Anahtar kelimeler: Özür Çiftlikte Geçirmiş Çalışamaz Şahsa Duruma Aylığı Maluliyet Oranının Raporda
10. Hukuk Dairesi         2025/8829 E.  ,  2025/14933 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/148 E., 2025/564 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2024/10 E., 2024/24 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in dava dışı ... isimli şahsa ait çiftlikte çalışmakta iken geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde yaralandığını ve çalışamaz duruma geldiğini, ... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporda davacının özür oranının %84 olarak belirlendiğini, Kuruma başvurularak maluliyet aylığı bağlanması talebinde bulunulduğunu, Kurum tarafından iş göremezlik oranının %60'ın altında olması nedeni ile maluliyet aylığı bağlanması talebinin reddedildiğini, ret kararı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz edildiğini fakat itirazın reddedildiğini beyanla, davacının maluliyetinin tespiti ile maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili özetle, maluliyet aylığının bağlanması için gerekli yasal şartların oluşmadığını, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
"1- Davanın kısmen kabulü ile, muris ... T.C. Kimlik numaralı 0... sigorta sicil numaralı ... oğlu, 04.01.1966 doğumlu ...'in çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiğinin ve malul sayılması gerektiğinin, maluliyet başlangıç tarihinin 28.09.2020 tarihi olduğunun ve bu tarihi takip eden ay başı olan 01.10.2020 tarihinden geçerli olmak üzere vefat ettiği tarih olan 29.11.2021 tarihine kadar malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,...
4- Dosyanın adli yardımlı olması nedeniyle Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 16.02.2022 fatura tarihli 1.000,00 TL rapor ücreti, 06.03.2023 fatura tarihli 11.500,00 TL rapor ücreti, 350,00 TL bilirkişi ücretinin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşılmakla, davacının, dava tarihinden sonraki bir tarih olan 01.10.2020 tarihinden itibaren malullük aylığına hak kazandığının anlaşılması ve bu durumda davalı Kurumun dava açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyecek olması nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan masrafların Hazine üzerinde bırakılmasına, ...
6- Verilen kararın mahiyeti, davacının, dava tarihinden sonraki bir tarih olan 01.10.2020 tarihinden itibaren malullük aylığına hak kazandığının anlaşılması ve bu durumda davalı Kurumun dava açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyecek olması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle,
"B) 1- Davanın kısmen kabulü ile mirasbırakan ... T.C. Kimlik numaralı 0... sigorta sicil numaralı ... oğlu, 04.01.1966 doğumlu ...'in çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiğinin ve malul sayılması gerektiğinin, maluliyet başlangıç tarihinin 28.09.2020 tarihi olduğunun ve bu tarihi takip eden ay başı olan 01.10.2020 tarihinden geçerli olmak üzere vefat ettiği tarih olan 29.11.2021 tarihine kadar malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Dosyanın adli yardımlı olması, verilen kararın mahiyeti ve davalı kurumun harçtan muaf olması nedeniyle başvuru harcı ile karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
3- Davacılar tarafından sarf edilen 187,00 TL yargılama giderinin 93,50 TL'sinin davalı Kurumdan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacıların kendileri üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı Kurum tarafından sarf edilen 562,15 TL yargılama giderinin 281,07 TL'sinin davacılardan alınarak davalı Kuruma verilmesine, bakiyesinin davalı Kurumun kendi üzerinde bırakılmasına,
5- Adli yardım hükümleri gereğince Adli Tıp Faturası ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam yazılan sarf kararı miktarı 12.850,00 TL'nin 6.425,00 TL'sinin davalı Kurumdan alınarak hazineye irat kaydına, kalan 6.425,00 TL'sinin 1 yıllık süreçte 12 eşit taksit ile davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacılar dava ve duruşmalarda kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı Kurumdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı Kurum, dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı Kurumdan alınarak davacılara verilmesine, ” karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir:
"Mirasbırakanın, 09.12.2016 tarihinde Kuruma başvurarak aylık bağlanmasını talep etmesi üzerine düzenlenen Kurum Sağlık Kurulunun 05.04.2017 tarih ve 2...8 sayılı kararında çalışma gücünün en az % 60'ını kaybetmediği yönünde görüş bildirilmiş olup, 05.12.2017 tarihinde tekrardan Kuruma başvurması üzerine ise Kurum Sağlık Kurulunun 08.03.2018 tarih ve 201835001 83... numaralı kararı ile çalışma gücünün en az % 60'ını kaybetmediği yönünden görüş bildirilmiştir. Mirasbırakanın, 04.05.2018 tarihli başvurusu ile maluliyetinin Yüksek Sağlık Kurulu tarafından incelenmesini talep etmesi üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 15.10.2018 tarih ve 79/16368 sayılı kararı ile çalışma gücünün en az % 60'ını kaybetmediği yönünde görüş bildirilmiştir. Akabinde, 13.12.2018 tarihinde eldeki dava açılmıştır. Yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 20.04.2022 tarih ve 7931 karar sayılı raporu ile çalışma gücünün en az % 60'ını kaybettiği, malul sayılması gerektiği, maluliyet başlangıcı belirlenirken ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin raporunun düzenlendiği 28.09.2020 tarihinin esas alınması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ise bu kez Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan alınan 29.02.2024 tarih ve 691 karar sayılı raporunda da çalışma gücünün en az % 60'ını kaybettiği, malul sayılması gerektiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin raporunun düzenlendiği 28.09.2020 tarihinden itibaren maluliyetinin başladığı, vefat tarihi olan 29.11.2021 tarihine kadar devam ettiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi tarafından gerekli usûli incelemenin yapılmış olması sonucunda davacının çalışma gücünün en az % 60'ını kaybettiğinin anlaşılması, davacının 4/a kapsamında 2558 prim gün sayısının bulunması, ilk tescilinin 06.04.1988 tarihinde başlaması karşısında 5510 sayılı Kanun'un 25.maddesi kapsamında aylık bağlanması için gerekli şartları taşıdığı sabit olduğundan maluliyetin başlangıcından vefat tarihine kadar maluliyet aylığı bağlanmasına ilişkin karar yerindedir. Lakin, yukarıda alıntılanan emsal Yargıtay içtihadı da nazara alındığında, mirasbırakanın maluliyet başlangıç tarihinin dava tarihinden sonraki bir tarih olarak belirlenmesi karşısında davanın kısmen kabulüne karar verilerek her iki taraf lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi ve sarf edilen yargılama giderlerinin yarı yarıya paylaştırılması gerekirken, ayrıca 6100 sayılı HMK'nin 339.maddesindeki ''(1) Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/ 24 md.) Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.'' düzenlemesinin de dikkate alınması gerekirken adli yardım hükümleri gereğince hazine tarafından karşılanan tüm giderlerin hazine üzerinde bırakılması yerinde olmamıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır."
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle,
1. Davanın açıldığı tarihte tahsis koşullarının gerçekleşmediğini, yargılama sürecinde alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu ve 2. Üst Kurul raporları doğrultusunda bu koşulların oluştuğunu, yargılama sırasında tahsis koşullarının oluşmuş olmasının, Kurumun geçmiş işlemlerini hukuka aykırı hâle getirmeyeceğini,
2.Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden Kurumun sorumlu tutulmaması gerektiğini, bunun yanı sıra, adli yardım hükümleri gereğince hazine tarafından karşılanan toplam 12.850,00 TL yargılama giderinin yarısının Kurumdan tahsiline karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu,
3.İlk derece mahkemesince verilen hüküm, sadece davalı SGK vekilince istinaf edilmiş olmasına rağmen, bölge adliye mahkemesince bu konuda da karar tesis edilmesi ve Kurum aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesi, HMK m. 341 ve yerleşik içtihatlarla sabit olan "aleyhe bozma yasağına" açıkça aykırı olduğunu,
4.Davacılar istinaf yoluna başvurmamış olup, ilk derece mahkemesince kendi lehlerine olmayan bu hususları kanun yolu denetimine taşımadıklarını, bu durumda, sadece Kurum vekilinin başvurusu üzerine yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince davacılar aleyhine kurulan yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükümlerinin kaldırılarak Kurum aleyhine hüküm kurulmasının, açıkça usul hukukunun temel ilkelerinden biri olan “reformatio in peius” yasağını, yani başvuruda bulunmayan tarafın lehine olacak şekilde hüküm kurulamayacağı ilkesini ihlal ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maluliyetin tespiti ile aylık bağlanması istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacıların İlk Derece Mahkemesinin kararını istinaf etmedikleri açık olup istinaf aşamasında istinaf eden davalı Kurum aleyhine olacak şekilde yargılama giderine hükmedilmesi isabetsiz olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3.ve 4.bentlerinin silinerek yerine "3-Davacının, dava tarihinden sonraki bir tarih olan 01/10/2020 tarihinden itibaren malullük aylığına hak kazandığının anlaşılması ve bu durumda davalı Kurumun dava açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyecek olması nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına" yazılması,
3. Hüküm fıkrasının 5.bendinin silinerek yerine "4- Adli yardım hükümleri gereğince Adli Tıp Faturası ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam yazılan sarf kararı miktarı 12.850,00 TL'nin 1 yıllık süreçte 12 eşit taksit ile davacılardan alınarak hazineye irat kaydına" yazılması,
4. Hüküm fıkrasının davacı lehine vekalete hükmedilmesine ilişkin 6.bendinin tamamen silinmesi, 7.bendin ise, "5-Davalı Kurum, dava ve duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı Kurumdan alınarak davacılara verilmesine" şeklinde sehven yazıldığı anlaşılmakla, bendin son kısmının "davacılardan alınarak davalı Kurumda verilmesine" yazılması suretiyle, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.