Hazinenin yüz ölçüm düzeltme işlemiyle oluşan miktar fazlalığının iptali ve adına tescili talebinin, on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddedilerek temyizen onanması kararı.
Özet: Hazinenin, 1975te kesinleşen kadastro işlemi sonrası bir taşınmazda oluşan miktar fazlasının iptali ve hazine adına tescili istemiyle açtığı dava, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddedilmiştir. Hazinenin, kadastro düzeltme işlemiyle ortaya çıkan hatanın hazine zararı oluşturduğunu ve hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını ileri sürdüğü temyiz başvurusu, kadastro kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık sürenin geçtiği tespit edilerek reddedilmiş ve bölge adliye mahkemesinin kararı onanmıştır.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/174 E., 2025/501 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Suruç 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/92 E., 2024/69 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı Hazine vekili; ...Mahallesi 78 parsel sayılı taşınmazın ilk tapulama çalışmaları sırasında zilyetlik esaslarına göre belirlenen miktar üzerinde sınırlandırmasının yapıldığı, yüz ölçüm düzeltme işlemi sonucunda bu taşınmazın yüz ölçümünün iktisap tarihindeki zilyetlik esaslarına göre verilmesi gereken 20.000, 00... 'yi aşarak miktar fazlası oluştuğunu ileri sürerek yüz ölçümü düzeltme işlemi ile oluşan miktar fazlalığının iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı, ön inceleme duruşmasında; 78 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, içerisinde 104 ev bulunduğunu, hepsini imar görevlilerini çağırarak hesaplattırdığını, tamamı, adına kayıtlı iken herkesin payını dağıttığını, tarlanın 19.8 00... olduğunu ve herhangi bir fazlalık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kadastro işleminin 30.01.1975 tarihinde yapıldığı, tapulama tutanağının 17.04.1975 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 25.10.2023 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 17.04.1975 tarihinde kesinleştiği, bu tarih ile dava tarihi olan 2023 yılı arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 hükmünde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, taşınmazın miktar fazlalığının özel mülk olarak tescili talep edildiğine göre davanın hak düşürücü sürenin istisnası niteliğinde de olmadığı, kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 19.8 00... olarak senetsizden tescil edildiğini, sonradan yapılan kadastro düzeltme işlemi ile 20.0 00... aşarak 23.583, 18... olduğunu, vergi kaydı miktarlarını aşarak 3402 sayılı Kanun’un 41/9 hükmü kapsamında kalan miktar fazlalığı oluştuğunu, bu hata sebebiyle Hazine zararı meydana geldiğini, fazla olan miktarın Hazine adına tescili gerektiğini, davanın 10 yıllık hak düşürücü süreden reddinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosya içeriğinden; yörede yapılan kadastro çalışmalarında ...Mahallesi 78 parsel sayılı taşınmazın 07.01.1975 tarihinde senetsizden ... ... adına tespit ve tescil edildiği, tespitin 17.04.1975 tarihinde kesinleştiği dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği görülmüştür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.