Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tapu terkini davasında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.10 faiz hükmünün Anayasa Mahkemesince iptalinin geriye yürümezlik tartışması.
Özet: Temyiz incelemesi neticesinde bozularak yeniden yargılanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazların yol olarak terkini davasında, bölge adliye mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş; kamulaştırma bedelini, taşınmazların tarımsal özelliklerini, emsal dosyalardaki ürün verimi ve satış fiyatlarını dikkate alarak yeniden hesaplatmış, kamulaştırma sonrası kalan kısımların kullanılmazlık veya değer kaybı durumlarını da değerlendirerek güncel bilirkişi raporu doğrultusunda 953.501,68 TL olarak belirlemiştir.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/2035 Esas, 2025/133 KararKARAR: KabulTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Aksaray ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ..., ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların kısmen kamulaştırılması nedeniyle kamulaştırmadan arta kalan kısımların kullanılamaz hale geldiğini, bu kısımların da kamulaştırılması gerektiğini, davalının zarara uğradığını, davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup kabul edilemeyeceğini savunarak taşınmazların gerçek değerinin tespitini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 25.01.2012 tarihli ve 2020/758 Esas, 2022/26 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedele davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 09.04.2021 tarihinden karar tarihi olan 25.01.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte derhal davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2023 tarihli ve 2022/1053 Esas, 2023/2049 Karar sayılı kararıyla; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik bulunmadığı gibi taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özelliklerine göre %10 oranında objektif değer artışı uygulanmasının uygun görüldüğü, daha önce aynı bölgeden geçen dosyalarda aynı değerlendirme tarihi (2020 yılı) itibarıyla getirtilen resmi verilere göre buğdayın ortalama kg satış fiyatının 1,80 TL, samanın 0,30 TL, bostanın ise 1,30 TL olduğu halde bilirkişilerce daha yüksek alındığı ve bu bölgeden denetiminden geçen dosyalarda aynı nitelikteki taşınmazlara değer biçmeye esas alınan münavebe ürünlerin dekara veriminin buğday ürünü yönünden 500 kg, saman yönünden 400 kg, bostan ürünü yönünden 2000 kg esas alınması uygun görüldüğünden dava konusu taşınmazlar yönünden de bu verim değerleri esas alınıp, kg satış fiyatlarının ve rapordaki dekar başına üretim giderlerinin buğday için 478,59 TL ve bostan için 832,07 TL alınarak değer biçilmesi ve dava konusu taşınmazların kamulaştırmadan arta kalan kısımlarının yüzölçümü, geometrik durumu, ulaşım olanakları gözetildiğinde arta kalan 6577 parselin zirai yönden kullanılamaz durumda olması nedeniyle tamamının bedelinin hesaplanması uygun ise de, 6579 parsel sayılı taşınmazda % 50 ‘den, 6583 parsel sayılı taşınmazda ise % 20 ‘den az olmamak üzere değer kaybı hesaplanması suretiyle kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması için önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, toplam kamulaştırma bedelinin 953.501,68 TL olarak tespit edildiği, tespit olunan fark kamulaştırma bedelinin davacı idarece depo edildiği; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “ Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünün Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, Anayasanın 153 üncü maddesindeki "iptal kararları geriye yürümez" hükmünün, iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup eldeki davada ''geriye yürümeme" kuralının uygulanamayacağı, bu nedenle dava tarihi itibarıyla belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasanın 46 ncı maddesinde belirtilen kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2023 tarihli ve 2022/1053 Esas, 2023/2049 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara net gelir yöntemine göre değer tespitinde 2020 yılı ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri dikkate alınarak 2942 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinde belirtilen yöntemle oluşturulacak bilirkişi heyetinden alınacak rapor denetlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; hangi verilere dayanıldığı ayrıca ve açıkça belirtilmeden, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinden ayrılmayı gerektiren nedenler varsa bunlar açıklanmadan, denetime imkan vermeyecek şekilde soyut ifadelerle hazırlanan bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmış olmasının; hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların nasıl sulandığı ve sulama kaynağı belirtilmeden soyut ifadelerle toprağın özelliği ve sulanabilirlik durumu gerekçesiyle taşınmazlar sulu tarım arazisi kabul edilerek değer biçilmiş ise de; yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmazların sulanıp sulanmadığı, sulanıyorsa nereden ve ne şekilde sulandığı, sulama kaynağı, yapılan sulamanın taşınmazların tamamını sulamaya yeterli olup olmadığı tespit edilip, gerekirse keşifte taşınmazın sulu olup olmadığı hususunda tanık ve mahallinde bilirkişiler de dinlenerek yeniden alınacak rapor uyarınca karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin; tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelin 374.800,80 TL'lik kısmına dava tarihinden 25.01.2022 tarihine kadar; kalan 576.299,20 TL'lik kısmına ise dava tarihinden 13.09.2023 tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz işletilerek işlemiş faizi ve tüm nemalarıyla birlikte davalıya derhal ödenmesine, fazla depo edilen bedelin davacı idareye iadesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile tapudan yol olarak terkinine, kamulaştırılmasına karar verilen 6577 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeline davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiğini, dava konusu taşınmazın sulu değil kuru tarım arazisi vasfında olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının % 5 oranında uygulanması gerektiğini, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, hesaplama yapılırken 2020 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.4. Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dairemiz bozma kararında; "01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiş. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; ''İptal kararları geriye yürümez'' hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; ''Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme itiraz olunması iktiza eylemesine...'' gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; '' Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır'' genel hukukî prensibin hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 10.05.1017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasında başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği" açıkça belirtildiği halde, dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (a) harfli alt bendinde yer alan " dava tarihinden " ibarelerinin çıkarılarak yerlerine " davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 09.04.2021 tarihinden" ibaresinin; " kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda " ibaresinin çıkarılarak yerine " yasal " kelimesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda kanaatimizce;Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14 üncü Hukuk Dairesinin; “ … dava tarihinden ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan … tarihine ve Dairelerinin ilk karar tarihi olan … tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesine ilişkin” kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığımız, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 27.10.2025