İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, keşidecinin TTK 757 ve 818/s uyarınca kayıp çek iptali davası açma yetkisi olmaması nedeniyle istinaf başvurusunu reddederek ilk derece mahkemesi kararını onayan kararı.
Özet: Kaybolan bir çekin iptali talebiyle keşideci tarafından açılan davada, ilk derece mahkemesi keşidecinin Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca zayi nedeniyle çek iptal davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş; yapılan istinaf başvurusunda, bu kararın davanın hukuki niteliği ve keşidecinin aktif husumet ehliyeti yönünden doğru olduğu tespit edilerek, sadece hamilin bu davayı açabileceği prensibi doğrultusunda ilk derece mahkemesinin hükmü onanmıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/300
KARAR NO : 2026/247
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/01/2026
NUMARASI : 2026/70 Esas - 2026/65 Karar
DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026
İlk derece mahkemesince verilen hükmün talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kendisi tarafından keşide edilmiş olan ve lehdarı belirli bulunan bir çek yaprağının herhangi bir kusuru bulunmaksızın iradesi dışında kayıp hale geldiğini, söz konusu çekin herhangi bir borcun ifası amacıyla üçüncü kişilere ciro edilmediğini, lehdar dışındaki kişilere hukuken geçerli şekilde devredilmediğini, çekin kaybolduğu tarihten sonra çekin kim veya kimlerin eline geçtiği, hangi yollarla dolaşıma sokulduğunun bilinmediğini, bu durumun kötü niyetli kullanım ihtimalini doğurduğunu, kendisine sonradan yöneltilen taleplerden çekin bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerce elde edildiğinin anlaşıldığını, işbu bildirimin bu durumun ilk öğrenilmesini müteakip gecikmeksizin yapıldığını, çekin kaybolduğu tarihin kesin olarak bilinmediğini, kendisinin çekin rızası dışında üçüncü kişilerin eline geçtiğinin 25/01/2026 tarihinde öğrenildiğini, bu öğrenmeyi müteakip gecikmeksizin işbu bildirimin yapıldığını, işbu dilekçenin herhangi bir borcun, yükümlülüğün veya hukuki sorumluluğun kabulü anlamına gelmemekte olup yalnızca kayıp durumunun resmi kayıtlara geçirilmesi ve olası hak kayıplarının önlenmesi amacıyla sunulduğunu, kayıp çek nedeniyle doğabilecek her türlü hukuka aykırı ibraz, icra takibi, faiz talebi veya cezai girişime karşı tüm yasal haklarını saklı tuttuğunu belirterek kendisi tarafından keşide edilmiş olan çek yaprağının kayıp olduğunun tespit edilerek kayıtlara geçirilmesini, işbu bildirimin ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda delil olarak dikkate alınmasını, gerektiğinde ilgili kurum ve mercilere bildirim yapılmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda ",TTK'nın 651. maddesindeki genel hüküm ve özel hüküm niteliğindeki TTK'nın 818/s maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 757. maddesi uyarınca zayi nedeniyle çek iptal davası açma hakkının yalnızca hamile ait olup keşideci olan davacının dava açma (aktif husumet) ehliyeti bulunmamaktadır. HMK'nın 114/e maddesi uyarınca davacının, dava takip yetkisinin bulunmasının dava şartı olduğu ancak işbu davada davacı keşidecinin (hesap sahibinin), hamil adına bu davayı açma yetkisinin dolayısıyla dava takip yetkisi de bulunmadığı anlaşıldığından davanın HMK'nın 114/e ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine.." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karada mahkemece davanın hukuki niteliğinin hatalı değerlendirildiğini, taraflarınca açılan işbu davanın, salt çek iptali talebi olmadığını, mahkemenin hukuki korunma ihtiyacını ve tespit fonksiyonunu göz ardı ettiğini, mahkemenin, dava şartı yokluğu gerekçesiyle en ağır usul yaptırımını uyguladığını, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün ölçüsüz biçimde sınırlandırılması sonucunu doğurduğunu, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30/01/2026 tarih, 2026/70 E. 2026/65 K. sayılı usulden ret kararının kaldırılmasına, dosyanın, davanın hukuki niteliği gözetilerek esası hakkında inceleme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava hukuki niteliği itibariyle TTK'nın 818/s madde hükmü delaletiyle, aynı kanunun 757.madde hükümlerinde belirtilen zayi nedeniyle çek iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece keşidecinin çek iptali davası açamayacağı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Hamil TTK 651. Maddesi uyarınca hamil çekin zayi edilmesi halinde iptal davası açabilecek. TTK 652 maddesine göre iptal karar ile hamil hakkını çek olmadan ileri sürebilecek ya da borçludan yeni bir senet tanzim edilmesini isteyebilecektir.Çek iptali davası sonucunda verilen karar borçluya ibraz ile borçludan çek bedelinin tahsili imkanını sağlamaktır. Bu davayı açma hakkı hamile aittir. Çek keşidecisinin TTK'nın 757 ve 818/s.maddesi gereğince iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır.Somut olayda davacı talebe konu çekin keşidecisi olup iptal davası açma hakkı bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olduğu gibi usul ekonomisine uygun olarak deliller toplanmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak da nitelendirilemez.Açıklanan nedenlerle talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının Hazineye irad kaydına,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/02/2026