Kadastro yenilemesi sonucu taşınmaz alanının azalmasından doğan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminine ilişkin davada kesinlik sınırı değerlendirmesi.
Özet: Tapu kaydının hatalı tutulması sonucu kadastro yenilemesiyle taşınmaz alanının azaldığını iddia eden davacının, uğradığı zararın 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca tazmini talebiyle Hazine aleyhine açtığı davada, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş; Hazine vekilinin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiş; temyiz incelemesinde ise, tazminat miktarı kesinlik sınırının altında kalan davacılar yönünden temyiz istemi reddedilirken, bir davacı için temyiz başvurusu kabul edilerek dosyanın esasının incelenmesine geçilmiştir.

MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/697 Esas, 2024/435 KararKARAR: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ: Van 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2022/242 Esas, 2023/247 KararTaraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.... haricindeki davacılar yönünden hüküm altına alınan bedeller Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, işbu davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı idare vekilinin, davacı ... ile ilgili olarak gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... parsel (yeni 1 16... parsel) sayılı taşınmazın yüzölçümünün Kadastro Müdürlüğü tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme kadastrosu neticesinde azaldığından zararının tazminini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazları olduğunu, husumetin kendilerine düşmediğini, bedelin çok yüksek olduğunu, faizin hatalı belirlenidğini, satın alma tarihindeki değerin belirlenmesi gerektiğini, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, davacının zararının bulunmadığını, tazminat miktarında uygun bir indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar davaya konu taşınmazdaki payı satın aldığında tapudaki alanın 20.000,00 m² olduğu ancak 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesine göre yapılan güncelleme çalışmaları sonrasında taşınmazın alanının 10.953,71 m² olarak hesaplandığı, kadastro güncelleme çalışmalarının 29.03.2022 tarihinde kesinleştiği, aldırılan fen bilirkişi raporunda bu farkın oluşmasına sebep olan hatanın tapulama çalışmalarına ait yıllardaki teknolojik imkansızlıklara bağlı olarak planimetre katsayısının yanlış alınmasından kaynaklandığının bildirildiğini, bu durumun ise davacıdan kaynaklı bir durum olmayıp, güncelleme kadastro çalışmalarının usulüne uygun olduğu anlaşılmış olup davacıların taşınmazındaki azalmanın giderilmesi imkanı kalmadığına göre davacıların tapu kaydındaki diğer nitelikler gibi ölçüm değerlerine de güvenin korunmasının zorunlu olduğunu, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, dava konusu taşınmazdaki metrekare eksilme bedeli dava tarihi itibarıyla belirlenmiş olup, hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve İlk Derece Mahkemesince dava değerine göre nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru olduğundan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın fiilen kullanılan alanında, fiili zemininde bir azalma olmadığı ve taşınmazın arsa niteliğinde bulunmadığı hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ek beyan dilekçesinde de taşınmazın alanının 11.558,31 m² olarak düzeltilmiş olduğunu beyan ederek tapu kaydını dosyaya sunmuştur. C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.4. Dava konusu taşınmaz alanının, bilirkişi kurulu tarafından kabul edildiği üzere 10.953,71 m² olarak değil 11.558,31 m² olarak düzeltmiş olduğu ve düzeltmenin tapuya işlendiği anlaşılmakla, dava konusu alanın 20.000.00 m² olarak satın alınmasından sonra yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilmiş olması nedeniyle farkın 8.441,69 m² olarak kabulü ile davacı ...’a düşen tazminat bedelinin 359.447,16 TL olarak kabulü ile hüküm kurulması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;A. Davalı Hazine Vekilinin ... Haricindeki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden;Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,B. Davalı Hazine Vekilinin Davacı ...’ a İlişkin Temyizi Yönünden; 1. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (1) numaralı bendin ilk cümlesinde yeralan “Davanın” kelimesinden sonra gelmek üzere “kısmen” kelimesinin eklenmesi, devamla (1) numaralı bendin, (a) harfli bendinde yeralan ‘385.191,03’ sayısının çıkartılması, yerine “359.447,16” sayısının yazılması, devamla 4 numaralı bentte yeralan “davalıdan alınarak davacılara verilmesine “ ibaresinin çıkartılması, yerine “3.436,72 TL sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye 122,43 TL sinin davacılar üzerinde bırakılmasına” ibaresinin yazılması, devamla (7) numaralı bentte yeralan “56.926,74” sayısının çıkartılması, yerine “53.322,60” sayısının yazılması, devamla ayrı bir bent olarak “Davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.200,00 TL vekâlet ücretinin davacı ...’dan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.