Kamulaştırmasız el atılan taşınmazda enerji nakil hattı irtifak hakkı bedel tespiti ile el atmanın önlenmesi davalarının birleştirilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücreti itirazlarına dair temyiz kararı.
Özet: Bir taşınmazda enerji nakil hattı sebebiyle kamulaştırmasız el atıldığı iddiasıyla maliklerce açılan el atmanın önlenmesi ve tazminat davası ile, idarenin aynı taşınmaz üzerindeki irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve tescili istemli kamulaştırma davasının birleştirildiği uyuşmazlıkta; ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince kamulaştırma davasının kabulü nedeniyle maliklerin davası konusuz bırakılmış olup, idare vekili ise yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hükmün hatalı hesaplandığı ve müvekkilinin asıl davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçeleriyle kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1507 Esas, 2025/470 KararASIL DAVADA DAVALIBİRLEŞTİRİLEN DAVADAKARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen kararSAYISI: 2021/155 Esas, 2022/97 KararTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi, olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın irtifak hakkı ve pilon yeri karşılığının tahsili istemine ilişkin asıl dava ile 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonucu İlk Derece Mahkemesince asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacıların maliki olduğu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 20 34... parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle fiilen el atıldığını, her ne kadar taşınmaz hakkında acele el koyma kararı alınmış ise de altı aylık süre içinde bedel tespit ve tescil davası açılmadığını, acele el koyma dosyasında tespit edilen bedelin çok düşük olduğunu, taşınmaz üzerinden geçirilen enerji nakil hattı nedeniyle taşınmazın değer kaybettiğini ileri sürerek öncelikle haksız işgalin sonlandırılmasını, kabul edilmemesi halinde hesaplanacak tazminat bedelinin acele el koyma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.2. Davacı idare vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 20 34... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Asıl davada davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza dair acele el koyma kararı alındığını, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, bedel tespit ve tescil davasının açılma süresinin 6 aylık süreyle sınırlandırılmadığını, makul süre içerisinde açılabileceğini, eldeki davanın açılacak olan bedel tespit ve tescil davası yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.2. Birleştirilen davada davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne ve kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriAsıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın açılmasına idarenin sebebiyet vermediğini, idare aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, bedel tespit ve tescil davasının açılmasının 6 aylık süreyle sınırlandırılamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte nispi vekâlet ücretine yönelik hesaplamanın da hatalı olduğunu, asıl davanın 1.000,00 TL üzerinden açıldığını ve davanın ıslah edilmediğini, bu durumda dava değeri olan 1.000,00 TL üzerinden asıl davada vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, acele el koyma bedeli ödendiği halde tespit edilen toplam kamulaştırma bedeli olan 135.055,84 TL üzerinden hesaplanan 16.780,30 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, bedel tespit ve tescil davasının birleştirilmesi yerine bekletici mesele yapılması gerektiğini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, geliri yüksek olan salçalık domatesin münavebeye esas alınmasının doğru olmadığını, değer düşüklüğü oranının yüksek belirlendiğini, fark kamulaştırma bedeli için faiz başlangıç tarihinin 22.02.2022 tarihi olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden yapılan incelemede, dava konusu taşınmaza dair acele el koyma kararı alınmış olup Yargıtay içtihatları gereğince makul süre olarak kabul edilen 6 aylık süre içerisinde bedel tespit ve tescil davasının açılmadığı, konusuz kalan asıl davada dava tarihi itibarıyla tarafların haklılık durumu gözetilerek davacı tarafça yapılmış olan yargılama giderlerinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak konusu para olan veya parayla değerlendirilmesi mümkün bulunan davalarda vekâlet ücretinin, nispi tarifeye göre hesaplanacağı, öte yandan, tazminat istemli davalarda vekâlet ücretine esas olan değer, ya dava dilekçesinde gösterilen değer ya da mahkemece keşifte belirlenen ve buna göre eksik harcı tamamlanan değer olduğu, eğer, taşınmazın keşif sonucu saptanan değeri üzerinden noksan harç tamamlanmamış ise vekâlet ücretinin dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden takdir edileceği, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı ve 13 üncü maddeleri uyarınca, davacılar lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin dava değeri olarak gösterilen 1.000,00 TL'yi geçemeyeceği, bu durumda davacılar lehine 1.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde fazladan vekâlet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığı; birleştirilen dava yönünden yapılan incelemede, arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metoduna göre değer biçilmesinde ve aynı Kanun'un 11. Maddesinin son fıkrası maddesi uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve irtifak hakkına konu olan bölüm dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirlenmek suretiyle irtifak hakkı ve pilon yeri karşılığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak, tespit edilen fark kamulaştırma bedeline işletilecek faizin başlangıç tarihinin 22.02.2022 tarihi olması gerektiği halde faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesinin isabetli bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı- birleştirilen davada davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriAsıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, objektif değer artışı uygulanmasının doğru olmadığını, değer düşüklüğü oranının çok yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada kamulaştırmasız el atılan taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi, olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın irtifak hakkı ve pilon yeri karşılığının tahsili, birleştirilen davada kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirlenmek suretiyle irtifak hakkı ve pilon yeri karşılığının tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Asıl davada davalı-birleştirilen davada davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.