Arkeolojik sit alanı içerisinde yer aldığı iddia edilen taşınmazın zilyetlikle iktisabı, tapu iptali ve tescil davasında Bölge Adliye ile Yargıtay arasındaki hukuki uyuşmazlık ve bozma kararları süreci.
Özet: Davacı, hazine adına yanlış kaydedildiğini iddia ettiği taşınmazın kendi adına tescili için açtığı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi lehine karar verirken bölge adliye mahkemesi taşınmazın sit alanında olması nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay, taşınmazın sit alanı içerisinde kalıp kalmadığının ve derecesinin yeterince araştırılmaması üzerine kararı bozmuş; bunun üzerine bölge adliye mahkemesi, sit alanının yeniden değerlendirilmesi, taşınmazın sit alanı dışında kalması ve uzun yıllardır tarımsal faaliyet için kullanıldığına dair bilirkişi raporları doğrultusunda davayı yeniden kabul ederek davacı adına tescile karar vermiş, bu karar ise davalı hazine tarafından tekrar temyiz edilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/2676 E.  ,  2025/4424 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/163 E., 2025/182 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/179 E., 2020/75 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ...................... Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 72... parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olmasına rağmen davalı adına hatalı olarak tespit edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
Akseki Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.07.2020 tarih, 2016/179 Esas, 2020/75 Karar sayılı kararıyla; dosyaya kazandırılan Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından söz konusu taşınmazın sit alanı içesinde olmadığının bildirildiği, mimar ve fen bilirkişileri raporlarından taşınmazın sit alanı dışında kaldığının anlaşıldığı, hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu taşınmazda kadastro tespit tarihinden önce de tarım yapıldığı kanaatinin olduğu, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının davaya konu taşınmazın 50-60 yıldır davacının babası ve davacı tarafından kullanıldığı yönünde beyanda bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18.03.2021 tarih, 2020/837 Esas, 2021/268 Karar sayılı kararıyla; kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmünün getirildiği, bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353/b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 15.03.20 23... /6102 Esas, 2023/1555 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmaz ve çevresine ait sit alanı haritaları ile taşınmazın kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek çakıştırılıp taşınmazın tespit tarihi itibarı ile arkeolojik sit alanı içerisinde kalıp kalmadığını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösteren denetime elverişli rapor alınmadığı, davaya konu taşınmazın sit alanında kalıp kalmadığı, kalıyorsa kaçıncı derece sit alanında kaldığı konusunda oluşan tereddütün giderilmediği, ayrıca taşınmazın niteliğinin belirlenmesi yönünden sit haritası uygulamasının arkeolog bilirkişinin de katılımı ile yapılması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın tespit tarihinde 2005 yılında alınan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü kararına göre 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı, ancak 2019 tarihli Koruma Bölge Müdürlüğü kararı ile sit haritası değiştirilerek 3. derece sit alanı dışında kaldığı, üzerinde kültür varlığı bulunmadığı, sit haritası ile kadastro paftasının çakışık olarak gösterildiği, zilyetliğin tanık beyanları ile doğrulandığı, taşınmazın yığma taş duvar ve çit teli ile çevrili olup üzerinde 50 yaş üzeri ve 20-30 yaş aralığında badem ve ceviz ağaçları bulunduğu, hem jeodezi ve harita mühendisi tarafından düzenlenen, hem de arkeolog ve ziraat mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi rapor içeriklerinde taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin 1958 yılından çok önce başladığının, meyve ağaçlarının yaşı ve hava fotoğraf incelemeleri dikkate alındığında en az 50 yıldır tarımsal üretim yapmak amacıyla bahçe veya tarla olarak kullanılan kuru kültür tarım alanlarından olduğunun bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 11.12.20 24... /4624 Esas, 2024/6766 Karar sayılı kararı ile; davanın kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi kapsamındaki bu tür davalarda uyuşmazlığın tespit tarihi itibariyle mevcut olan hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiği, tespit tarihi itibariyle çekişmeli taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanun'la değiştirildiği ve buna göre kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmünün getirildiği, bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağının 2863 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddede belirtildiği, bu yasal düzenlemelere göre çekişmeli taşınmazın sonradan alınan idari kararla sit derecesinin değiştirilmiş olmasının idari kararların geçmişe dönük hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle hüküm ifade etmeyeceği, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazların sonradan alınan idari kararla arkeolojik sit alanı dışına çıkarılmış olmalarının, idari kararların geçmişe dönük hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle hüküm ifade etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunu, davacı ve öncesinde ataları tarafından 100 yılı aşan bir süre kullanıldığını, taşınmazın içerisinde 70-80 yaşında meyve ağaçlarının bulunduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının gerek kadastro tespiti sırasında gerekse arkeolojik sit alanına alınma sırasında gerçekleştiğini, taşınmazın tabiat ve kültür varlığı olmadığını, bu nedenle bu yöne ilişkin verilen karardan dönüldüğünü, Anayasa Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli 2016/6320 Esas sayılı kararının da dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Antalya ili, İbradı ilçesi, Ormana Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 72... parsel sayılı 5.514, 40... yüz ölçümlü taşınmazın tarla vasfı ile ve beyanlar hanesine "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün 23.03.2005 tarih ve 321 sayılı kararı ile 1. derecede arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde kaldığı ve ............oğlu ...’ın kullanımında olduğu" belirtmesi ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.