İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında davalıların temyiz itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: İş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminat ödenmesine karar vermesine karşılık, davalılar kusur oranı, tazminat miktarı, hesaplama yöntemi ve özellikle davalılar arasındaki sorumluluk ilişkisi ile davaların birleştirilmesindeki usuli hatalar gibi gerekçelerle temyize başvurmuştur; Yargıtay ise temyiz itirazlarının büyük kısmını reddederken, davaların birleştirilmesi ve birleşen davadaki mevcut durum ile önceki geri çevirme kararı sonrası dosyaya giren yeni bilirkişi raporunun değerlendirilmesi gibi usuli hususlar üzerinde durmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/15415 E.  ,  2025/15055 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1214 E., 2024/2015 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/417 E., 2024/330 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili .... Şti.'ye açtığı asıl davada ve ... Ticaret A.Ş. aleyhine açtığı birleşen davada, davacının 19.02.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1000 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 19.09.2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin istemini, ....Şti ve ... A.Ş. yönünden 52.504,02 TL ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... Ltd.Şti vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde davalı şirket ile müvekkil şirket arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 693.087,78 TL maddi tazminata hak kazandığının anlaşıldığı, ancak talep gibi karar verildiği belirtilerek asıl ve birleşen dava yönünden,
1-Davacının maddi tazminata yönelik davasının kabulüne, net 52.504,02 ‬TL maddi tazminatın 19.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminata yönelik davasının kısmen kabulüne net 25.000,00‬TL maddi tazminatın 19.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kaza nedeni ile kendilerine atfedilen %70 kusur oranın hukuka aykırı olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, hesaplama yapılırken PMF yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini, maluliyet oranını kabul etmediklerini, BK 52 gereği mütefarik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı ...Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, şirketin asıl dosyada ihbar olunan, birleşen davada ise davalı olduğunu, şirket aleyhine asıl ve birleşen dosya yönünden her iki davada da davalıymış gibi hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kusur raporlarında müvekkili şirket ile diğer davalı arasında asıl alt işveren ilişkisi bulunmadığının ifade edildiğini, mahkemenin bu durumun aksine müşterek ve müteselsil bir sorumlu kabul ederek karar vermesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde işçinin ağır kusuru bulunduğunu, tazminat hesabının ve hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 166. maddesinin 1. fıkrası" Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir." 4 fıkrası "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. "düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda Dairenin 23.06.2025 tarihli 2024/16240 E. 2025/10450 K.geri çevirme kararı üzerine dosyaya giren belgelerden, davacı vekilinin ... 1.İş 2024/348 Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhine açtığı davada; ... 2. İş Mahkemesinin 2016/417 E. sayılı dosyasından alınan 12.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna istinaden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 600.000,00 TL maddi zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini talep ettiği, ... 2. İş Mahkemesi 2016/417 E. sayılı dosyası üzerinden dava değeri olan 52.504,02 TL yönünden müvekkil lehine karar verildiğini, 2024 tarihli rapora göre müvekkilinin 640.583,76 TL maddi tazminatını alamadığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm haklarını saklı tutularak davayı 600.000,00 TL olarak ikame ettiğini belirttiği, Mahkemece son celse, eldeki dosyanın Yargıtaydan dönüşünün beklenilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
... 1.İş Mahkemesinin 2024/348 Esas sayılı sayılı dosyası ile bu dosya arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunması, birinde verilecek kararın diğerini de etkileyecek olması ve usul ekonomisi gereğince, davaların birleştirilerek görülmesi gerekmektedir.
3.Davalı ... Ltd. Şti. temyizi yönünden yapılan incelemede; sigortalının tazminini talep ettiği maddi zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu ve Mahkemece de bu kapsamda hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği, bu kapsamda davacının tazminat alacaklarının tespitine yönelik 10.06.2019 tarihli hesap raporuna itirazında bakiye ömür tablosu olarak esas alınan PMF 1931 tablosuna yönelik itirazının olmadığı, hükme esas alınan 12.01.2024 tarihli hesap raporunda ise davacının itiraz sebepleri aşılmak suretiyle bakiye ömür tablosu olarak TRH 2010 tablosunun dikkate alınmış olduğu, davalı vekilinin anılan raporun dikkate alınmasının lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda Dairemizce maddi tazminat hesabında bakiye ömür tespitinde "TRH 2010" tablosu esas alınmakta ise de işbu dava dosyası kapsamında ilk önce PMF 1931 tablosunun esas alındığı ve davacı vekilinin anılan bakiye ömür tablosuna itirazının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında, hükme esas alınan 12.01.2024 tarihli hesap raporuna PMF 1931 tablosuna göre tespit edilmiş olan bakiye ömür süresi uygulanarak (ve davacının kararı temyiz etmediği gözetildiğinde, bozmadan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapora yansıtılmadan) davacının hak edeceği maddi tazminat alacağının hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
4. Davalı ... Tic. A.Ş. temyizi yönünden yapılan incelemede; 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 48 57... sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.
a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.
c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.
e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.
f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Somut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davalı şirketler arasında asıl/alt işveren ilişkisi bulunduğu kabulünden hareketle sonuca varılmış ise de, ...Ticaret Ltd.Şti. ile .... Şti. arasında imzalanan 20.10.2015 tarihli İnşaat yapım sözleşmesinde, sözleşmenin konusunun ...Ticaret Ltd.Şti.'nin tapuda kayıtlı ... İlçesi ... Mah. 17 L Pafta 2437,2438,2439 parseldeki adreste kayıtlı taşınmazları üzerinde belediyede onaylı tüm projelerine uygun olarak tüm (kaba-sıva-cephe) inşaatı ile (toplam 98... bekçi ve bahçıvan dairesi ile 3 adet sığınak) binaların iç kısımlarındaki sabit mobilya ve dekorasyon işleri dahil ince işleri, ekli projede olan inşaat, mimari, mekanik tesisat, elektrik ve peyzaj uygulama işlerini, her türlü ekipman ve yardımcı malzemelerin temini ve kabullerin yapılmasının anahtar teslim üstlenilmesine ilişkin olduğu, sözleşme kapsamı dikkate alındığında, Kanunda aranan diğer şartların da var olmaması nedeniyle davalılar arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında anılan davalının tazminattan sorumluluğuna hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.