İş kazası sonucu ölen şahsın işveren sorumluluğu tespiti davasında, hukuki menfaat ve eser sözleşmesi ilişkisinin Yargıtay bozma kararları sonrası yargısal değerlendirilmesi.
Özet: Davacı şirket, işyerinde meydana gelen vefatlı bir kazada, vefat edenin kendiyle eser sözleşmesi ilişkisi içindeki başka bir şirketin ortağı olduğunu ve işveren sıfatı taşımadığı için sorumluluğunun bulunmadığının tespitini talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, Yargıtayın hukuki yararın bulunduğu yönündeki bozma kararlarına uyarak davanın esasına girmesine rağmen davayı reddetmiş, davacı ise vefat edenin kendi veya ilgili diğer şirketin sigortalısı olmadığını, dolayısıyla iş kazası hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek bu ret kararını temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/297 E., 2025/90 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.11.2014 tarihinde müvekkiline ait işyerinde meydana gelen kazada ... Ltd. Şti’nin ortağı ve sahibi olan ...’ın vefat ettiğini, olayın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 13. maddesi uyarınca iş kazası olmakla birlikte işveren sıfatının kime ait olduğunun önem arzettiğini, ... ... ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin eser sözleşmesine dayandığını, işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle davacının işveren olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin tüm iş güvenliği önlemlerini aldığını, kazanın müteveffanın ağır kusuru sonucu meydana geldiğini ileri sürerek davacı şirketin işveren sıfatı taşımadığı ve bu nedenle meydana gelen kazadan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının tespitini talep etmiştir.II.CEVAPDavalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle: kaza nedeniyle ... 1. İş Mahkemesinin 2016/271 Esas sırasına kayden davacı şirket aleyhine rücuan tazminat davası açıldığını, sözü edilen davada kusur ve hukukî sorumluluk konularının çözümleneceğini, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının tespit davası açmakta hukukî menfaatinin mevcut olmadığını, müfettiş raporunda da davacı şirketin 3. kişi olduğu yönünde tespit yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince esastan reddine karar verilmiştir.(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararın bozulduğu, bozma üzerine Mahkemesince; Yargıtay bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunmadığından uyulmasına yer olmadığına, önceki kararda direnilmesine, davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usul yönünden reddine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Son Bozma Kararı 1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu “...mahkemece bozma kararından sonra hüküm fıkrasını da kapsayacak şekilde ilk karardan farklı değerlendirmeler de yapılarak Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik gerekçe ile karar verildiği, bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, yeni ve değişik gerekçe ile verilen yeni hüküm bulunduğu, Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmesi gerektiği...” belirtilerek dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.Dairece; davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. (Kuru/ Arslan/ Yılmaz- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, ... 2011, 22. baskı, s.274) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; bu dava sonucunun diğer açılan ve bu dosyayı bekletici mesele yapılan tazminat ve rucü davalarının sonucunu etkileyeceği gözetildiğinde, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakta olup davanın esasına girilip karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir, gerekçesiyle Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son KararMahkemece davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili, yapılan tahkikat sonunda yüksek yargıtay bozma kararları dikkate alınmadan önceki kararda ısrar anlamı taşıyan önceki kararlarla aynı mahiyet arz eden işbu ret kararını verdiğini, yerel mahkemenin gerekçesinin Bağkur'lu olsa ve bir başka şirketin yöneticisi bulunsa da meydana gelen olayın iş kazası mahiyetinde bulunduğu bu nedenle davanın reddi gerektiği düşüncesine dayandığını, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle kazaya uğramaları durumunda bunun iş kazası sayılacağı belirtilmekte ise de ... ...'ın mezkur bu iş bakımından ne ... Ltd.Şti.nin ne de müvekkil şirketin sigortalısı olmadığını, müvekkil iş yerine bağlı sigortalı olmadığı gibi ... Ltd.Şti. ortağı ve sahibi olduğunu, şu hale göre mezkur kanunun bu hükmünün bu hadise bakımından uygulanabilir olmadığını, müteveffanın ... Ltd.Şti.nin işçisi değil, yöneticisi olduğunu, SGK'nın kendisiyle ilgisi olmayan, sigortalısı da olmayan bir şahıs için zarar görmesi ve dava ikame edebilmesi hakkı da olamayacağını, burada halefiyet prensibinin de söz konusu olamayacağını beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, meydana gelen olayın iş kazası olmadığı, iş kazasından dolayı sorumlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Hizmet sözleşmesi ile eser sözleşmesi işgörme borcu doğuran sözleşmelerdendir. İşgörme sözleşmelerinin hemen tümünde müşterek olan nokta, taraflardan birinin (işgörenin) diğer tarafa (işsahibine) karşı daima bir iş görme borcu altına girmesi ve onun bu borcunu iş görme olarak nitelendirdiğimiz bir faaliyette bulunmak suretiyle yerine getirmesidir.4857 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinde "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." hükmü düzenlenmiştir. Maddede öngörülen tanıma göre iş sözleşmesi işgörme, ücret ve bağımlılık unsurlarından oluşmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." tanımı yapılmıştır. Tanımdan hareketle; eser sözleşmesinin unsurlarının, bir eserin meydana getirilmesi, eser meydana getirmeye karşılık ücret ödenmesi veya ücret ödemenin vaad edilmesi, tarafların meydana getirilecek eser ve karşılığında ödenecek ücret konusunda anlaşmaları olduğu söylenebilir.Eser sözleşmesinde yüklenici kural olarak işi, iş sahibine bağımlı olmaksızın serbestçe yaptığı halde, hizmet sözleşmesinde işçi, sadece belirli veya belirsiz bir süre için "zaman" itibariyle işverene bağımlı olarak ve onun direktifi altında çalışır. İşçi, işverene karşı bağımlı bir halde çalışırken, yüklenici iş sahibine karşı daha bağımsız bir durumdadır. Her ne kadar eser sözleşmesinde, yüklenici iş sahibinin talimatlarına uymak zorunda olsa da, yapılan iş bakımından bağımsız bir niteliktedir. Yüklenici genel olarak eseri kendi araç ve personelleri ile yerine getirir. Diğer yandan; eser sözleşmesinde, yaratılacak sonuç (eser) önemli öge olduğu halde; hizmet sözleşmesinde, belirli ya da belirli olmayan bir süreyle işgörme ögesi önemlidir. Yani bir eser ortaya çıkarmayan emek harcamaları da, iş sözleşmesi yönünden işgörme sayılır. Eser sözleşmesi belli bir sonucun meydana getirilmesi şeklinde oluşurken, hizmet sözleşmesinde herhangi bir sonuç taahhüt edilmemektedir. Başka bir ifadeyle, eser sözleşmesinde, bir bina gibi eserin tamamlanması taahhüt edilirken, hizmet akdine bağlı çalışan işçinin bu tarz bir taahhüdü bulunmamaktadır. Hizmet sözleşmesinde, belirli veya belirsiz bir süreliğine hizmet ediminin hasredilmesi söz konusu iken işçi açısından sonucun varlığı önemli değildir. Ayrıca, eser sözleşmesinde iş sahibi eserin meydana getirilmesi aşamasında yükleniciye doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak talimat verebilir.İş sahibinin eserin meydana getirilmesi aşamasında yükleniciye bizzat verdiği talimata doğrudan talimat, temsilcisi aracılığıyla verdiği talimata dolaylı talimat denir. İş sahibinin yükleniciye talimat verme yetkisi bizzat eser hakkında olabileceği gibi, eserin meydana getirilme tarzına ilişkin de olabilir. 3.Eldeki dosyada Mahkemece tarafların kusur durumlarının belirlenmesi için bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış, bilirkişi raporunda Mütevaffa ...''ın %20 oranında kusurlu olduğu, ... ... kendi hesabına ve bağımsız çalışan Bağ-kur Sigortalısı olduğundan davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davacı ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. firmasının; sahada yaptığı çalışmalarda ve işlerin yürütümünde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin gereken tedbirleri almadığı, yapımını üstlendiği inşaatın merdiven, balkon alüminyum korkuluk yapılması işini alt işveren dosyası açtırmadan, alt yüklenici (taşeron) sözleşmesi yapmadan sözel olarak müteveffanın ortağı olduğu ... Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti. unvalı firmaya verdiği, inşaat alanında yapılan çalışmaları ve önlem alınıp alınmadığını denetim ve kontrollerle sağlamadığı, sürekli boşluk oluşturan asansör boşluklarının yakınında ve çevresinde yapılan çalışmalarda yüksekten düşmeyi önleyici tedbirleri aldırmadığı, asansör boşluklarının önünü korkuluklarla kapatılarak güvenli hale getirilmediği, asansör montajı başladığı için asansör önü korkuluklarının söküldüğü beyan veya iddia edilmiş olsa bile asansör kapıları takılıncaya kadar korkulukların yerinde bulunmasını sağlanmadığı, kazanın karanlıktan dolayı asansör boşluğunun görülememesi şeklinde meydana geldiği düşünüldüğünde merdiven dairelerini, asansör önlerini, karanlıkta kalan alanları aydınlatmadığı, yüksekten düşme tehlikesini belirten uyarı ve ikaz levhalarını bulundurmadığı, iş yerinde güvenli bir iş organizasyonunu kurmadığı, kontrol ve denetimi etkili bir biçimde sağlamadığı, iş yerindeki mevcut ve muhtemel tehlike ve risklerin belirlenmesi adına risk değerlendirilmesi yaptırmadığı için kazanın meydana gelmesinde %80 oranında kusurlu olduğu, davacı ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin kazanın meydana gelmesinde %80 oranında kusuru içinde saklı kalmak kaydıyla ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İşvereni ...'in %5 oranında kusurlu olduğu, davacı ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin kazanın meydana gelmesinde %80 oranında kusuru içinde saklı kalmak kaydıyla ...Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Şantiye Şefi ...'in %5 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiş gerek rapor içeriği gerek SGK müfettiş raporu ile tüm dosya içeriği dikkate alındığında davacı Öz in mühendislik şirketinin davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru sebebiyle 5510 sayılı yasanın 21/4. maddesi kapsamında 3. kişi sıfatıyla hukuki sorumluluğu bulunduğu değerlendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup Mahkemece de taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığının kabul edilmesi karşısında davanın kabulüne dair karar tesis edilmesi gerekirken; davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.