Fiili zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebinin, Kadastro Kanunu 12/3teki hak düşürücü süre sebebiyle reddedilmesine ilişkin itirazlar ve mülkiyet hakkı ihlali iddialarıyla temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına hatalı tescil edildiğini iddia ettiği ve uzun yıllardır zilyetliğinde bulunduğunu belirttiği taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı vekili ise temyiz dilekçesinde, davalıların bir kısmının davayı kabul etmesinin bağlayıcı olması, sürenin hatanın öğrenildiği tarihten itibaren başlaması gerektiği ve taşınmaz üzerindeki fiili zilyetliğin varlığı gibi hukuki argümanlarla kararın ölçülülük ve mülkiyet hakkı ilkelerine aykırı olduğunu iddia ederek bozma talebinde bulunmuştur.
1. Hukuk Dairesi         2025/3363 E.  ,  2025/4721 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/508 E., 2025/623 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/283 E., 2024/560 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının............Tapu Müdürlüğünün ...köyü, 126 ada, 19 parselde kayıtlı, yaklaşık 12.630 m² büyüklüğündeki taşınmazın fiili zilyeti olduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hatalı olarak davalı ... adına tescil edildiğini, davacının taşınmazın üzerinde uzun yıllardır kesintisiz malik sıfatıyla zilyetliğinin devam ettiğini, davalı veya mirasçılarının taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili tasarrufu bulunmadığını, keşif ve bilirkişi incelemesiyle bu hususun açıkça tespit edilebileceğini, söz konusu yanlış tescili tarımsal destekleme başvurusu sırasında öğrendiğini, öncesinde tapu işlemleriyle ilgilenmediği için bu hatayı fark edemediğini, köy halkının da taşınmazın davacıya ait olduğunu bildiğini, tapu kaydındaki maddi hatanın düzeltilmesi amacıyla davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılara çıkan usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Davalılardan ..., ..., ... 27.02.2025 tarihinde kabul beyanında bulunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ
Mahkemece 11.12.2024 tarihli 2024/283 Esas, 2024/560 Karar sayılı kararında; taşınmazın kadastro tespit tutanağının 10.08.1992 tarihinde düzenlendiği, 17.10.1992 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 03.07.2024 tarihinde açıldığı, bu durumda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu tespit edilerek Kanun'a göre kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılamayacağından davanın süre yönünden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalıların taşınmazın davacıya ait olduğunun bildiklerini, davayı kabul ettiklerini, yapılan hatayı tarafların yeni öğrendiklerini belirterek Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/283 Esas, 2024/560 Karar sayılı karar ilamının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 29.04.2025 tarihli ve 2025/508 Esas, 2025/623 Karar sayılı kararında; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının 10.08.1992 tarihinde kesinleştiğini, buna rağmen davanın 03.07.2024 tarihinde açıldığını, bazı davalıların karar sonrasında davayı kabul ettiklerini beyan etmelerine karşın taşınmazın iştirak halinde mülkiyete tabi olması nedeniyle bu kabul beyanlarının hüküm ifade etmediğini, bu sebeple beyanlara itibar edilmediğini, Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin açıkça geçtiğinin sabit olduğunu, dosyadaki bilgi ve belgelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre istinaf itirazlarının tümünün yerinde bulunmadığını değerlendirerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; davalıların bir kısmının davayı HMK m.308 uyarınca bağlayıcı nitelikteki kabul beyanlarıyla kabul ettiğini, bu nedenle çekişmesiz hale gelen hususlar yönünden Mahkemenin reddetme kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca hak düşürücü sürenin davacının hatalı tescili öğrendiği tarihten itibaren başlaması gerektiği, murisin kadastro sonrası ölümü nedeniyle sürenin işlemeyeceği, taşınmazın fiilen davacı tarafından kullanıldığı ve bu durumda tapuya güven ilkesinin uygulanamayacağını, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/20261 Esas, 2015/12236 Karar ve benzeri kararları ile Dr. .................’in mülkiyet hakkına ilişkin görüşlerini belirterek kararın ölçülülük ve mülkiyet hakkı ilkelerine aykırı olduğunu, İstinafın 29.04.2025 tarihli kararının bozulması ve dosyanın taşınmazın ... adına tesciline karar verilmek üzere iadesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Gaziantep ili, .............. ilçesi, ...Mahallesi 1 26... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının 17.10.1992 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 03.07.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.