Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, usul ve kanun uygulamasına ilişkin iki Yargıtay bozma kararı sonrası mahkemece verilen kabul kararına karşı davacı ve davalı temyizi ile ihbar olunanın temyiz talebinin reddine dair inceleme.
Özet: Bu hukuki süreç, mirasçılar tarafından kamulaştırmasız el konulan taşınmazın bedelinin idareden tahsili talebiyle açılan bir davanın temyiz incelemesini konu almakta olup, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin ilk kararı, kamulaştırma tebligatındaki usulsüzlük ve Kamulaştırma Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle üst mahkeme tarafından iki kez bozulmuş, bu bozma kararlarına uyularak yapılan yargılama sonucunda yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve bu son kararın da hem davacılar hem de davalı idare vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2024/115 Esas, 2024/570 KararKARAR: KabulTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı, davalı idare ve ihbar olunan ... vekillerince temyiz edilmekle; süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükme karşı kanun yollarına müracaat etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Davada fer'i müdahil veya asli müdahil sıfatını taşımayan ve hakkında mahkemece hüküm kurulmayan ihbar olunan İstanbul... Sanayi Bölgesinin Mahkemece verilen karara ilişkin olarak temyiz talebinde bulunma hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.Davacı ve davalı idare vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'ün hak sahibi ve hissedarı olduğu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 5 51... parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından el konulduğunu belirterek taşınmazların bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre yönünden itirazlarının olduğunu, taşınmazların Arsa Ofisi tarafından usulüne uygun kamulaştırıldığını, Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/330 Esas, 1984/235 Karar sayılı dosyası ile açılan tescil davasında 23.11.1984 tarihli duruşma tutanağında davacı vekili Av. ... ile davalılar , ... , ..., geldiklerine, murisin mirasçılarına davetiye tebliğ edildiğine dair ifadelerin yer aldığını, ayrıca o celsede hazır olan davalıların davayı kabul ettiklerini beyan etttiklerini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/5-208 Esas, 2012/443 Karar sayılı ilâmına göre davacıların kamulaştırmayı öğrenme tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açmalarının gerektiğini, süresinde dava açılmadığını, davanın süre yönünden ve esas yönünden reddine karar verilmesini gerektiğini ileri sürmüştür.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 17.09.2013 tarihli ve 2012/482Esas, 2013/483 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.09.2013 tarihli ve 2012/482 Esas, 2013/483 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kendisine usulüne uygun kamulaştırma tebligatı yapılmamış kişi açısından kamulaştırma işlemi başlamayacağından, bu kişilere ait taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesine istinaden daha önce tescil kararı verilmesinin de dava açılmasına engel teşkil etmediği; İmar İskan Bakanlığının 07.06.1982 tarihli olur kararı ile dava konusu taşınmazların kamulaştırılma işlemine başlandığını, davacıların murisi ...adına çıkarılan kamulaştırma tebligatının usulsüz tebliğ edildiği anlaşıldığından, öncelikle adı geçen şahsa ya da mirasçılarına çekişmesiz kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği ilgili banka ya da bağlı olduğu bölge müdürlüğünden tasfiye olduysa devredildiği banka şubesinden araştırılıp, çekişmesiz bedelin ödenmesi hâlinde usulsüz tebligatın geçerli hâle geleceği gözetilerek ödeme hâlinde davanın reddine, çekişmesiz kamulaştırma bedelinin ödenmemiş olması hâlinde ise tamamlanmış bir kamulaştırma işlemi olmaksızın idarece taşınmaza fiilen el konulduğundan, davacıların tazminat talebinde bulunma imkânının olduğu nazara alınarak işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 22.02.2022 tarihli ve 2020/83 Esas, 2022/125 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 22.02.2022 tarihli ve 2020/83 Esas, 2022/125 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda, 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3, geçici 15 nci ve 17 nci maddeleri gözetilerek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın kararın bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı idare ve ihbar olunan vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; aradan gecen yaklaşık 13 yıllık zaman içinde taşınmazın değerinin attığını, dava tarihi üzerinden hesaplanan değerinin ödenmek istenildiğini, aynı bölgede bugün yapılan özel satışların tespit edilen değerin 40 katı kadar olduğunu, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, değeri düşük olarak belirlenmiş taşınmazın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedelinin enflasyon karşısında kaybedilmiş olan değerinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların usulüne uygun kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini, noter kanalı ile tebligatın yapıldığını, 2942 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca tescil kararı verildiğini, davacıların bu dosyaya dahili davalı olarak dahil ediklerini, imzalı beyanları ile davayı kabul ettiklerinin tespit edildiğini, ... Bankasına yazılan müzekkerenin cevabından paranın davacı tarafça çekildiğinin anlaşıldığını, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeline ilişkindir.2. Değerlendirme1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlere ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.3.Dava konusu taşınmaza 1983 öncesi el atıldığı anlaşıldığından maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;A. İhbar Olunan ... Vekilinin Temyizi Yönünden;İhbar olunan ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,B. Davacılar ve Davalı İdare Vekillerinin Temyizi Yönünden;1. Davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bentte yer alan “31.912,50” sayısının çıkartılarak, yerine “30.000,00” sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacılar ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, İhbar olunan İstanbul... Sanayi Bölgesinden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,27.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin ... tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği,Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Düzeltilerek Onanma Kararına” katılmıyoruz. 27.10.2025