Mirasbırakanın vefatından sonra yanlış isimle kaydedilen taşınmazların, dayanak belgesi olmaksızın davalılar adına yolsuz tescili iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası.
Özet: Mirasbırakanın vefatından sonra tapudaki isim hatası düzeltilerek davalılar adına "intikal ve satış" şeklinde tescil edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve tescili talebiyle açılan davada; davacılar, dayanak satış belgesi bulunmaması ve mirasbırakanın ölü olması nedeniyle tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerken, davalılar, işlemin üzerinden geçen uzun süre, tapu müdürlüğündeki usulsüzlükler sonucu yapılan gazete ilanıyla hak iddia süresinin dolması ve mirasçıların kendi paylarını devretmesi gibi savunmalar getirmiş; mahkeme ise mirasbırakanın vefatından sonra yapılan tescilde satış senedi bulunmadığını ve tapudaki usulsüzlükler nedeniyle ilanın yapıldığını tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/72 E., 2025/19 K.Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; ...oğlu ...'un davacılar ile davalıların mirasbırakanı olduğunu ve 29.04.1980 tarihinde vefat ettiğini, murise ait olan ancak tapu kayıtlarında isminin yanlışlıkla ... ... şeklinde yazılı bulunan dava konusu 17, 60, 2 10... parsel sayılı taşınmazların ise murisin vefatından yaklaşık dokuz yıl sonra yapılan işlemle davalılar adına tescil edildiğini, tapu kayıtları incelendiğinde ... ... adına olan kaydın üzerinin çizilerek malik hanesine davalıların adının yazıldığının görüleceğini, satış gibi gösterilen işleme ait herhangi bir dayanak belge ve satış senedinin bulunmadığını, ... ... adında bir şahsın bulunmadığı gibi mirasbırakan ...'un da vefat etmesi nedeniyle satış işlemini gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında iptali ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAPDavalılar ..., ... ve ... ile ... sundukları aynı içerikteki cevap dilekçelerinde; davanın yasal dayanağının bulunmadığını, .......Müdürlüğünde işlem ve belgelerin düzenli tutulmaması nedeniyle 15-20 yıl kadar önce soruşturma açıldığını ve tanzim edilen rapor sonucunun belgeleri eksik olan veya arşivi düzenli tutulmayan birçok parselle ilgili olarak gazete ilanı yapıldığını, bu ilanda ilan tarihinden itibaren hak iddia edenlerin bir ay içinde dava açabilecekleri, aksi hâlde mevcut kütük bilgilerine göre kayıtların geçerli sayılacağının ve bir daha dava açılamayacağının bildirildiğini, her türlü yasal gereklerin Devlet tarafından yerine getirildiğini, tescilden ve ilandan itibaren uzun yıllar geçtikten sonra açılan davanın yasal olmadığını, kendilerinin kötü niyetli olmadıklarını, adlarına yapılan tescilden sonra taşınmazların üçüncü kişilere satış veya başka yolla devredilmemiş olmasının da tek başına bu durumu ortaya koyduğunu, tescile ilişkin belgelerin Tapu Müdürlüğünce muhafaza edilmemesinin kendi kusurları olmadığını ve hak kaybına neden olarak kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişler, aşamada ...’nin 20.09.2020 tarihinde ölümü ile mirasçılarına tebligat yapılmıştır.Davalı ... vekili; tapudaki işlemin 1989 yılında yapıldığını ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, iddianın gerçek dışı olduğunu, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar tarafından veraset ilamı alındığını, hazır olan mirasçıların bizzat Tapu Müdürlüğüne giderek, hazır olmayan mirasçıların ise noterde verdikleri vekâletnameler ile murisin yanlış yazılan isminin tapuda idari yoldan düzeltildiğini ve intikal yapıldığını, sonra da davacılar ile dava dışı bir kısım mirasçıların kendi hisselerini davalılara devrettiğini, bu nedenle kütük sayfasında işlemin niteliğinin ''intikal ve satış'' olarak yazıldığını, satışın mirasbırakan tarafından değil mirasçılar tarafından yapıldığını, dayanak belgelerin Tapu Müdürlüğünce muhafaza edilmemesi nedeniyle davalıların sorumlu tutulamayacağı gibi belgelerin bulunmamasının da işlemin gerçek olmadığı anlamına gelmeyeceğini, yapılan devirden sonra taşınmazların bir kısmının DSİ tarafından kamulaştırıldığını ve bedellerin davalılar tarafından alındığını, son yıllarda spekülatif bir şekilde taşınmaz fiyatlarının çok arttığı yönündeki haberler nedeniyle davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Diğer davalılar ... ile ... ise davaya cevap vermemişlerdir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 08.10.2013 tarihli ve 2011/143 Esas, 2013/725 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazların mirasbırakan ...oğlu ... adına tescili sırasında adının sehven ... ... olarak yazıldığı, murisin 1980 yılında öldüğü, tapu kütüğünde 03.08.1989 tarihinde malik hanesinde gözüken ... ... adının çizilerek altına davalıların adının yazıldığı, edinme sebebinin intikal ve satış olarak gösterildiği ancak herhangi bir satış senedinin bulunmadığı, dayanak belgelerin bulunmama sebebinin ise Tapu Müdürlüğünde işlemlerin usulüne uygun şekilde yapılmaması olduğu, usulsüz işlemlerin o dönemde yapılan teftişle ortaya çıktığı ve teftiş sonrasında usulsüz işlem yapılan taşınmazlarla ilgili gazete ilanı yapıldığı, bahsi geçen ilanının dava konusu taşınmazlarla ilgili bölümünün dosya arasında bulunduğu, ilana karşı itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin Ergani Tapu Müdürlüğünden gönderilen belgeler içerisinde yer almadığı, dava dışı mirasçıların vekâletname ile tapuda satış yetkisi verdikleri ... ...... aracılığıyla, davacıların ise bizzat Tapu Müdürlüğüne giderek dava konusu taşınmazları davalılara devrettikleri, taşınmazların davacılar tarafından Tapu Müdürlüğünde davalılara bizzat devredildiği hususunun tanık.......... tarafından açık bir şekilde ifade edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemenin 08.10.2013 tarihli kararının davacılar vekili tarafından temyizi üzerine; Dairenin 24.03.2015 tarihli ve 2014/4671 Esas, 2015/4169 Karar sayılı kararı ile: çekişme konusu 17, 60... (ifraz ile 2 10... ) parsel sayılı taşınmazların kadastroca ... ... adına 14.01.1977 tarihinde tapuya tescil edildiği, 03.08.1989 tarihinde ise intikal+satış+hisse tevhidi suretiyle 1/7'şer pay olarak davalılar adına sicil kayıtlarının oluştuğu, tarafların murisi olan ...oğlu ...'un 29.04.1980 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak taraflar ile birlikte dava dışı çok sayıda mirasçısının kaldığı, Tapu Müdürlüğünün 08.04.2011 tarihli yazısından dava konusu taşınmazların 03.08.1989 tarih ve 540 yevmiye numarası ile yapılan intikal ve satış işlemine esas alınan evrakların bulunmadığı, davalılara yapılan temlikler ile ilgili dönemin tapu müdürü tarafından resmi senet düzenlenmeden ve yevmiye defterine kaydedilmeden tapu kütüğüne yolsuz olarak tescil işlemi yapıldığı, Mahkemece, tarafların murisi ile önceki kayıt malikinin aynı kişi olduğu yönünde yeterli ve hüküm kurmaya elverişli bir araştırma yapılmadan, tapudaki işlemlerin yolsuz tescil niteliğinde olduğu göz ardı edilerek tanık anlatımlarına değer verilmek suretiyle sonuca gidildiği, öncelikle çekişme konusu taşınmazların önceki kayıt maliki ... ... ile tarafların murisi ...oğlu ...'un aynı kişi olup olmadığının ayrıntılı bir şekilde araştırılması, aynı kişiler olduğunun saptanması halinde davacıların payları oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.Mahkemenin 12.04.2016 tarihli ve 2016/93 Esas, 2016/230 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.Mahkemenin 12.04.2016 tarihli direnme kararının davacılar vekili tarafından temyizi üzerine; Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2021 tarihli ve 2017/1-1215 Esas, 2021/548 Karar sayılı kararı ile; çekişme konusu 17, ifraz işlemi sonucunda 2 10... parsellere giden eski 18... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sonucunda ... ... adına 14.01.1977 tarihinde tescil edildiği, 03.08.1989 tarihinde ise kütük sayfasında malik adı çizilerek intikal-satış-hisse tevhidi suretiyle 1/7'şer paylarla davalılar adına tescil edildiği, davalılar tarafından diğer mirasçıların bir kısmının Tapu Müdürlüğüne bizzat giderek bir kısmının da vekâlet verdikleri vekilleri aracılığıyla paylarını kendilerine devrettikleri savunulmuş ise de adlarına yapılan bu tescilin dayanağını oluşturan hiçbir dayanak belge bulunmadığı, hak sahiplerinin yazılı bir tescil talebi bulunmadığı gibi intikale esas veraset ilamı da sunulmadığı, davaya konu edilen payların satışına ilişkin olarak taraflar ya da vekillerinin imzasını taşıyan resmi senet ve hak sahiplerinin yazılı bir tescil talebi bulunmadan, vekilin hangi mirasçı adına tapu sicilinde işlem yapmaya yetkili olduğunu gösteren vekâletname temin edilmeden ve satışa ilişkin resmi akit düzenlenmeden kütük sayfasında davalılar adına oluşturulan kaydın hukuken değer taşıdığını söyleme olanağı bulunmadığı, böylesi bir tescilin yolsuz olduğu, Mahkemece tarafların mirasbırakanı ile kayıt malikinin aynı kişi olduğunun anlaşılması durumunda davacıların miras payları oranında iptal edilmesi gerekeceği, davalılardan ...’un 2 10... (eski 18) parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını dava açılmadan önce 12.01.2005 tarihinde dava dışı ..........isimli şahsa satış suretiyle temlik ettiği, davanın kabulü durumunda bu taşınmazlarda kayıt maliki olmadığından taraf sıfatının gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin mirasçılık belgesinin iptali talepli Ergani 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2023/264 Esas sayılı dava açtığı, yapılan yargılamada Ergani Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/284 Esas ve 2011/210 Karar sayılı dosyasındaki ...'un mirasçılık belgesinin hatalı olduğu, Ergani Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/544 Esas sayılı dosyasında alınan ...'un mirasçılık belgesinin gerçeği yansıttığı tespit edilerek ... mirasçılarının mirasçılık payları tekrardan hesaplatılarak bilirkişiden rapor aldırıldığı ve davanın kabulüne karar verildiği, kararın 07.10.2024 tarihinde kesinleştiği, mahalli bilirkişilerin ... ...'u tanıdıklarını, ... isimli şahsı hiç duymadıklarını, mahalli bilirkişi ... ise ... ...'un aslında ... olduğunu ancak kütükte isminin ... olarak geçtiğini, ... olarak tanındığını beyan ettiği, mahalli bilirkişi beyanları ile Ergani 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/264 Esas sayılı dosyaları hep beraber değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların kayıt maliki ile tarafların murislerinin aynı kişi olduğu, dava konusu eski 17 (yeni 220/17, 190/17, 203/17), eski 18 (ifraz sonucu 210, 211, 212) ve 60 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sonucunda ... ... adına 14.01.1977 tarihinde tescil edildiği, 03.08.1989 tarihinde ise kütük sayfasında malik adı çizilerek intikal-satış-hisse tevhidi suretiyle 1/7'şer paylarla davalılar adına tescil edildiği, davalılar tarafından diğer mirasçıların bir kısmının Tapu Müdürlüğüne bizzat giderek, bir kısmının da vekâlet verdikleri vekilleri aracılığıyla paylarını kendilerine devrettikleri savunulmuş ise de adlarına yapılan bu tescilin dayanağını oluşturan hiçbir belge bulunmadığı, hak sahiplerinin yazılı bir tescil talebi bulunmadığı gibi intikale esas veraset ilamı da sunulmadığı, davaya konu edilen payların satışına ilişkin olarak taraflar ya da vekillerinin imzasını taşıyan resmi senet de düzenlenmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1 90... parsel sayılı taşınmazın davalı ... ... adına kayıtlı olmasına rağmen anılan parsel hakkında bir hüküm kurulmadığını, herhangi bir hüküm kurulmamakla birlikte davalı ... ...e yönelttikleri davanın reddine karar verildiğini, davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, söz konusu taşınmazın dava konusu olan 17 parsel sayılı taşınmazdan geldiği ve davalı ... ...adına kayıtlı olduğunu, lehlerine eksik ve hatalı vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; babaları öldüğünde geriye 7 kız 7 erkek kardeş kaldıklarını, kendisinin 17 yaşında ve öğrenci olduğunu, 1989 yılında hukuk fakültesini bitirdiğini, annesinin tarlaya ve murisin mirasına ihtiyaçları kalmadığını söyleyerek kendi payından da vazgeçtiğini ve resmi intikal yapıldığını, kendisinin miras payını alın diye ısrar etmesine rağmen muvazaalı satış ile annesi ve kız kardeşlerinin paylarının yedi erkek kardeşe devredildiğini, Tapu Sicil Müdürlüğünün bu resmi akit tablosu dahil bütün belgeleri dosyasına yerleştirmediğini ya da eksik yerleştirildiğini, ayrıca yanlış yevmiye numarası tutulduğu için yapılan teftişle de durumun düzelmediğini, dava konusu kendi taşınmazları da dahil yaklaşık 2.000 adet parsele ait torbalara doldurulan yığınla resmi evrakın teftiş raporundan sonra imha edildiği ya da halen bir yerlerde muhafaza edildiği yönünde bilgisi olmadığını, yolsuzluk iddiasının ağır bir leke olduğunu, bunu kabul etmediğini, resmi teftiş raporu ve gazete ilanı olduğu halde yolsuzlukla suçlanmasını kabul edemediğini, sahtecilik yapmadığını, intikal anında davacılar da dahil kız kardeşlerine ve annesine miras paylarını almaları için ısrar ettiğini, yasal tüm işlemlerin usulüne uygun olarak yapıldığını, kararın gerekçesini temyiz ettiğini, ağır yolsuzluk lekesinin temizlenmesini istediğini ileri sürerek kararın bozulmasını ya da düzeltilmesini istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; çekişme konusu 17, 60... (ifraz ile 2 10... ) parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti ile ... ... adına 14.01.1977 tarihinde tapuya tescil edildiği, 03.08.1989 tarihinde ise intikal+satış+hisse tevhidi suretiyle 1/7'şer pay olarak davalılar adına sicil kayıtlarının oluştuğu, ... ... ...’un 18 parsel sayılı taşınmazdaki 1/7 payını 12.01.2005 tarihinde ... ...e satış suretiyle temlik ettiği, tarafların murisi olan ...oğlu ...'un 29.4.1980 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak taraflar ile birlikte dava dışı çok sayıda mirasçısının kaldığı, Tapu Müdürlüğünün 08.04.2011 tarihli yazısından dava konusu taşınmazların 03.08.1989 tarih ve 540 yevmiye numarası ile yapılan intikal ve satış işlemine esas alınan evrakların bulunmadığı, davacı ...’nın 07.08.2025 tarihinde öldüğü görülmüştür.Hemen belirtilmelidir ki; dava konusu 17, 60... (ifraz ile 2 10... ) parsel sayılı taşınmazların kayıt maliki ... ... ile davacıların murisinin aynı kişi olduğunun tespit edilmesi ile davalılar adına yapılan tescilin yolsuz olduğu saptanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...’ın temyiz itirazlar yerinde değildir, reddine,Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2 hükmü uyarınca, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. Somut olayda, Mahkemece keşif yapılarak dava değerinin tespit edilmediği ve harç ikmali yaptırılmadığı, dava konusu 17, 2 10... parsel sayılı taşınmazların toplulaştırma işlemlerine tabi tutulduğu, Ergani Tapu Müdürlüğünden gönderilen 09.12.2024 tarihli yazıda 210 parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma sonucu 1 15... , 7, 8, 9, 11... ada 3 parsel sayılı, 212 parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma sonucu 115/11, 7, 8 ve 9, 1 18... , 1 20... , 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, yine Ergani Tapu Müdürlüğünün 10.03.2025 tarihli yazısında ise 17 parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma sonucu 2 20... , 1 90... , 2 03... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 60 parsel sayılı taşınmazın değişmediği hususlarının bildirildiği ve Mahkemece de bu yazılar esas alınmak suretiyle kabul hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Ne var ki, dava konusu taşınmazlarda yapılan toplulaştırma işlemine ilişkin belgelerin (özellikle toplulaştırma dağıtım cetvellerinin), eski parseller ile yeni parseller arasındaki bağlantının kurulmasına imkan verecek şekilde eski ve yeni kütük sayfalarının dosyada yer almadığı, hükmün doğruluğunun dosyada yer alan evrak ile denetlenmesine imkan bulunmadığı; bunun yanında, Harçlar Kanunu'nun uygulanması kamu düzenini ilgilendirmesi ve hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husus olmasına rağmen davanın 10.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazların değeri keşfen saptanmadan ve harç ikmali yapılmaksızın sonuca gidildiği görülmüştür.Hal böyle olunca, öncelikle ölen davacı ...’nın mirasçıları yönünden usulünce taraf teşkilinin sağlanılması, dava konusu taşınmazların başında keşif yapılarak dava değerinin belirlenmesi ve belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa usulünce süre verilmesi, harcın tamamlanması halinde infaza elverişli ve denetime uygun bir hüküm kurulması açısından dava konusu taşınmazlarda yapılan toplulaştırma işlemine (birden fazla toplulaştırma işlemi yapılmış olması halinde her bir işleme) ilişkin belgelerin (özellikle toplulaştırma dağıtım cetvellerinin), eski parseller ile yeni parseller arasındaki bağlantının kurulmasına imkan verecek şekilde eski ve yeni kütük sayfalarının dosya arasına alınması, dava konusu taşınmazlar ile güncel tapu kayıtları arasında dayanak evrakla birlikte bağlantıların kurulması, gerekirse bu konuda alanında uzman (şehir plancısı, harita mühendisi) kişilerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması, bilirkişi tarafından rapor düzenlenilmesi halinde raporda yer alacak her bir tespite ilişkin evrakın dosya arasında yer almasının sağlanması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ...’ın temyiz itirazlarının reddine,Davacılar vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazının kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ve davacılara iadesine, Dosyanın Ergani 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.