Yurt dışında çalışan işçinin haksız fesih ve işçilik alacakları davasında yabancı hukuk ve zamanaşımı/hak düşürücü sürelerin uygulanabilirliği üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Eski bir çalışanın yurt dışı şantiyelerdeki hizmetlerinden kaynaklanan kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma ve tatil ücreti gibi alacak taleplerinin, ilk derece mahkemesi ve istinaf tarafından iş akdinde yapılan hukuk seçimi ve çalışma yeri dikkate alınarak yabancı hukukun zamanaşımı/hak düşürücü süre hükümleri uyarınca reddedilmesi üzerine, davacının bu kararı Türk hukuku uygulanması, usuli kazanılmış haklar, Yargıtay içtihat değişikliğinin geriye yürümezliği ve yabancı mevzuatın hatalı yorumlandığı gerekçeleriyle temyiz ettiği bir uyuşmazlıktır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2348 E., 2025/416 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 56. İş MahkemesiSAYISI : 2021/194 E., 2024/278 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2011-2016 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde topoğraf olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz feshedildiğini, hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, usul gereği davanın yöneltildiği Şirket, çalışılan ülke ve ne kadar süreyle çalışıldığının belirtilmesi gerekirken davacı tarafça bunların açıkça belirtilmediğini, davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını ve davacıya ait herhangi bir kayda rastlanmadığını, iddia edilen ücretin fahiş miktarda olduğunu, davayı kabul etmemekle beraber davacının dava konusu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği çalışma sürelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinde tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmış olmaları ve çalışılan yerin ... olması dikkate alınarak ... hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin sona erdiği 02.11.2016 tarihinden 2,5 yıl kadar sonra dava açıldığı ve dosya kapsamına göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir nedenin de bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davacının ... hukukuna tâbi çalışmasına göre alacak taleplerinin 1 yıllık mahkemeye başvurma süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, ayrıca bu süreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önceki içtihatlarına dayanılarak hak düşürücü süre denilmiş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin son kararlarında söz konusu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğunun kabul edildiği, bu nedenle sözü edilen süreye hak düşürücü süre denilmesi isabetsiz ise de ret kararı verilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğu, ayrıca davacı açısından mahkemeye başvurma süresini objektif olarak engelleyen koşulların bulunduğunun da (geçerli nedenlerin bulunduğu) ispatlanmadığı, öte yandan yargılama gideri ve arabuluculuk ücreti takdirlerinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalının işbu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını,2. Davalı cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçelerinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürdüğünden usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini,3. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi olağan bir durum olmakla birlikte bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay dergisinde veya başka yolla yayınından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini, bu değişikliğin eldeki uyuşmazlığa uygulanmasının hukukun ve Anayasa'nın bütün ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini,4. ... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı veyahut hak düşürücü süre kavramı bulunmadığı gibi bu kanun hükmü Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere de aykırı olduğundan uygulanmaması gerektiğini,5. ... mevzuatının hatalı yorumlandığını,6. Taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği Türk hukuku uygulanması gerektiğini,7. Arabulucu ve yargılama masrafının davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk ve davaya konu alacak taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkindir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hallerde Türk hukuku uygulanır." şeklindedir.Türk kamu düzeninin ihlali sonucunu doğuracak hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olmaktadır. Ancak her emredici hükmün ihlalinin veya her emredici hükmü ihlal eden bir (yabancı) kuralın, Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Öyleyse iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir. Zamanaşımı süresi, kamu düzenine ilişkin olmadığından dava konusu uyuşmazlığa uygulanan yabancı hukuktaki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmiştir. Nitekim iç hukukumuzda işe iade davalarında 1 aylık arabulucuya başvuru süresi, işe iade davalarında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceğine ilişkin süre, yine idare mahkemesinde dava açmak için öngörülen 60 günlük dava açma süresi daha kısa olup iç hukukumuzdaki 3 aydan daha kısa sürelerle yapılan uygulamaların kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edildiğinden, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan hukukundaki 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal eder nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir. Dosya içeriğine göre davacının, davalının yurt dışı projelerinde 16.01.2012-02.11.2016 tarihleri arasında fasılalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının 16.01.2012-01.12.2013 tarihleri arasında Türkmenistan ülkesinde geçen çalışması yönünden taraflar arasındaki 17.01.2012 tarihli yurt dışı iş sözleşmesi ile Türkmenistan hukunun uygulanması yönünde hukuk seçimi yapıldığı, 12.12.2013-02.11.2016 tarihleri arasında ... ülkesinde geçen çalışması yönünden de 12.12.2013 tarihli yurt dışı iş sözleşmesi ile ... hukukunun uygulanması yönünde hukuk seçimi yapıldığı görülmektedir. Buna rağmen İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adiye Mahkemesi tarafından her iki çalışma döneminin de ...'da geçtiğinin kabulüyle ... iş mevzuatına göre değerlendirme yapılması hatalı olmuştur.Öncelikle belirtmek gerekir ki davacının ...'da geçen çalışması yönünden fesih tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı görülmekle davacının ...'da geçen çalışması yönünden taleplerin zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş olması dosya kapsamına uygundur. Ayrıca davacının Türmenistan'da geçen çalışmasının son bulduğu tarihten itibaren Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığı ve davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, bu hata sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıda yer alan ilave gerekçeye göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YTürk hukukunda maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımına uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, "Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir." şeklinde düzenlenmiştir.Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir.Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Zamanaşımının bizzat kendisi kural olarak kamu düzenini ilgilendiren bir konu olmadığından yabancı hukukta zamanaşımı süresinin Türk hukukundan farklı düzenlenmiş olması, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında kamu düzeni müdahalesi gerektirmez. Buna karşılık, uyuşmazlığa uygulanacak olan yabancı hukukta talep hakkının hiç zamanaşımı süresine tâbi tutulmaması, Türk hukukuna nispetle fevkalade kısa bir zamanaşımı süresine tâbi tutulması veya talep hakkında aşırı derecede uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmesi hâllerinde 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince kamu düzeni müdahalesinin kabul edilmesi gerekmektedir (Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul, Yirmi Birinci Baskı, 2015, s.214; Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., Sekizinci Baskı, 2022, s.314; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., İkinci Bası, 2021, s.126; Mesut Aygün, Ali Önal, "Yargıtay Kararları Işığında Milletlerarası Özel Hukukta Zamanaşımı", Legal Hukuk Dergisi, C. 14, 2016, S. 165, s. 4914). Somut olayda davacının Türkmenistan'da geçen çalışması yönünden uyuşmazlığa uygulanan Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde, iş anlaşmazlıklarının çözülmesi bakımından mahkemeye veya iş anlaşmazlıkları görüşme komisyonuna başvurulması için gereken süreler "1) Eski işine geri alınması hakkındaki anlaşmazlıklarda – kendisiyle iş sözleşmesinin feshedildiği hakkındaki buyruğun kopyasının çalışana verildiği tarih itibariyle bir ay; 2) Çalışan tarafınca işverene verilmiş olan maddi zararın tazmin edilmesi hakkındaki anlaşmazlıklarda – işveren tarafınca kendisine verilmiş olan maddi zararın tespit edildiği tarih itibariyle bir yıl; 3) Diğer iş anlaşmazlıklarında – çalışanın kendisinin haklarının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmiş olması gereken tarih itibariyle üç ay. ..." şeklinde açıklanmaktadır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 36/1 hükmünde, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin fevkalade kısa olduğu, yurt dışında yaptığı çalışmalardan kaynaklı alacakları için Türkiye’de dava açan işçinin mahkemeye erişim hakkını oldukça kısıtladığı açıktır. Sonuç olarak, Anayasa’da temel hak ve özgürlükler arasında yer alan hak arama özgürlüğüne aykırı olan 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Türkmenistan İş Kanunu'nun 382/1 hükmünde 3 aylık zamanaşımı süresi öngören kural, 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesi ile bertaraf edilmelidir. Kamu düzeni müdahalesi neticesinde yabancı hukukunun ilgili hükmünün olayda uygulanmaması ile ortaya çıkan boşluğun ise öncelikle yetkili yabancı hukuktaki başka bir hüküm ile doldurulması gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde söz konusu boşluğun doldurulamaması hâlinde hâkimin kendi hukukunu olaya uygulayarak uyuşmazlığı çözmesi gerekmektedir (Nomer, s.179-180; Doğan, s.260-261). Somut olayda, Türk kamu düzenine aykırı olduğu için Türkmenistan'da geçen çalışma dönemi için uyuşmazlıkta uygulanmaması gereken 3 aylık zamanaşımı sürelerinin yerine, öncelikle yetkili yabancı hukuklardaki uygulanan genel zamanaşımı süreleri araştırılmalıdır. Tespit edilen genel zamanaşımı süreleri, Türk kamu düzenine aykırı olmadığı sürece, genel zamanaşımı sürelerine öncelik verilmelidir. Ancak yetkili yabancı hukuklarda öngörülen genel zamanaşımı sürelerinin dahi Türk kamu düzenine aykırı olduğu tespit edilirse, bu durumda hâkimin hukuku olan Türk hukukunda uygulanan zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Açıklanan nedenlerle Türkmenistan'da geçen çalışma dönemi için Türkmenistan hukukunda yer alan 3 aylık zamanaşımı sürelerinin kısa olmadığı ve 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği yönündeki Sayın Çoğunluğun kararına katılamıyoruz.