Orman kadastrosu nedeniyle tapusu iptal edilip hazine adına tescil edilen taşınmazın maliklerinin Türk Medenî Kanunu 1007 uyarınca tazminat talepli karşı davanın temyiz incelemesi.
Özet: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, Kocaelideki bir taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırlarında kalması gerekçesiyle tapusunun iptali ve Hazine adına tescilini talep eden asıl dava ile mülkiyeti ihlal edilen davacılarca 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini istemli karşı davayı kabul eden ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularını esastan reddederek bu kararı onamış olup, karşı davanın her iki tarafının tazminat miktarı ve usule ilişkin itirazlarla bir üst mahkemeye temyiz başvurusu yaptığı belirtilmiştir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1964 Esas, 2025/59 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/101 Esas, 2023/172 Karar Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin asıl dava ile mülkiyeti davacılara ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin karşı davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın karşı davanın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı karşı davanın taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Asıl davada davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 27 66... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu gereği yapılan 2/B uygulamasında tamamının ... içerisinde kaldığının tespit edildiğini belirterek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.2. Karşı davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 27 66... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan orman kadastrosu sonucunda dava konusu taşınmazın tamamının orman sınırları içine alındığını ve tapu kaydına şerh konulduğunu, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.II. CEVAP1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri murisinin tapu siciline güvenerek taşınmazı edindiğini, taşınmazın müvekkilleri murisi adına tescil edildiği tarihte tapu kaydında herhangi bir orman şerhinin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.2. Karşı davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davaya konu işlem ... Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, tapu kaydına konulan orman şerhinden kaynaklanan davanın idari yargı mahkemelerinde görülerek çözümlenmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, müvekkili Hazineye yönelik karşı dava açılmasının mümkün olmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve karşı davanın kabulü ile asıl davada davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesine, karşı davada taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı davanın taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri 1. Karşı davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, yakın konumda yer alan diğer taşınmazlar için çok daha yüksek bedeller belirlendiğini ileri sürmüştür. 2. Karşı davada davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlem ... Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, henüz tapu iptal kararı kesinleşmeden açılan karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, tapu kaydına konulan orman şerhinden kaynaklanan davanın idari yargı mahkemelerinde görülerek çözümlenmesi gerektiğini, davacıların taşınmazdaki ayıplardan dolayı satın aldıkları kişiye karşı husumeti yöneltmeleri gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, dava açılmasına müvekkili idare sebebiyet vermediğinden aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu gibi harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine keşif harcına hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Orman yönetimin davacı olduğu ve istinaf edilmeksizin kesinleşen asıl davada talep taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin olup, davanın kabulü halinde somut davada olduğu gibi Hazine adına tescil kararı verildiği, ormanların kullanım hakkı Orman Yönetimine, kuru mülkiyetinin ise Hazineye ait olduğu, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu nazara alındığında Orman yönetiminin Hazine adına orman vasfıyla tescil talepli asıl davasına karşı tapu maliklerince 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince karşı dava olarak açılan tazminat davasının Hazineye husumet yöneltilmek suretiyle açılmasında bir isabetsizlik ve usul hatası bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davacının oluşan zararının Hazine tarafından karşılanması gerektiği yönündeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, davanın adli yargının görev alanına girdiği, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması yani tapunun iptalinin kesinleştiği tarihten başlayacağı, dolayısıyla zamanaşımının da söz konusu olmadığı, bu nedenlerle davalı Hazine vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda belirtilen emsal taşınmazın tapu kaydı ile belediye imar durumunun Dairece dosyaya kazandırıldığı, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kaldığı anlaşılan taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi ile bedelin emsal taşınmazlara göre tespit edilmesi ve yapılan karşılaştırma tablosu sonucu birim fiyatının 2021 yılı için 478,00 TL/m² olarak tespit edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin anılan yönlere değinen istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği, ancak hem dava açılırken gösterilen dava değeri ve hem de ıslah edilen tutar yönünden faiz başlangıç tarihinin dava açılış tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken; ıslah edilen tutara ıslah tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi doğru bulunmamış ise de bu hususun aleyhine olduğu karşı davacılar vekili tarafından bu hususta açık istinaf talebi ileri sürülmediğinden Dairece bu konuda eleştiri yapılmakla yetinildiği, ayrıca her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal taşınmazın satış tarihindeki değeri dava tarihine güncellenirken Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) oranları kullanılmış ise de eldeki davada Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2021/10591 Esas, 2022/7801 Karar sayılı kararında işaret edildiği üzere emsal taşınmazın güncel değerinin hesaplanmasında Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) endeksinin kullanılması gerektiği ve bilirkişilerce dava tarihi olan Haziran 2021 ve emsal satışın yapıldığı Şubat 2016 tarihlerindeki Yİ-ÜFE verileri kullanılması gerektiği, ancak Dairece Yİ-ÜFE üzerinden resen yapılan denetim ve hesaplamada 2016 Şubat: 250,16 / 2021 Haziran: 693,54 = 2.772 değişim oranı bulunmuş olup; bilirkişilerce de TEFE endeksi kullanılarak aynı değişim oranı bulunduğundan; anılan hatanın sonuca etkisinin olmadığının görüldüğü, öte yandan, hükümde davacı tarafından yatırılan harcın talep halinde iadesine karar verilmesi gerekirken, talep olmaksızın iadesine karar verilmesi hatalı ise de bu husus mahalinde giderilebilir olarak değerlendirildiğinden kaldırma nedeni yapılmadığı ve eleştirilmekle yetinildiği gerekçesiyle karşı davanın taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde karşı davanın taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri 1. Karşı davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Karşı davada davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman sınırlandırma çalışmalarında dava konusu taşınmazın tamamının orman sınırlarına alındığı ve orman tahdit sınırları kapsamında kaldığının kesinleşmesiyle taşınmazın tapu kaydına orman olduğu şerhinin 17.01.2000 tarihinde konulduğu anlaşılmaktadır. 3. Asıl davada davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının tamamının iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline, karşı davada ise dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince karşı davada davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yöntem itibarıyla yerindedir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmaz satışına ilişkin satış akit tablosunun ilgili Tapu Müdürlüğünden, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu, imar parseli değil ise kesilecek düzenleme ortaklık payı oranı ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. 6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekmesi bozmayı gerektirir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Karşı davada taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Karşı davada taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davalı ... vd. peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.