Erbil şantiyesinde çalışan işçinin alacak davasında, çalışma ilişkisi ispatı, husumet ve yabancı hukuk uygulanması yönünden yetersiz inceleme sebebiyle Yargıtay bozması.
Özet: Yüksek Mahkeme, işçinin davalı şirket nezdinde çalıştığını kanıtlayıp kanıtlayamadığına ve buna bağlı olarak işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmayacağına ilişkin uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin husumet konusunda yeterli araştırma yapmadığını, davacı vekilince sunulan bazı belgelerin süresinde sunulup sunulmadığı ile içeriklerinin değerlendirilmediğini tespit ederek, dosya kapsamındaki tüm delillerin bir bütün olarak yeniden değerlendirilerek davacının davalı ya da dava dışı başka bir şirket nezdinde çalışıp çalışmadığının netleştirilmesini ve sonucuna göre davalının sorumluluğu hakkında karar verilmesini gereklilik görmüştür.
9. Hukuk Dairesi         2025/6008 E.  ,  2025/10304 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2016 E., 2025/1014 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/113 E., 2022/345 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Erbil şantiyesinde çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının işverence ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirket işçisi olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunduğundan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yurda giriş-çıkış kayıtları, tanık beyanları ve aynı davalıya karşı açılmış birtakım dava dosyaları birlikte değerlendirilerek davalının işçilik alacaklarından sorumluluğu kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin dava konusu alacaklar için belirsiz alacak davası açılamayacağı yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin husumet, hizmet süresi, ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile talep konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkin kabullerinin dosya kapsamına uygun olduğu, hükmedilen alacaklara uygulanan faizin türü ile başlangıç tarihinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Husumete ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/3725 Esas, 2022/8385 Karar sayılı ilâmı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2023 tarihli ve 2023/9-259 Esas, 2023/1347 Karar sayılı kararı dikkate alındığında davacının davalı nezdinde çalıştığı hususunu ispatlayamadığının kabulü gerektiğini,
2. Her ne kadar husumet ve alacakların hesabında tanık beyanları esas alınmış ise de tanıkların davalı aleyhine olan davalarının henüz kesinleşmediğini,
3. Somut uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiğini,
4. Alacaklara hükmedilen faizin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı nezdinde çalıştığını ispatlayıp ispatlayamadığı ve buna bağlı olarak davalının, davacının işçilik alacaklarından sorumlu tutulup tutulmayacağı, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun belirlenmesi, alacakların ispatı ile faize ilişkindir.
1. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından davacının davalının Erbil şantiyesinde çalışıldığı ileri sürülmüş olup davalı vekilince davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığı gerekçesiyle husumet itirazında bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının yurda giriş-çıkış kayıtları, bir kısım belgeler, emsal dosyalar ve tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dışı ... Şirketinde çalıştığı ve davalının bu çalışmadan doğan işçilik alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Ancak İlk Derece Mahkemesince bu hususta yeterli araştırma yapılmamış olup davacı vekili tarafından çalışma ilişkisinin ispatına dair sunulan bir kısım belgelerin de süresinde sunulup sunulmadığı ve içeriği değerlendirilmemiştir. Buna göre davalının husumete ilişkin savunmaları ve davacı tarafça süresi içerisinde sunulan deliller ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek davacının, davalı ya da dava dışı ... Şirketi nezdinde çalışıp çalışmadığı netleştirildikten sonra sonucuna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
2. Diğer yandan belirtmek gerekir ki tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalının Erbil'de bulunan şantiyesinde çalıştığını iddia etmiş olup davalı tarafça süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesinde somut uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerektiği savunulmuştur. Yargılama sırasında Türkiye İş Kurumuna yazılan müzekkere cevabında davacıya ait yurt dışı iş sözleşmesinin bulunmadığı belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmış; Bölge Adliye Mahkemesince de 5718 sayılı Kanun'un 27/4 hükmü uyarınca daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukunun uygulanmasının yerinde olduğu ifade edilmiştir.
Hâl böyle olmakla birlikte hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir.
Somut uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu kabul edilmiş ise de dava dilekçesinde davacının ücretinin ödendiği yerin Irak olduğunun açıklanmış olması ve davacı adına Türkiye'de sigorta primi ödenmemiş olması hususları ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yerin Türkiye olduğu, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapıldığı ve daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapıldığı gibi unsurların varlığının davacı tarafça ispatlanamadığı dikkate alındığında mutad işyeri hukuku olan Irak hukukuna nazaran daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğunun kabulü de isabetli olmamıştır. Uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan Irak hukukunun uygulanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.