Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin işçilik alacakları, haksız fesih, fazla çalışma ve gerçek ücret tespiti temyiz kararı.
Özet: Bir işçi, tekstil sektöründe 2012den 2020ye dek çalıştığı işyerinde, işverenin iddia ettiğinden daha uzun süre sigortasız ve sigortalı olarak çalıştığını, gerçek ücretinin düşürülmesi talebini reddetmesi üzerine haksızca ve ihbarsız feshedildiğini, kıdem, ihbar, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla mesai alacaklarının ödenmediğini ileri sürerken; işveren işçinin kendi isteğiyle ayrıldığını ve tüm haklarının ödendiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise işçinin 2012den itibaren çalıştığını, haksız fesihle karşılaştığını ve talep ettiği tüm alacaklara tanık beyanları doğrultusunda hak kazandığını hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2086 E., 2025/1317 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. İş MahkemesiSAYISI : 2020/406 E., 2022/102 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.06.2012-11.09.2020 tarihleri arasında tekstil ürünleri satışı, ihracatı yapan davalı işyerinde model, tekstil satış pazarlama uzmanı olarak çalıştığını, yabancı dil bildiğini, net ücretinin 1.200,00 USD olduğunu, ücretten ayrı olarak yemek masraflarının işverence karşılandığını, davacının iki yıl boyunca sigortasız çalıştırıldığını, aynı zamanda kardeş olan ... tarafından davalı Şirketin kurulduğunu 15.04.2014 tarihinde davalı Şirket nezdinde sigortalı gösterildiğini, kesintisiz bir şekilde aynı adreste ve aynı işyerinde aynı görevde aynı işverenler bünyesinde çalıştığını, davacının 2017 yılında Türk vatandaşı olduğunu, beş dil bildiğini, davacının yurt içi ve özellikle yurt dışından gelen iş adamlarıyla görüşmeler yapmak, tekstil ürünlerini tanıtmak, yabancı dil sayesinde satış uzmanı olarak yüklü miktarda tekstil ürünleri satış ve pazarlama görevinde bulunduğunu, davacının sigorta primlerinin aldığı asıl ücret üzerinden yatırılmadığını, işlerin azaldığı gerekçe gösterilerek ücretinin düşürüldüğünü, düşük ücret teklifini kabul etmeyince haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkartıldığını, davacının sürekli fazla çalışma yapmasına, dinî bayramların ilk günü hariç tüm dinî ve genel tatil günlerinde çalışmasına, yılda sadece 1 hafta yıllık ücretli izin kullanmasına rağmen karşılığı olan ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 15.04.2014 tarihinde müvekkili Şirkete ait mağazada satış sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, bu tarihten önce davalı Şirket bünyesinde çalışmasının bulunmadığını, davalı Şirketin 2012 yılından sonra kurulduğunu, davacının dil bilmesinin yaptığı işin bir gereği olduğunu, işten çıkarılmayan davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, kaldı ki salgın nedeniyle işten çıkarma yasağı olan bir dönemde işten çıkartılmasının kanunen de mümkün olmadığını, aldığı ücretle birlikte yaptığı satışlardan prim alan davacının salgın döneminde satışların azalması nedeniyle prim alacağının azalması üzerine eksik kalan primlerinin tam olarak ödenmesini talep etmesi, bu talebinin davalı işveren tarafından kabul edilmemesi üzerine kendi isteği ile haklı bir nedene dayanmadan işten ayrıldığını, işten ayrılan davacının ayrıca davalı işverenin ürünlerine birebir benzeyen başka firma ürünlerini aynı müşteri çevresine pazarlayarak haksız rekabette bulunduğunu, davacının tüm yasal haklarının ödendiğini, davacının aldığı gerçek ücreti üzerinden sigorta primlerinin ödendiğini, yasal çalışma saatleri içerisinde çalışan davacının yıllık ücretli izinlerini eksiksiz kullandığını ve tatil günlerinde çalışıldığı iddiasının da doğru olmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını ve ücretlerinin düzenli olarak bankaya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanığı S.Ç. ve davalı tanığı M.D'nin beyanları kapsamında, davacının 01.06.2012-24.03.2020 tarihleri arasında davalı işyerinde 7 yıl 9 ay 23 gün süreyle çalıştığının anlaşıldığı, davacının ücretinin haftalık net 300,00 USD olduğu, yemek yardımı da sağlandığı, davalı tarafça davacının istifa ettiği savunulmuş ise de, davalı tanıklarının istifa hakkında bilgisi olmadığı, davacı tanığı N.P'nin beyanı kapsamında davacının ücret düşürülme talebini kabul etmemesi üzerine işten çıkartıldığı, buna göre feshin haksız ve ihbar önellerine riayet edilmeden yapıldığı, kullandırılmadığı anlaşılan bakiye yıllık ücretli izin süresi üzerinden izin ücret alacağına hak kazandığı, dinlenen tanık beyanları kapsamında, 01.06.2012-31.12.2014 tarihleri arasında haftalık ortalama 8,5 saat fazla çalışma yaptığı ve dinî bayramların iki günü hariç tüm genel tatillerde çalıştığı, 01.01.2015-28.02.2017 tarihleri arasında haftalık ortalama 2,75 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramlar hariç tüm genel tatillerde çalıştığı, USD olarak talep edilen asgari geçim indirimi alacağının hesaplanarak Türk lirası üzerinden hüküm altına alındığı, kısmi dava olarak açılan talepler yönünden dava, ıslah edildikten sonra süresinde zamanaşımı def'i ileri sürüldüğünden arabuluculuk ve salgın döneminde geçen süreler dikkate alınarak zamanaşımına uğramayan alacak tutarının resen hesaplandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı ve kararın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Kararın kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yönünden hatalı olduğunu, işverence gerçekleştirilmiş bir fesih olmadığından davacının haksız olarak işten çıkartıldığından söz edilemeyeceğini, Mahkeme kararının kesin ve somut bir kanıta dayanmamakla birlikte kendi içinde de çelişkili olduğunu,2 Davacının hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, 2014 yılında kurulan davacı Şirketin 2012 yılından itibaren sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 3. Davacının ücreti bakımından yaptıkları tüm itirazların görmezden gelinerek davacının haftalık net 300,00 USD ücret aldığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, emsal ücret bakımından yapılan araştırma sonucunda 8.000,00-TL-10.000,00 TL olarak bildirilen miktara uygun olduğu kabul edilerek dava konusu tüm taleplerin USD cinsinden hesap ve kabul edildiğini, dava konusu tüm işçilik alacaklarının bu şekilde USD cinsinden kabulünün doğru olmadığını, davacının modellik yaptığı iddiasının yöntemince kanıtlanamadığını,4. Davacının fazla çalışma hesabı yapılırken üç ayrı dönem için fazla çalışma yapıldığı yönündeki hesaplamanın maddi ve hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını, 5. Davacının tüm yıllık ücretli izinlerini kullandığını,6. Hüküm altına alınan ve USD cinsinden belirlenen işçilik alacaklarına ayrıca faiz işletilmesinin kanuni dayanağı bulunmadığını, üstelik bazı alacaklar için döviz mevduat faizi, bazı alacaklar için yasal faiz işletilmesinin de doğru olmadığını, faiz talebinin reddi gerektiğini, faiz talebi kabul edilse bile bunun döviz mevduat faizi olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık konuları, davacı ücretinin yabancı para olarak belirlenmesi, hizmet süresi, aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin son bulma şekline göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispat ve hesaplanması ile hükmedilen faiz hususlarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Hazine ve Maliye Bakanlığının 16.11.2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)'in (32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ) 8. maddesinin ilgili bölümleri şu şekildedir:"...(6) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; yurt dışında ifâ edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında kalan iş sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.(7) Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmelerinde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar."...(28) Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet ... Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir....Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar... için bu fıkra hükmü uygulanmaz.”Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin, 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ'de yer alan istisnai hükümler içinde kalmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre anılan Tebliğ'de tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar bakımından 29. fıkra hükmünün uygulanmayacağının düzenlendiği de gözetilerek Tebliğ'in yürürlüğe girmesinden önce vadesi gelmiş alacaklar istisna olmak üzere, 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ dikkate alınarak karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.