Tapusuz taşınmazın Türk Medeni Kanunu 713. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı yoluyla tescili talebinin, imar-ihya şartı ve yirmi yıllık malik sıfatıyla zilyetlik iddiaları ekseninde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesi.
Özet: Bu olay, davacının tapusuz bir taşınmazı yirmi yıldan uzun süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğu, üzerinde ev ve ahır inşa ettiği, ağaç diktiği ve kayalık alanı tarıma elverişli hale getirdiği iddiasıyla Türk Medeni Kanununun 713. maddesi uyarınca kendi adına tescilini talep ettiği bir davadır; ilk derece mahkemesi, imar ve ihya şartlarının oluşmadığı ve 20 yıllık kesintisiz zilyetliğin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; davacı ise istinafta, mahkemenin bilirkişi raporlarını ve tanık beyanlarını yanlış değerlendirdiğini, imar-ihya şartının hatalı arandığını ve zilyetliğin delillerle sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1154 E., 2024/540 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ahlat Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/193 E., 2023/470 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... Mahallesinde bulunan, doğusunda 12 63... parsel ve yol, güneyinde 12 61... parsel, kuzeyinde 12 63... ve 6 parseller, batısında yol bulunan tapuya kayıtlı olmayan 4.176,845 m² yüz ölçümlü taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olduğunu, taşınmazda tek katlı betonarme ev ve ahır inşa ettiğini, ağaçlar diktiğini, çevresinin bir kısmını duvarla çevirdiğini, taşınmazın önceden kayalık olduğunu, yaklaşık 500 kamyon hafriyat yığarak ve kayaları kırdırarak alanı tarıma ve yerleşime elverişli hale getirdiğini, bu süreçte kimsenin müdahalesi veya hak iddiası olmadığını, taşınmazın kadastro harici alan olarak geçtiğini, zilyetliğinin davasız ve aralıksız sürdüğünü, TMK'nın 713. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu belirterek taşınmazın kendi adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesi ile; açılan davanın TMK’nın 713. maddesine dayalı tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin olduğunu, bu tür mülkiyet aktarımına yönelik davaların Hazineye karşı açılması gerektiğini, buna rağmen Ahlat Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle idare yönünden husumet yokluğu bulunduğunu ayrıca taşınmazın mahiyeti ile tapu tesciline engel teşkil eden bir durum olup olmadığının tespiti için Ahlat Tapu Müdürlüğü ile Ahlat Kadastro Müdürlüğünden gerekli bilgi ve belgelerin temin edilmesi gerektiğini belirterek davanın davalı yönünden husumet yokluğundan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... Mal Müdürlüğü cevap dilekçesi ile; davayı kabul etmediklerini, iddiaların asılsız olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİAhlat Asliye Hukuk Mahkemesi, 26.09.2023 tarihli 2022/ 193 E., 2023/ 470 K. sayılı kararında; bilirkişi raporları, hava fotoğrafları ve tanık beyanlarına dayanarak dava konusu taşınmazda imar ve ihyanın gerçekleşmediğini, davacının malik sıfatıyla 20 yıllık kesintisiz zilyetliği kanıtlayamadığını, ekonomik amaca uygun kullanımın bulunmadığını tespit etmiş; bu nedenle TMK'nın 713. maddesi kapsamında kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar vermiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf isteminde bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemenin davayı yanlış değerlendirdiğini, bilirkişi raporlarının hatalı düzenlendiğini, TMK’nın 713. maddesi ile Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca açılan davada imar-ihya şartının aranmasının hukuka aykırı olduğunu, zira dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmadığını belirterek Mahkemenin 17. madde kapsamında inceleme yapmasının hatalı olduğunu, bilirkişi ek raporunda taşınmazda 2001–2009 yılları arasında imar ve ihyanın gerçekleştiğini, 20 yılı aşkın süredir dikili tarım ve fiili tasarrufun bulunduğunun açıkça belirtildiğini, buna rağmen Mahkemenin teknik değerlendirmelere itibar etmeyerek davayı reddettiğini, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının tamamında davacının taşınmazı malik sıfatıyla 20 yıldan fazla süredir kullandığının sabit olduğunu, hatalı biçimde Hazine lehine tescil kararı verdiğini oysa bu yetkinin kadastro müdürlüklerine ait olduğunu ayrıca hüküm fıkrasında istinaf merciinin açıkça belirtilmemesinin de mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini, zilyetliğin fiili tasarruf, bina inşası ve dikili tarım faaliyetleriyle sürdürüldüğünü, Yargıtay içtihatlarında da benzer durumların olağanüstü zamanaşımıyla mülkiyet kazanımına elverişli görüldüğünü, tüm delillerin davacı lehine olduğunu belirterek eksik ve hatalı incelemeyle verilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, aksi kanaatte olunması halinde Hazine adına tescil hükmünün karardan çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 03.12.20 24... /1154 E., 2024/540 K. sayılı kararı ile; tapuya kayıtlı olmayan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımıyla edinilebilmesi için yerin mülk edinmeye elverişli olması, imar-ihya gerektiren taşınmazlarda ise ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıl boyunca nizasız ve malik sıfatıyla zilyetliğin sürdürülmesi gerektiğini belirterek somut olayda davacının bu koşulları ispat edemediğini, hava fotoğrafları ve bilirkişi raporlarına göre taşınmazda imar-ihya ve tarımsal faaliyetin bulunmadığını, 2001 yılına kadar yapılaşmanın gerçekleşmediğini, tespit edilen ağaç yaşlarının da 20 yıllık zilyetliği kanıtlamadığını tespit etmiş, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunu 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddetmiştir. V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili süresi içerisinde temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; Yerel Mahkeme ile İstinafın davayı mahiyetine aykırı değerlendirdiğini, bilirkişi raporlarının hatalı düzenlendiğini, TMK'nın 713. maddesi ve Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca açılan davada taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmadığını, bu nedenle KK m.17’deki imar-ihya şartının zorunlu olarak aranmasının hukuka aykırı olduğunu, 05.09.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda 2001–2009 arasında imar-ihyanın gerçekleştiğinin ve 20 yıldır dikili tarımsal tasarrufun sürdüğünün açıkça belirtildiğini, Mahkemenin teknik konuda bilirkişilerin yerine geçerek aksi kanaat oluşturduğunu, dosyada dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanlarının müvekkilin 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyet olduğunu doğruladığını, YHGK’nın 14.01.2020 tarihli (2019/412 E., 2020/10 K.) ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.01.2022 tarihli (2021/3764 E., 2022/31 K.) ile 8. Hukuk Dairesinin 27.10.2008 tarihli (2008/4652 E., 2008/5296 K.) ilamlarının da zilyetliğin tanık, bilirkişi ve belgelerle ispat edilebileceğini ve imar-ihyaya konu yerlerde yapı ve tarımsal faaliyetlerin kazanıma elverişli olduğunu gösterdiğini belirterek İstinaf kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü, aksi kanaatte olunursa Hazine adına tescile ilişkin hükmün (tesis kadastrosu niteliğinde ve yetki aşımı olduğunu ileri sürerek) hükümden çıkarılmasını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, Türk Medeni Kanun'un 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dava konusu bölümün, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmalarında ... nolu ada içerisinde kaldığı, kimsenin kullanımında olmadığı ve taşlık olması sebebiyle tespit harici bırakıldığı anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.