Tehdit ve ikrahla iradesi sakatlanan davacının taşınmaz devrinin iptali, tescili ve hak düşürücü süre itirazının değerlendirilmesi kararı.
Özet: Davacı, evlilik vaadiyle kandırıldığı, tehdit ve şiddet gördüğü eski partneri olan davalının baskısı ve irade sakatlayıcı eylemleri sonucunda bir taşınmazdaki payını devretmek zorunda kaldığını, bu durumun adli makamlara defalarca yansıdığını ve tehditlerin devam ettiğini belirterek tapu iptali ve tescil talebiyle dava açmış, taşınmazın el değiştirmesi üzerine davasını tazminat talebine dönüştürmüştür; ilk derece mahkemesi ise, davacının iradesinin tehdit yoluyla sakatlandığını, davalının tehditkar davranışlarının sürdüğünü ve davanın yasal süresinde açıldığını tespit etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2156 E., 2025/1510 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 40. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/298 E., 2023/161 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı; davalı ... ile ilişkisi olduğunu, ...’ın kendisini bekar olarak tanıttığını ve evlilik vaadi ile kendisini kandırdığını, müşterek bir çocukları olduğunu, ...’ın evli olduğunu öğrenince ayrılıp İstanbul’a dönmek istediğinde darp edildiğini ve ...’ın eşi ile birlikte yaşamaya zorlandığını, ...’ın 95 38... parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını tehdit yoluyla 17.06.2016 tarihinde kendisine devrettirdiğini, ...’ın birçok kez kendisine silah gösterdiğini, müşterek çocuklarını kendisini tehdit etmek için kullandığını, kendisini ve kardeşlerini öldürmekle tehdit ettiğini, defalarca şiddete maruz kaldığını, tehdit edildiğini, kandırıldığını ve hakarete uğradığını, kendisinin ve çocuğunun can güvenliği için defalarca kredi çekip ...’a verdiğini, hala tehdit altında olduğunu, ölmekten ve çocuğunu görememekten korktuğunu, 23.01.2016 tarihinde ...’ın kendisini ve oğlunu mezarlığa çağırdığını, gitmeyince de “yemedi mi?” diye mesaj gönderdiğini, savcılığa şikayet ettiğini, İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/172 Esas sayılı davası ile ...’ın tehdit suçundan mahkum edildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/112666 soruşturma numaralı dosyası ile tehdit ve şantaj nedeniyle şikayette bulunduğunu, 03.07.2019 tarihinde şikayette bulunması üzerine ...’ın 26.11.2019 tarihinde taşınmazı düşük fiyatla davalı ...’e sattığını, kötü niyetle hareket edildiğini, iradesinin tehdit ve ikrah nedeniyle sakatlandığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa şimdilik 10.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; aşamada davacı vekili, davanın tehdit ve ikrah nedeni ile irade sakatlanması sebebiyle tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkin olduğunu, taşınmazın dava devam ederken el değiştirdiğini, bu nedenle davaya mevcut davalılar yönünden tazminat davası olarak devam edildiğini, bilirkişi tespiti yapılmadığını, internetteki satış bedellerinden düşük de olsa zararı biraz da olsa karşılayabilmesi için 150.000,00 TL tazminat talep ettiklerini bildirmiştir.II. CEVAPDavalı ...; taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, satın alma bedelinin tapuda yazılı olduğunu, davacıya ve kardeşine zor günlerinde yardımcı olduğunu, davacının kardeşinin tedavi masraflarının fazla olması nedeniyle taşınmazı davacının satmak istediğini ve kendisini vekil tayin ettiğini, alıcı çıkmaması üzerine tedavinin aksamaması için adına kayıtlı tırı satıp tedavi masraflarını bu ücretten karşıladığını, bu fedakarlığın karşılıksız kalmaması için davacının taşınmazı kendisine satmayı teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini ama davacının kardeşi de ısrar edince tedavi masraflarına ek olarak tapuda gösterilen bedeli ödeyerek taşınmazı aldığını, davacının kardeşine 22.000 dolar verdiğini, davacının kendisinden korkması halinde ...un programına katılamayacağını, tehdit ve korkutma iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bugüne kadar silahla ve ölümle tehdit edildiğine dair hakkında herhangi bir uzaklaştırma kararı almadığını, paraya ihtiyacı olması nedeniyle de taşınmazı 50.000,00 TL bedelle diğer davalıya sattığını, devirden dört yıl geçmesine rağmen davacının dava açmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirtilerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., süresinde davaya cevap vermemiş aşamada davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı ...'ın birlikte yaşadıkları, evlilik dışı müşterek bir çocukları olduğu, davacı ve davalı arasında husumetin ve anlaşmazlığın mevcut olduğu, bu hususun birçok kez adli makamlara yansıdığı, davacının çeşitli kez davalı aleyhine tehdit ve hakaretlerinden kaynaklı olarak 6284 sayılı Kanun gereği koruma kararı aldığı, koruma kararları ve ceza mahkemesi dosyaları ile tanık beyanları bir bütün halinde değerlendiğinde dava konusu taşınmazın davacının tehdit yolu ile iradesi sakatlanarak alınmış olduğu, davacının davalıyı son olarak tehdit ettiğinden bahisle verilen koruma kararının 03.07.2019 tarihli olduğu, mahkeme dosyasının dava tarihinin ise 09.01.2020 olduğu ve 1 yıllık hak düşürücü süre geçmeden söz konusu davanın açılmış olduğu, tanık beyanları ile de desteklendiği üzere davalının tehditvari davranışlarının devam ettiği, davalının, resmi senette satış olarak gösterilen dava konusu taşınmazın gerçek bedelini ödediği hususunu yazılı veyahut sözlü herhangi bir delil ile ispat edemediği ancak davalı ...'ın kayden malik olmadığı, kayden malik olan diğer davalı ile aralarında el ve iş birliği olduğu hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden tapu iptali ve tescili talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 17.06.2016 tarihinde davacı tarafından 29.000,00 TL bedelle davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiği, davalı ... tarafından da 26.11.2019 tarihinde 50.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'e satış suretiyle temlik edildiği, davalı ...'a yapılan temliki işlemin davacının korkutulması sonucu iradesi fesada uğratılarak gerçekleştirildiği, sonradan taşınmazı edinen ikinci el durumundaki davalı ...'in iyiniyetli olduğu, TMK'nın 1023. maddesi gereğince ediniminin korunması gerektiği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı davacıdan bedeli karşılığında satın aldığını, ekonomik sıkıntılar nedeniyle de taşınmazı diğer davalıya sattığını, karar gerekçesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki ceza dosyalarının dava konusu taşınmaza ilişkin olmadığını, aralarındaki ilişki ile alakalı olduğunu, dava dilekçesinde dayanılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/112666 Soruşturma numaralı dosyasında müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, müvekkili ile davacı arasındaki ceza dosyalarının içeriğine ve sonucuna bakılmaksızın, söz konusu ceza dosyalarının açılmış olmasının gerekçe kabul edilmesinin keyfi olduğunu, 6284 sayılı Kanun gereği koruma kararı alınması için bir delile ihtiyaç olmadığını, eldeki dava için delil üretme amacıyla tedbir aldırıldığını, davacının bugüne kadar silahla ve ölümle tehdit edildiğine dair müvekkili hakkında herhangi bir uzaklaştırma kararı almadığını, bu hususu cevap dilekçelerinde bahsetmeleri üzerine cevap dilekçesinden sonra davacının bu gerekçe ile koruma kararı talep ettiğini, davacının iki tanığından birinin kardeşi olduğunu, kız kardeşin beyanının yanlı ve çelişkili olduğunu, diğer tanığın da tehdide ilişkin bilgisi olmadığını beyan ettiğini, 27.09.2022 tarihli celsede davacıya davasını açıklaması ve talep ettiği tazminat miktarını bildirmesi ve eksik harcı yatırması için iki haftalık kesin süre verildiğini, davacının 11.10.2022 tarihinde dilekçesini sunup harç yatırmak için süre istediğini, ek sürenin reddi gerektiğini, hak düşürücü süre itirazının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, korkutma hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosya içeriğinden; davacının kayden maliki olduğu 95 38... parsel sayılı taşınmazdaki 1/5 payını 17.06.2016 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği, ...’ın da taşınmazı 26.11.2019 tarihinde satış suretiyle davalı ...’e temlik ettiği, eldeki dava devam ederken ...’in de dava konusu payı 16.01.2020 tarihinde dava dışı ...’ye devrettiği, davacı vekilinin taşınmazın dava devam ederken el değiştirdiğini, bu nedenle davaya mevcut davalılar yönünden tazminat davası olarak devam edildiğini bildirdiği görülmüştür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle:Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 7.684,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.