Ankarada muris mirasçılarının, özel parselasyonla yol olarak terkin edilen taşınmaza idarenin kamulaştırmasız el attığı iddiasıyla açtığı bedel davasında ilk ve istinaf mahkemesi red kararlarının temyizi.
Özet: Mirasçılar tarafından açılan kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, müvekkillerinin murisi tarafından özel parselasyon kapsamında yol olarak tapudan terkin edilen 171.134 m²lik alanın idarece kamulaştırılmadan fiilen kullanıldığı ve bedelinin ödenmediği ileri sürülmüş; davalı idare ise terkin işleminin kamulaştırma öncesi gerçekleştiği ve bu nedenle hak iddia edilemeyeceğini savunmuş olup, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesinin davanın reddi kararları temyize konu edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/4550 E.  ,  2025/13695 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/105 Esas, 2025/326 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/53 Esas, 2023/770 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ın Ankara ili, ..., ... köyü 235 parsel sayılı taşınmazın maliki iken özel parselasyon yaptırdığını, bu parselasyon neticesinde ortaya çıkan küçük parsellere ulaşım sağlanabilmesi için 171.134 m²lik alanın yol olarak tapudan terkin edildiğini, ne var ki bu terkin işlemi yapıldıktan hemen sonra, henüz ifraz gereğince parseller fiilen bölünmeden, aradaki yollar açılmadan 1962 yılında dava konusu parselden ifraz edilen parsellerin tamamının kamulaştırıldığını, bedelinin maliklere ödendiğini, ancak; parselasyon sırasında yol olarak terkin edilen 171.134 m²lik alanın idare tarafından kamulaştırılmadığını ve bedelinin ödenmediğini, kamulaştırma işlemi yapılmadan idare tarafından taşınmazın tamamı kullanılmaya başlandığından idarenin haksız olarak müvekkiller murisinin taşınmazına el attığını, idarenin 529.066 m²lik alanı kamulaştırıp bedelini ödemesine rağmen 700.200 m²lik alanı fiilen kullanmaya başladığını, bu nedenle müvekkillerin murisi parselasyon ile ulaşmak istediği amaca ulaşamadan, fiilen bir parselasyon işlemi yapılmadan, bu parsellere gidecek olan yollar açılmadan, her şey kağıt üzerinde iken kamulaştırma işlemi yapılmış olduğundan, idarenin yol olarak terkin edilen kısmın parasını ödemediğini, dava konusu taşınmazın üzerinde davalı idarenin tesis ve yapıları bulunduğunu, bu hususta davalı idareye uzlaşma başvurusunda bulunulmuşsa da olumsuz yanıt alındığını belirterek davanın açıldığı tarih itibarıyla alacaklarının tam ve kesin olarak belirlenememesi nedeniyle şimdilik 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkillerine verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı sebebi ile reddini talep ettiklerini, ayrıca husumet itirazında bulunduklarını, idarelerinin ilgili birimi tarafından dava konusu iddialarla ilgili olarak sunulan bilgi ve belgelere göre kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak yapıldığını ve tamamlandığını, Ankara ili, ..., ... (...) köyünün ... ... mevkiinde, mülkiyeti Hazine'ye, tahsisi Bakanlığa ait eski 237 parsel numaralı taşınmazın 235 parselin ... için yapılan ifraz sonrası 3 parçaya ayrıldığını, mal sahibi tarafından özel parselasyon yaptırıldığını ve bu nedenle yola terk edilen alanların olduğu anlaşıldığını, parselasyon planı sonrası oluşan her bir küçük parselin 235 parsel sahibi ... tarafından satıldığını ve istimlak ilanına göre yeni mal sahiplerine göre kamulaştırma işleminin yapıldığının anlaşıldığını, parselasyon işleminin kamulaştırma işlemi öncesi yapıldığını ve dağıtımı sağlanmış olduğundan, yapılan yola terkin işleminin Bakanlıkça gerçekleştirilen kamulaştırma işleminden önce yapılmış olduğunun görüldüğünü, bu nedenle eski malik mirasçılarının hak iddia etmesinin hukuka uygun düşmediğini, dolayısıyla dava konusu taşınmaza idarelerince kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmayıp kamulaştırma işleminin tamamlandığını, bu sebeple tazminat talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçelerinde özetle; dava konusu alanda kamunun kullanımı için ayrılmış bir yol bulunmadığı, söz konusu alanın tapudan terkinin vekaletle yapıldığı, imza sahibi ...’ün vekaletnamede terk yetkisinin bulunmadığı, mülkiyetin sona ermediği, 1955 tarihinde imar ve imar yolları bulunmadığı, özel yol olduğu, 1068 parselden oluşan 51 adet parselden 02.02.1989 yılında düzenleme ortaklık payı kesildiği, davaya konu kısmın davalılarca alınmasının doğru olmadığı, bedelsiz terk alanlarının amacı dışında kullanılıp kullanılmadığının araştırılıp, kamu hizmetine tahsis durumunun incelenmesi ve bedelinin verilmesi gerektiği, vekalet ücretinin de talep miktarı olan 500,00 TL yi geçemeyeceği, dava konusu kök parselden ifraz olunan diğer parsellerin özel kullanımı için tahsis edilen, geçit mahalli nitelikli taşınmazın kamu kullanımına açık olmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içindeki bilgi ve belgelerle fen bilirkişi raporu içeriğine göre dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 235 parsel sayılı taşınmazın pasif olduğu, 700.200 metrekare yüzölçümlü olan bu taşınmazın 235 sayılı parsel olarak 05.12.1951 tarihinde tescil edildiği, 22.08.1955 tarihli ifraz işlemi ile 171.134 m²sinin yola terk edildiği, geriye kalan 529.066 metrekare alanın 8 25... sayılı parsellere ifraz edildiği, dava konusu olan bu parselin ifraz işlemi nedeniyle tapu kütüğü kapatılmış olup, davacılar murisi ...'ın 22.08.1955 tarih ve ... yevmiye numaralı ifraz işlemi ile 171.134 m²lik alana isabet eden parsellerin yola cephesi olma şartı nedeniyle mülkiyet tescili olmadan müşterek kadastral yol olarak terkin edildiği davacıların murisi tarafından yola terkin işlemi yapılmış olduğu kök 235 parsel sayılı taşınmazın özel parselasyona tabi tutulması sonucu uhdesinde kalan 171.134 m²lik kısmın yol olarak ayrıldığı ve fiilen de yolda kaldığı, davacıların özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan parsel ile ilgili tazminat talepli davasının yerinde olmadığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35 inci maddesi uyarınca imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez hükmü uyarınca bedeli istenen bölüm de özel parselasyon sırasında davacıların murisinin muvafakatiyle yol olarak ayrılmış olan yerlerden olduğundan davanın reddine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan işyemin genel yola terk işlemi olmadığı hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.