının tespiti için İstanbul SGK İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta davacı şirketin bordro kayıtlarında .......'a rastlanılmadığının bildirildiği, dolayısıyla sunulan yazışmaların ayıp bildiriminin ispatı için yeterli olmadığı, davalı taraf ayıp bildirimine ilişkin tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de tarafların tacir olması ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeni ile tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalı tarafın süresinde ayıp bildiriminde bulunduğuna ilişkin başkaca bir delil ortaya koyamadığı, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığından yemin delilinin hatırlatılamadığı, bu durumda davalı tarafın süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşılmış olup, davacı tarafça başlatılan icra takibinin usulüne uygun olarak başlatıldığı, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, İİK 67/2 maddesi uyarınca likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin 68.850,70-TL üzerinden takip talebindeki diğer koşullar ile devamına,
2-Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 13.770,14-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 4.703,19-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 831,55-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.871,64-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.319,95-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 5.912,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
8-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/01/2026
Katip......
¸e-imza
Hakim .....
¸e-imza