Davacı şirket tarafından, taşınmaz ve finansal kiralama değerlemesinin yüksek tespit edildiği iddiasıyla açılan 5.179.839 euro tutarındaki tazminat davasının, aciz belgesi sunulmaması nedeniyle usulden reddedilerek temyizde onanması.
Özet: Davacı, davalı şirketin finansal kiralamaya konu ve ipotekli taşınmazların değerini yüksek tespit etmesi sonucu 5.179.839,00 Euro zarar ettiğini iddia ederek tazminat talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi, davacının asıl borçluya karşı yaptığı takipten aciz belgesi getirememesi ve hukuki yolları tüketmemesi nedeniyle davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı esastan reddederek onamış, davacının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve yasaya uygun bularak davanın reddi kararını kesinleştirmiştir.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/154 E., 2025/413 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı şirketin satın aldığı ve daha sonra dava dışı 3. şahıs şirkete kiraladığı taşınmazlar ile yine davacı şirket ile 3. şahıs firma arasındaki akdedilen finansal kiralama sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere alınan ipoteğe konu taşınmazların değerlemesinin yapıldığını, davacı tarafça söz konusu değerleme esnasında hem finansal kiralamaya konu malların değerinin fazla tespit edildiğini, hemde ipoteğe konu taşınmazların değerinin fazla tespit edildiğini, bu nedenle davacının zarara uğradığını iddia ederek 5.179.839,00 Euro zararın yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, davalı şirket tarafından hazırlanan raporların hatalı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, davalı şirkete başvuru koşullarının oluşmadığını, davalı şirkete başvurulabilmesi için davacı tarafın tüm hukuki yolları tüketmiş olması gerektiğini, davalı şirket tarafından hazırlanan değerleme raporları ile davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafın kendi kusuru ile zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, yine davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararın hesabının hatalı olduğunu, zarar hesabının Euro olarak yapılmasının kabul edilemeyeceğini, anılan nedenlerle davacının haksız davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının asıl borçluya karşı yaptığı takip dosyasından aciz belgesi getirmesi için kesin süre verildiği ve davacının belgeyi getiremediği, bu durumda da davacının asıl borçlu yönünden aczinin gerçekleşmediği ya da icra müdürlüğünün haksız olarak belgeyi vermediği bu durumda da davacı tarafından şikayet yolu ile icra mahkemesinden talepte bulunması gerektiği, ancak bu yolun da tüketilmediği ve davacı tarafından aciz durumunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Davanın erken dava olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını 15 yıldır davalının hazırladığı rapor yüzünden alacağına ulaşamadığını, b.Rehin belgesi getirmesinin şart olmadığını, alacağına ulaşamadığını ve bu durumun mahkeme tarafından da belirlenebileceğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Temyiz harcı temyiz eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.