Taşeronun Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde İş Sahibinden Doğrudan Yapı İpoteği Tesis Talebinde Husumet Yokluğu ve Taraf Sıfatı Değerlendirmesi.
Özet: Davacı taşeronun, yüklenici ile yaptığı anlaşma uyarınca taşınmaz maliki davalı aleyhine yapı ipoteği tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi ipoteğin tescili nedeniyle davanın konusuz kaldığına hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi ise davacı ile davalı arasında doğrudan sözleşme ilişkisi olmadığı ve sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilerek yüksek mahkemece duruşmalı incelemeye alınmıştır.
6. Hukuk Dairesi         2025/1629 E.  ,  2025/3925 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/594 E., 2025/845 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/295 E., 2023/290 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ile dava dışı ... İnşaat ... Elek. Ür. .... Ltd. Şti. arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu inşaat işine ilişkin olarak dava dışı yüklenici ile muhtelif inşaat işlerinin yapılması konusunda anlaştığını ve işi anlaşma şartlarına uygun olarak yapıp teslim ettiğini, yüklenicinin müvekkiline 99, 100, 122, 74, 76, 86, ..., ..., ... numaralı bağımsız bölümleri idarece geçici kabulün yapılmasına müteakip yedi iş günü içerisinde devretmeyi, on iş günü içerisinde ise davalı idareye başvuruda bulunarak devri taahhüt edilen taşınmazlar üzerinde, TMK'nın md. 893 vd. uyarınca müvekkil lehine yapı ipoteği (inşaatçı ipoteği) tesis edilmesi için başvuruda bulunmayı kabul ve taahhüt ettiğini, gelinen aşamada taşınmaz maliki olan davalı idare tarafından müvekkili lehine anılan taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmediğini ileri sürerek, dava konusu 99, 100, 122, 74, 76, 86, .., .. numaralı bağımsız bölümler üzerine anapara ipoteği mahiyetinde ipoteğin, 73 numaralı bağımsız bölüm üzerine üst sınır ipoteği mahiyetinde ipoteğin davacı lehine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından ipotek tesisi yapılması için tapu müdürlüğüne müracaatta bulunulduğunu ve akabinde tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğini, mevcut durum itibariyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin henüz tamamlanmadığını, dolayısıyla kat karşılığı inşaat işinin tam ve eksiksiz olarak bitirilmesine müteakip diğer bağımsız bölümler üzerinde ipotek tesis edilmesi için idarelerince müracaatta bulunulacağını, davacının idarelerini hasım göstermek suretiyle işbu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını savunarak, konusuz kalan davanın öncelikli olarak husumet sebebi ile reddine, aksi takdirde sözleşmenin gerekleri yerine getirilmediğinden esastan reddine, aksi takdirde davalı lehine ipotek tesisi sağlandığından davanın konusuz kalması sebebi ile reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli kararı ile ipoteğin tescil edildiği anlaşıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihinden önce davalının talepte bulunduğu ispat edilemediğinden davacının dava açmakta haklı olduğu hususu göz önünde bulundurularak yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli kararı ile sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmenin, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlayacağı, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın taraflarının ancak sözleşmenin tarafları olduğu, bunun Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırıldığı, taraf sıfatının, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiği, davalı kuruma ait taşınmaz üzerinde taşeron tarafından yapılan imalatlar ve temin edilecek malzemeler işini konu alan sözleşmenin dava dışı yüklenici ... İnşaat Ltd. Şti. ile davacı taşeron şirket arasında akdedildiği, davacı şirket ile davalı iş sahibi ... arasında sözleşme ilişkisi yahut başkaca bir borç ilişkisi bulunmadığı, işbu davada husumet yöneltilen iş sahibi şirketin, davacı şirket ve dava dışı yüklenici ... şirketi arasında akdedilen sözleşmeye taraf olmadığı hususunun ihtilafsız olduğu gibi işbu sözleşme kapsamında davalı şirketin davacı şirkete karşı üstlenmiş olduğu herhangi bir yükümlülüğünün varlığı da iddia ve ispat olunamadığından, davacı tarafından davalı iş sahibi aleyhine ikame olunan davanın kamu düzenini ilgilendiren husumet yokluğundan reddine karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli kararının süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, taşınmaz maliki ile alt yüklenici arasında doğrudan eser sözleşmesi ilişkisi bulunmasa bile 4721 sayılı TMK m. 893/3 ve 895. maddelerindeki şartların mevcudiyeti halinde arsa sahibinden inşaatçı ipoteği talebinde bulunulabileceği, davalı arsa sahibinin pasif husumet ehliyetinin olduğu, mahkemece dava konusu bağımsız bölümler üzerine dava tarihinden sonra ipotek tescili işlemi yapıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açılmasındaki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Meclisinin 11.04.2022 tarihli kararı ile inşaatçı ipoteklerinin tesisi talebinin kabulüne karar verildiği, dava konusu bağımsız bölümler bakımından dava açılması sonrasında ipotek tesis edildiği, böylece davanın konusuz kaldığı, 73, 76, 86, 100 numaralı bağımsız bölümler yönünden dava açılması sonrasında 21.10.2022 tarihinde ipotek tesis edilmiş olup, bu taşınmaz yönünden açılan davada davacının dava açmada haklı olup, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği, 63, 74, 99, 122, 128 numaralı bağımsız bölümler yönünden açılan davada ise, ipotek tesisinin yapılması için davalı kurumun 01.06.2022 tarihinde yazı yazmış olması sebebiyle bu taşınmazlar yönünden dava açılmasına sebebiyet vermediğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın konusuz kalması nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 63, 74, 99, 1 22... numaralı bağımsız bölümler yönünden dava açıldıktan sonra ipotek tesis edilmişse de, davalı 01.06.2022 tarihinde ipotek tesis yazısını yazdığından, anılan taşınmazlar yönünden müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gibi davalı lehine de vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, müvekkilinin üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açması gerektiğinden haklı nedenle davayı açtığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyanın içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 893/3 ve 895. maddelerine dayanılarak açılmış yapı alacaklısı ipoteği (inşaatçı ipoteği) tescili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.