Sulu tarım arazisinin kamulaştırma bedeli tespiti ve tescili davasında net gelir metodu, kapitalizasyon faizi ve yapı değerlemesinin tartışıldığı, istinafta esastan reddedilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı Hazine tarafından açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar Bölge Adliye Mahkemesince bir kez bozularak yeniden yargılama sonrası tekrar kabul edilmesi üzerine, her iki tarafın istinaf başvuruları Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilerek karar onanmıştır; taşınmazın vasfı, ürün verimi, kapitalizasyon faizi ve üzerindeki yapıların değeri gibi konulara ilişkin itirazlar taraflarca temyiz edilerek dosya Yargıtayın incelemesine sunulmuştur.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/6 Esas, 2025/162 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Solhan Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/373 Esas, 2024/167 KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Bingöl ili, ..., ... köyü 2 10... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; usul ve kanuna aykırı karar verildiğini, taşınmazın vasfının kuru tarım arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazın üzerine ekilen ürünlerin ve münavebenin gerçek durumu yansıtmadığını, bilirkişilerin dava konusu taşınmazın değerini hesaplarken münavebeye alınan ürünlerin verimlerini yöre ortalamasının çok üstünde, giderlerini ise çok düşük aldığını, kapitalizasyon faiz oranı hesabında hata yapıldığını, kamulaştırma bedeline son karar tarihine kadar faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sulu tarım arazisi olan dava konusu taşınmazın kıymeti belirlenirken kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak alınması ve konumu dikkate alınarak objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, münavebe ürünlerinin hatalı belirlendiğini, üretim masraflarının Türkiye ortalaması dikkate alındığında brüt gelirin en fazla 1/3'ü oranında alınması gerektiği gözetilmeden, masrafların daha yüksek alınmasının hatalı olduğunu, davaya konu taşınmazın üzerindeki yapı değerinin yanlış hesap edildiğini, tespit edilen bedelin düşük olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği yasal faiz uygulanmaması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri metoduna göre değer biçilmesi doğru olduğu gibi uygulanan kapitalizasyon faizinin yerinde olduğu, üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar etmiş ve yapıların hatalı hesap edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesi yerindedir. 3.Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirlenen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı uygun görülmüştür.4.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez." hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında değerlendirilemeyecek olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O YYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin 13.02.2025 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında adı geçen davalı yönünden, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 20.11.2025