Murisin tüm malvarlığını yengesine bıraktığı vasiyetnamenin, kardeşi tarafından irade sakatlığı ve ağır baskı iddiasıyla iptali talebinin reddi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, murisin tüm mal varlığını eşsiz ve çocuksuz olarak vefat etmesinin ardından davalı yengesine bıraktığı vasiyetnamenin iptali talebine ilişkindir; davacı, vasiyetin baskı, tehdit, irade sakatlığı ve mal kaçırma amacı güdülerek yapıldığını iddia etse de, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, murisin yaşam tarzını kendi tercih ettiğini, davacı ile annelerinin vefatı sonrası mal paylaşımı nedeniyle kırgınlık yaşadığını ve vasiyetin hür iradeyle düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar vermiş, Yargıtay ise bu kararların usul ve yasaya uygun olduğunu tespit etmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2024/591 E.  ,  2024/5795 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/956 E., 2023/664 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/238 E., 2021/381 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ... ....’in 25.03.2019 tarihinde eşsiz ve çocuksuz olarak öldüğünü, murisin müvekkilinin kardeşi olduğunu, murisin tüm malvarlığını ağabeyi olan ...’in eşi olan davalı ...’e bıraktığını, ...’in vefat etmesiyle yedek mirasçı olarak da mirasını yeğenlerine bıraktığını, aslında gerçek lehtarın davalının eşi olan ... olduğunu, vasiyetnamenin yapılmasında irade sakatlığının bulunduğunu, murisin ağır tahakküm altında bulunduğu, bu bakımdan murisin sözlü ve fiili şiddet altında kaldığı, murisin evlenilmesine bile engel olunduğunu, vasiyetname amacının mal kaçırma olduğunu, murisin hiçbir olumlu ilişkisi olmayan davalı yengesine tüm malvarlığını bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, vasiyetnamenin muvazaalı olduğunu ve vasiyetnamenin şekil şartlarını da sağlamadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, murisin edilgen bir yapıya sahip olmadığını, davacının 2010 yılında murisin hayatından çıktığını ve murisin ağabeyini, ağabeyinin eşi davalı ve yeğenlerini sevdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.10.2021 tarihli 2021/238 Esas, 2021/381 Karar sayılı kararıyla; "...muris ... Yönder'in işlerin tasfiyesinden sonra herhangi bir işle uğraşmadığı, bekar ve yalnız yaşadığı, haftanın 3-4 günü alkollü mekanlarda arkadaş çevresi ile birlikte yemek yediği, herhangi bir maddi sıkıntısının bulunmadığı, evinde yeni kıyafet ve ayakkabıları olduğu halde eski kıyafetlerle sokaklarda dolaştığı, bu hayat tarzının muris ... .... kendi tercihi olduğu, bu hayat tarzının maliyetini maddi yönden karşılayabilecek durumda olduğu, diğer kardeşi davacı ... ile annelerinin ölümünden sonra aralarındaki mal paylaşımından kaynaklanan sorunlar nedeniyle kırgınlık olduğu, bu nedenle murisin davacı ile herhangi bir maddi ve manevi bağının kalmadığı, davalının çocukları ... ve ... murisle yakından ilgilendiği, davalının murisin sağlığında evine yemek gönderdiği, özel sipariş yemeklerini yaptığı, kendisinin ölümünden sonra görüşmediği kardeşi Tamer'e malının kalmasını istemediği ve bu nedenle vasiyetname düzenlediği, bu nedenle davacı tarafından iddialarını ispatlanamadığı, bununla birlikte vasiyetnamenin düzenlendiği 05.08.2015 tarihinden murisin ölüm tarihi olan 25.03.2019 tarihine kadar murisin vasiyetnameden dönmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 24.11.2023 tarihli ve 2023/956 Esas, 2023/664 Karar sayılı kararıyla; "...davaya konu vasiyetnamenin davalının eşinin baskısı ve tehdidi sonucunda düzenlendiği, vasiyette asıl lehdarın davalının eşi olmasına rağmen vasiyetnamenin şeklen davalı lehine hazırlandığına yönelik davacı iddiasının ispatlanamadığı, mahkemece dinlenen tanık beyanları ve toplanan diğer deliller sonucunda murisin gerek vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte iradesini bozacak nitelikte bir ikrahın, zorlamanın ve baskının etkisi altında bulunduğunun, gerekse düzenlemeden sonra bu etkinin sürdüğünün kanıtlanamadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili,
1.Murisin tüm mal varlığının davalıya bırakmasının bir anlamının olmadığını,
2.Vasiyetnamenin korku ve baskı altında yapıldığını,
3.Murisin bakılmama ve sefalet içerisinde ölme korkularına maruz bırakıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.