Yaşlı davacının torununa bakım vaadiyle yaptığı taşınmaz devrinde hileye maruz kaldığı, davalının vaatlerini yerine getirmediği sabit görülen tapu iptali ve tescil talebinin kabulü.
Özet: Yaşlı ve bakıma muhtaç davacının, torunu olan davalıya taşınmazdaki payını kendisine bakması vaadiyle tapuda satış göstererek devretmesi ancak davalının bu vaadi yerine getirmemesi üzerine açılan tapu iptali ve tescil davasında, davalının taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücü bulunmadığı ve davacıyı kendisine bakacağı yönünde kandırarak taşınmazı devraldığı, ancak temlik sonrası bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşıldığından, davacının iradesinin hile ile sakatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/4501 E.  ,  2025/4434 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/962 E., 2024/1269 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/538 E., 2024/143 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 80 parsel sayılı taşınmazdaki payının tamamını kendisine bakması şartı ile davalı torunu ...’e devrettiğini, davalının temlikten sonra kendisine bakacağını söyleyerek kendisini uzun süre oyaladığını, ancak hiçbir şekilde kendisini arayıp sormadığını ve kendisi ile ilgilenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacı ile aralarında herhangi bir bakım sözleşmesi olmadığını, davacı ile ailevi nedenlerden dolayı uzun yıllardır görüşmediklerini, dava konusu payın öncesinde babasına ait olduğunu, bu nedenle de satın aldığını, satış bedelinin davacıya elden ödendiğini, davacının hacizlerle yüklü olarak taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli 2021/316 Esas, 2022/146 Karar sayılı kararı ile; davacının taşınmazdaki payını ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini iddia ettiği, ancak tapunun satış akdi ile devredildiği, taraflar arasında resmi şekle uygun olarak imzalanmış ölünceye kadar bakma akdinin bulunmadığı, resmi senedin aksinin senetle ispatlanması gerektiği, davalı tarafça davacının tanık dinletmesine muvafakat edilmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı, davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davacı tarafın, davalının ölünceye kadar bakım vaadi üzerine taşınmazın temlik edildiğini ileri sürdüğü, bu nedenle uyuşmazlığın hile hukuki nedenine dayalı olarak değerlendirilmesi ve buna göre incelenmesi gerektiği, bu durumda Mahkemece, tanık dahil olmak üzere tarafların tüm delillerinin bu çerçevede toplanıp değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tapudaki işlemin ölünceye kadar bakım sözleşmesi olmadığı gerekçesi ile değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının satış tarihi olan 14.12.2016 tarihinde yaşı itibariyle güncel ve geleceğe dönük bakım ihtiyacı bulunduğu, davalının, babaannesi olan davacıya bakacağı vaadi ile dava konusu taşınmazı bedelsiz olarak davacıdan tapuda satış suretiyle devraldığı, taşınmazı devraldıktan sonra davalının davacıya bakmadığı ve ilgilenmediği, davalı taraf taşınmaz bedelinin ödendiğini savunmuş ise de buna dair somut bir delil sunulmadığı, davalı tanığının görgüye dayalı bilgi sahibi olmadığı, SGK hizmet dökümünden görüldüğü üzere taşınmaz satış tarihinde davalının asgari ücret ile çalıştığı, dava konusu taşınmazı satın alacak geliri bulunmadığı, 20.03.2017 tarihinde işten ayrıldığı, İzmir 17. Aile Mahkemesinin 2017/659 Esas sayılı boşanma davası bulunduğu, bu dönemde İzmir’e dönmeyeceği, davacı ile kalarak davacıya bakacağı yöndeki vaadleri ile dava konusu taşınmazı bedelsiz olarak devraldığı, davacının iradesinin hile suretiyle sakatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının asgari ücretle çalışması nedeni ile 2016 yılı itibari ile yaklaşık 800.000,00 TL değerindeki dava konusu taşınmaz payını satın alabilecek bir gelirinin/ekonomik gücünün bulunmadığı, temlik tarihi itibari ile 73 yaşında olan davacının yalnız yaşaması, yaşlılığı ve sağlık durumu itibari ile başkasının bakımına ihtiyaç duyduğu, davacının taşınmaz payını devretmesi halinde davacıya ölünceye kadar bakacağını vaat ederek davacıyı temlike ikna ettiği fakat temlik gerçekleşince herhangi bir bakım-gözetimde bulunmadığı, davacının başka çocukları ve torunları da olduğu hatta davacının oğlu ...'ın dava konusu taşınmazda paydaş sıfatının bulunduğu, taşınmaz payı satılacaksa bu paydaşa satılmasının daha makul olduğu, dolayısı ile davalının, davacıyı dava konusu taşınmaz payının temlik edilmesi halinde bakımını yapıp, gözeteceği yönünde kandırarak taşınmaz payının temlikini sağladığı anlaşıldığından, hile iddiasının sübut bulduğu yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın hukuki nitelendirilmesinde hataya düşüldüğünü, davanın hukuki sebebinin ölünceye kadar bakım sözleşmesine aykırılık olduğunu, bakım sözleşmesinin de yazılı olarak yapılması gerektiğini, davanın hile hukuki nedenine dayandığının kabul edilmesi halinde ise hak düşürücü sürenin geçtiğini, Mahkemece davalının maddi durumu, davacının bakıma ihtiyacı olup olmadığı hususlarında hatalı değerlendirme yapıldığını, davacının bakımını genel olarak kızının üstlendiğini, ayrıca davalının babası ve kardeşinin de davacı ile aynı şehirde yaşadığını, davacıya sık sık uğrayarak ihtiyaçlarını giderdiğini, davalının ise davacının torunu olup taşınmazın satışı sırasında evli olduğunu, İzmir’de ikamet ettiğini, bu nedenle davacının davalının kendine bakacağı vaadi ile taşınmaz devretmesinin mümkün olmadığını, davalının alım gücü bulunduğunu, düğününde takılan altınlarını bozdurduğunu ve ailesinden destek aldığını, ayrıca taşınmaz üzerinde birçok haciz bulunduğunu, bu borçların da satış bedelinden mahsup edildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, 80 parsel sayılı taşınmazdaki maliki olduğu 2/3 payından 1/3 payını üzerinde bırakarak 1/3 payını 14.12.2016 tarihinde satış suretiyle davalı torunu ...’e devrettiği anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 94.779,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.