İş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti davasında farklı tıbbi raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve meslekte kazanma gücü kaybının yargısal olarak belirlenmesi.
Özet: İşveren şirket, iş kazası geçiren sigortalısının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından %51 olarak tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının gerçeği yansıtmadığı ve daha düşük olduğunun belirlenmesi amacıyla dava açmış; farklı sağlık kurulu raporları arasındaki çelişkiler Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporla giderilerek ilk derece mahkemesince sigortalının meslekte kazanma gücü kaybının toplamda %10 olduğu hükme bağlanmış, bu karara karşı davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1333 E., 2024/1154 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş MahkemesiSAYISI : 2018/92 E., 2022/9 K.Bölge Adliye Mahkemesi davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın Kurum kayıtlarına göre müvekkili şirkette 06.01.20 13... .04.2013 tarihlerinde iş kazası geçirdiğini, Kurumca yapılan araştırmalar ve hazırlanan raporlar neticesinde ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu tarafından iş göremezlik derecesinin %51 olduğunun tespit edildiğini, bu rapora istinaden Kurum tarafından ...'ya ödeme yapıldığını ve müvekkili şirkete karşı Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 2016/383 E. sayılı dosyası ile rucüen tazminat davası açıldığını, ...'nın söz konusu rapordan sonra da çalışmaya devam ettiğini ve sigortalının yaptığı işler ile kendisine verilen sürekli iş göremezlik derecesi arasında açık çelişki mevcut olduğunu belirterek; sigortalı ...'nın müvekkili şirkette geçirmiş olduğu kazalar neticesinde ortaya çıkan maluliyet ve fonksiyon kaybının niteliği ve maluliyet oranının tespitini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili; kazalının da davalı konumunda olması gerektiğini, davanın yalnızca müvekkil Kuruma yöneltilmesinin mümkün olmadığını, husumetin yalnızca Kuruma yöneltilmesini kabul etmemekle beraber kazalının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davalıya sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti amacıyla sağlık raporları alındığını, davalının tüm sağlık dosyası incelenerek maluliyet oranı tespit edildiğini, Kurumun belirlediği maluliyet oranına ilk itiraz yerinin Yüksek Sağlık Kurulu olduğunu, bu itiraz yoluna başvurulmadan dava açılamayacağını, bu sebeple davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep etmiştir.Davalı asıl; 2013 yılında aynı iş yerinde üst üste geçirdiği kaza sonucunda bir çok organını ve sağlığını kaybettiğini, ekonomik özgürlüğünü kaybettiğini, kazadan önce 5.000,00 TL olan aylık kazancının sonrasında bir asgari ücrete bile muhtaç hale geldiğini, hiçbir geliri ve mal varlığının bulunmadığını, geçimini zor karşıladığını, 4 çocuğunun bulunduğunu ve geçimlerini zor karşıladığını, almış olduğu tedaviler, tetkik ve test sonuçlarında maluliyet durumunun %51 oranında belirlendiğini, 350,00 TL iş gücü kaybına bağlı olarak sakatlık maaşı almaya başladığını, hakkında ileri sürülen iddiaların yalan, iftira ve aldatma ve sahtekarlıktan ibaret olduğunu belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına alınan; iş kazası kararı, davacıya ait hastane evrakları, Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen 03/06/2015 tarihli raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen %22,6 oranında maluliyet oranının bulunduğu tespit edilmiş; dahili davalı ile dosya Adli Tıp 3. İhtisas Kuruluna gönderilmiş, Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu 25.11.2019 karar tarihli raporunda " davacının çalışma gücünün en az %11,64'ini kaybetmiş olduğu" bildirilmiş, SGK raporu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporunun Adli Tıp raporuyla çelişmesi nedeniyle dosya, Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilmiş, 02.09.2021 karar tarihli raporunda; "dahili davalının çalışma gücünün en az %10'ini kaybetmiş olduğu" anlaşılmış olup dolayısıyla söz konusu raporlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; YSK raporu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen raporlar arasında çelişki olması nedeniyle; yerleşik Yargıtay kararları da dikkate alınarak, dosyanın, Adli Tıp 2. Üst Kuruluna tevdii edilerek çelişkileri giderecek nitelikte rapor alınarak maluliyet oranının kesinleştirildiği; Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 02.09.2021 karar tarihli raporuna göre; dahili davalının çalışma gücünün en az %10'ini kaybetmiş olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle; açılan davanın kabulü ile; ...'nın, davacı işyerinde geçirdiği 06.01.20 13... .04.2013 tarihli iş kazaları nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybının toplamda %10 (yüzde on) olduğunun tespitine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 11.10.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.10.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ve halen yürürlükte bulunan, iş kazasından kaynaklanan meslekte kazanma güç kayıp oranının tespit esas ve usullerini düzenleyen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, davacıdaki meslekte kazanma güç kayıp oranının ATK. 2. Üst Kurulunun 02.09.2021 tarih ve 1479 sayılı kararı ile birleştirilerek toplam %10 olduğuna karar verildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştirV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde;Yüksek Sağlık Kurulu tarafından davacının %22,6 oranında maluliyet oranının bulunduğunun tespit edildiğini, Yüksek Sağlık Kuruluna başvuru yapılmadan dava açılması sebebiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, raporlar arasında çelişki mevcut olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen çelişkinin giderilmediğini, iki rapor arasında 6 yıl gibi uzun bir süre geçtiğini, sigortalının iyileşmiş olma ihtimalinin raporlarda değerlendirilmediğini, eksik tahkikat ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının meslekte kazanma güç kayıp oranının (sürekli iş göremezlik oranı) tespiti istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.