Güvenlik korucularının geçmiş sigorta primlerine uygulanan gecikme zammının iptali davasında, taraf sıfatı eksikliği sebebiyle bozma sonrası verilen usulden ret ve dava konusuz kalma kararlarının temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, 690 sayılı KHK ile güvenlik korucularının geçmişe dönük sigorta primleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanan gecikme zammı ve faizinin iptali talebini içeren davanın, bir üst mahkemenin taraf sıfatı eksikliğine ilişkin bozma kararının ardından bölge adliye mahkemesince tekrar görülerek, asıl davanın konusuz kalması ve birleşen davanın usulden reddedilmesi üzerine, hem davacı idare hem de davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere usul ve esasa ilişkin farklı gerekçelerle temyiz edilmesini konu almaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/6655 E.  ,  2025/15048 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2296 E., 2025/282 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/143 E., 2020/444 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Güvenlik Korucularının geçmişe dönük hizmetleri ile ilgili sigorta primlerinin valilik ve kaymakamlıklarca ödeneceğinin hüküm altına alındığını, bunun üzerine 1054 güvenlik korucusunun hizmet süresi belgeleri hazırlanarak 04.07.2018 tarihli ve 1517 sayılı yazı ile Kurumdan sigorta prim borçlarının hesaplanarak gönderilmesinin istendiği, 27.11.2018 tarihinde bankaya prim borçları yatırılırken gecikme zammı ve faizinin de hesaplandığını, Kurumun 5510 sayılı Kanun'un 89. maddesi kapsamında tesis edilen gecikme cezası ve gecikme zammına dair işlemin iptalini talep etmiştir.
Birleşen 2019/456 Esas sayılı dosyada davacı; Kurumun 23.10.2018 tarihli yazıya istinaden 5510 sayılı Kanun'un 89. maddesi kapsamında tesis edilen gecikme cezası ve gecikme zammının iptaline dair başvurusuna Kurum tarafından 10.05.2019 tarihli yazı ile uygulanan gecikme zammının iptalinin mümkün olmadığı şeklinde cevap verildiğini belirterek işlemin iptalini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; güvenlik korucularının 29.04.2017 tarihinden önce uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadığı süreler için ödenmesi gereken sigorta primlerinin, tebligatın alındığı tarihten itibaren bir aylık ödeme süresi içinde ödenmemesi nedeniyle uygulanan gecikme zammının 5510 sayılı Kanun'un 89. maddesi gereğince iptal edilmesinin mümkün bulunmadığını, ödemenin geç yapılmasından ötürü ortaya çıkan dava konusu gecikme zammının tahakkuk etmesinde SGK'nın herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 03.12.2020 tarih ve 2019/143 E. 2020/444 K. karar ile asıl dava yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2019/456 Esas sayılı dosyası yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2019/456 Esas sayılı dosyası yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Somut olayda, davanın Sason Kaymakamlığı adına kaymakam tarafından açıldığının, yargılama sırasında vekalet verilen vekilin İçişleri Bakanlığını temsil görevi bulunduğuna veya İçişleri Bakanlığını temsilen hareket ettiğine dair dosyada bilgi bulunmadığının anlaşılması karşısında, taraf sıfatının İçişleri Bakanlığına ait olduğu gözetilerek bu konudaki eksikliğin giderilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, Sason Kaymakamlığının temsili ile yargılama yapılıp hüküm kurulması hatalı olmuştur..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2019/456 Esas sayılı dosyası yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk olarak geç yatırılan prim borcuna gecikme zammı ve faizi uygulanmaması gerektiği hususunda 06.12.2018 tarihli yazı ile Kuruma başvuru yaptıklarını, dava tarihine kadar SGK cevap vermediği için zımni ret kabul ederek dava açtıklarını, dava açıldıktan sonra SGK’nın 10.05.2019 tarihli yazısının 13.05.2019 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, dava konusu işlemin değerinin yüksek ve sorumluluk içermesi muhtemel olduğundan birleştirilen ek davanın açıldığını, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı kamu zararına sebebiyet vereceğinden bozulmasını talep etmiştir.
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kanun değişikliği ile davanın konusuz kaldığını, dava açılmasına Kurum sebebiyet vermediğinden ve Kurumun kendi tasarrufu ile geri alınmadığından vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davanın ... tarafından takip edilmesi gerektiğini, 5510 sayılı Kanun'un 89. maddesi kapsamında Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.