Yurt dışı şantiyelerinde çalışan işçinin işçilik alacakları davasında, iş sözleşmesine uygulanacak hukukun belirlenmesi ve yabancı hukuk itirazının değerlendirilmesi üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Yurt dışında çalışan bir işçinin ödenmeyen işçilik alacakları talebine ilişkin davada, işveren yetkisizlik ve yabancı hukuk itirazında bulunmuş, ilk derece ve istinaf mahkemeleri iş sözleşmesinde Türk hukukunun seçildiği ve yabancı hukuk itirazı olmadığı gerekçesiyle Türk hukukunu uygulamışlardır; ancak Yüksek Mahkeme, dosyada birden fazla iş sözleşmesi ve açıkça yabancı hukuk itirazının bulunduğunu tespit ederek, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun prensiplerine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/1419 E.  ,  2025/8569 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1409 E., 2024/3393 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 45. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/98 E., 2023/147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin personel kısım şef yardımcısı olarak davalı Şirketin ... ve Türkmenistan'da bulunan şantiyelerinde 19.04.2004 - 31.01.2016 tarihleri arasında aylık 2.400,00 USD ücret ile çalıştığını, ihtiyaçlarının işverence karşılandığını, işverenin 2014 yılı Ekim ayında bordro sistemini değiştirerek davacının ücretini düşürüp aylık 1.500,00 USD ödemeye başladığını, davacının 15 günde bir defa hafta tatili kullandığını, haftada 7 gün çalıştığını, gerek ... Devleti gerekse Türkiye Cumhuriyeti'ne ait ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapıldığını, davacının yıllık izninin kullandırılmadığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalıştığı Şirketin ... kanunlarına göre kurulmuş yabancı bir Şirket olduğunu, davalı Şirketin davacının çalıştığı tarihten sonra kurulduğunu, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, Türk mahkemelerinin yetkili olmadığını, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, çalıştığı ülkenin sosyal haklarından faydanalabileceğini, alacakların çalışılan ülke mevzuatına göre belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Türk hukuku uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan sözleşmede Türk hukukunun seçildiği, yabancı hukuk itirazının öne sürülmediği belirtilerek bu durumun zımnen Türk hukukunun seçilmiş olduğu anlamında değerlendirileceği, bu husus gözönünde tutulduğunda Mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu uyuşmazlığa Türk iş mevzuatının uygulanması gerektiğini, tanık beyanlarının hatalı yorumlanarak hüküm altına alınan alacakların doğru hesaplanmadığını, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı bir şekilde belirlendiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Her ne kadar Mahkemece Türk hukukunun seçildiği yönünde gerekçe oluşturulmuş ve yabancı hukuk itirazının ileri sürülmediği ifade edilmiş ise de bu kabulün gerçeği yansıtmadığını,
b. Yabancı hukuk uygulanarak zamanaşımı gibi hukuki kurumların değerlendirilmesi gerektiğini,
c. Hizmet süresinin ve hesaplanan alacakların hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı ve dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığına ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurtdışı şantiyelerinde çalışması ve imzalanan hukuk seçimine dair sözleşmeler sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince Türk hukuku uygulanmış, Bölge Adliye Mahkemesi ise zaten taraflar arasında imzalanan sözleşmede Türk hukukunun seçildiği ve ayrıca davalının da yabancı hukuk itirazında bulunmadığı belirtilerek bu uygulama isabetli bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; öncelikle taraflar arasında imzalanmış birden fazla iş sözleşmesi mevcut olup bu sözleşmelerde hukuk seçimine ilişkin hükümlerin de yer aldığı görülmektedir. Ayrıca davalı taraf süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde, yabancı hukuk itirazında bulunmuştur. Bu veriler ışığında Bölge Adliye Mahkemesince hukuk seçimine dair tek sözleşme varmış ve davalı tarafın sunmuş olduğu cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı yokmuş gibi oluşturulan, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasını doğru bulan gerekçe yerinde değildir.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Taraflarca hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 14.06.2011 - 06.10.20 12... .10.2012 - 08.02.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından sırasıyla Türkmenistan ve ... hukuku uygulanmalıdır. Anılan dönemler bakımından taraflar arasında geçerli hukuk seçimi anlaşmaları bulunduğunun dikkate alınmaması hatalıdır. Ayrıca 05.01.2006 - 06.02.2009 tarihleri arasındaki çalışma dönemine dair sözleşmede de kısmi hukuk seçiminin yapıldığı (fesih ve yıllık izne ilişkin Türk hukukuna atıf yapılırken çalışma sürelerine dair çalışılan ülke mevzuatına atıf yapılması gibi) görülmekle bu dönem bakımından da kısmi hukuk seçiminin göz ardı edilmesi yerinde görülmemiştir.
Davacının diğer çalışma dönemleri bakımından ise dosyada taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair herhangi bir sözleşme veya başkaca delil bulunmamaktadır.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belge göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 19.04.2004 - 11.08.20 05... .04.2009 - 13.06.2011 tarihleri arasında davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, söz konusu dönemlerde de Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.