4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca orman şerhiyle tasarruf yetkisi kısıtlanan taşınmazın tazminat talebinde, Hazine aleyhine verilen kısmi kabul kararının temyiz incelemesi.
Özet: Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca açılan davada, tapu kaydında "kısmen orman sınırları içinde kalmıştır" şerhi bulunan taşınmazın bu kısmının ifrazı ve bedeli için tazminat talep eden davacının talebi üzerine, yerel mahkeme başlangıçta davayı reddetmiş, Yargıtayın şerhin tasarruf yetkisini kısıtladığı ve adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle bozması sonrası, mahkeme davalılardan birine karşı husumet yokluğundan reddederken, Hazineye karşı davayı kısmen kabul ederek taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermiş olup, bu karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2024/226 Esas, 2024/263 KararKARAR: Ret / Kısmen kabulTaraflar arasında görülen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davaya konu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tapuda müvekkili adına kayıtlı İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 14 24... yenileme sonrası (18 11... parsel) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının "beyanlar" hanesinde bulunan “Kısmen orman sınırları içinde kalmıştır.” şeklindeki şerhin müvekkilinin tasarruf yetkisini kısıtladığını, 14 24... parsel sayılı taşınmazların "orman" olarak ayrılan bölümlerinin bu parselden ifraz edilerek davalı adına tesciline ve ifraz edilecek bölümün değeri olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, ayrıca kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu (2942 sayılı Kanun) hükümlerince kamulaştırma işlemi yapılmadığını, dava konusu yerin Devlet Ormanı niteliğinde olduğundan orman kadastro komisyonu tarafından orman kadastrosu orman sınırlaması yapıldığını, bu işlemde kamulaştırma hükümleri ve kamulaştırmasız el atmadan söz edilmesinin mümkün olmadığını, Devlet ormanlarında 2942 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, Orman Genel Müdürlüğüne husumetin yöneltilemeyeceğini, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığını, dava konusu yere ait kısmen orman sınırları içerisinde kalması nedeni ile açılmış ve sonuçlanmış herhangi bir davanın söz konusu olmadığını, davacının varlığından söz ettiği tapu kaydının henüz iptal edilmeden bu aşamada huzurdaki davanın açılmasının mümkün olmadığını, taşınmaz üzerine koyulan şerhin bilgi edinilmesi anlamını taşıdığını, işlem tesisine engel nitelikte bir unsur olmadığını, ayrıca usul ve esas yönlerinden de davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle reddi gerektiğini, zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı vekilinin dilekçesinde dava konusu taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırmasız el atmadan bahsedildiğini; ancak açılan davada zaman aşımının çoktan dolduğunu, ayrıca kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazın bir kısmının orman sınırları içinde kaldığına ilişkin tapu kaydına şerh koyulduğunu, buna göre Orman Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğunu belirterek haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.07.2017 tarihli ve 2013/163 Esas, 2014/370 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; somut olayda 14 24... sayılı parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan orman şerhinin tapu maliki davacının tasarruf yetkisini kısıtlar nitelikte olduğu, bu nedenle davacının maliki olduğu 14 24... parsel sayılı taşınmazların kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan bölümünün anılan parsellerden ifrazını istemede hukuki yararı bulunduğu ve davaya bakmak görevinin de adli yargıya ait olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 18.04.2017 tarihli ve 2016/706 Esas, 2017/125 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüyle 179.032,29 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, tahsiliyle davacıya verilmesine, 1424 parsel sayılı taşınmazın 21.04.2014 havale tarihli bilirkişi raporunun ekinde bulunan krokide (a) harfi ile gösterilen kısmının ( 921,16 m² ) ve İstanbul ili, ..., Mahallesi 1425 parsel sayılı taşınmazın 21.04.2014 havale tarihli bilirkişi raporunun ekinde bulunan krokide (d) harfi ile gösterilen kısmının (7.100 m²) davacı adına olan tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştirC. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, taşınmazın 8.021,16 m²lik kısmının orman sınırları içinde kaldığı belirlenmiş ise de Mahkemece kesinleşen tahdide ilişkin tutanaklar ve orman tahdit haritaları getirtilmediğinden raporun denetlenemediği, tazminat istemi yönünden ise her ne kadar henüz tapunun iptali söz konusu olmadığından dava tarihi itibarıyla taşınmaz değerinin belirlenmesi doğru ise de, tazminat davalarında 2942 sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde taşınmazın değeri belirleneceğinden, taşınmazın niteliğinin arsa mı, arazi mi olduğunun tespit edilebilmesi için imar durumunun ilgili belediye başkanlığından sorularak araştırılması ve sonucuna göre "emsal metodu" ya da "gelir metoduna" göre bedelin hesaplanması gerekirken, Mahkemece taşınmazın imar durumu yeterince araştırılmaksızın serbest piyasa rayicine göre taşınmazın değerini hesaplayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden ve kabule göre de 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan tazminat davalarında sorumluluğun Hazineye ait olmasına rağmen Mahkemece hükmedilen tazminatın Hazine ile birlikte Orman Yönetiminden tahsiline ve kabul ve ret oranında davalı ... Yönetimi aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesi de yerinde görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 15.06.2022 tarih ve 2020/183 Esas, 2022/93 Karar sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne, 295.607,00 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bedeline hükmedilen taşınmazların yargılama sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 1 inci maddesi uyarınca yapılan uygulama sonucu oluşan yüzölçümü üzerinden tesciline karar verilmesi gerekirken, tescil hususunda karar verilmemesinin doğru olmadığı, Mahkemece bozma öncesi karar ile taşınmazların m² birim bedelinin 22,32 TL olarak belirlendiği ve bu kararın davacı tarafça temyiz edilmediği gözetilmeksizin davalı idare lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle bozma sonrasında taşınmazlar için ayrı ayrı belirlenen 35,92 TL/m² ve 32,65 TL/m² bedeller üzerinden fazlaya hükmedilmesi yerinde görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne, 185.469,15 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Hazinesinden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığını, taşınmaza hukuki ya da fiili bir şekilde el atılmadığını, davanın süresi içinde açılmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.