İş yeri hekimi temininde KHKlı doktor gerekçesiyle çıkan uyuşmazlıkta sözleşme feshi, teminat mektubu ve mücbir sebep iddialarıyla zararın tazmini taleplerinin değerlendirilmesi.
Özet: İş yeri hekimi ve sağlık personeli hizmet alım sözleşmesinin feshi üzerine taraflar arasında çıkan ihtilafta; hizmet sağlayıcı firma, sözleşmede yer almayan KHK ile ihraç edilmeme şartının sonradan ileri sürülerek COVID-19 koşullarında doktor temininin imkansız hale getirilmesiyle haksız fesih ve teminat mektubunun haksız paraya çevrildiğini iddia ederek bedelinin iadesini talep ederken, hizmeti alan kamu kurumu ise yüklenicinin KHKlı doktor görevlendirmesi ve yerine uygun personel temin etmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı feshedildiğini, kesin teminatın gelir kaydedildiğini ve yeniden ihale nedeniyle oluşan zararlarının karşılanmasını talep etmektedir.

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/40 E., 2025/242 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVA1.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında iş yeri hekimi-sağlık personeli hizmet alımı konusunda 21.12.2020 tarihli sözleşme yapıldığı, davacının sözleşme gereği davalının iş yerine görevlendireceği personelin tanıtım bilgi ve belgelerini 07.01.2021 tarihinde davalıya sunduğu, davalı bünyesinde oluşturulan komisyonca belgeleri sunulan her iki personelin belgeleri uygun bulunarak iş yeri hekimi ve diğer sağlık personelini davalının iş yerine gönderildiği, sözleşme sonrası iş yeri hekimi olarak görevlendirilen Dr....'in davacı iş yerinde 2 gün çalıştırıldıktan sonra KHK'ya göre kamu görevinden çıkarılması gerekçe gösterilerek davalı şirket tarafından iş yerine alınmadığını, davalı tarafından davacıya KHK'ye göre, kamu görevinden çıkarılmamış doktor temin etmesinin bildirildiği ancak Covid -19 salgını nedeniyle kamuda hizmet veren doktor ve sağlıkçıların istifa ederek kamu hizmetinden ayrılmasının yasaklanmış olması nedeniyle davalı bünyesinde sağlık hizmeti verecek doktor temin etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmede ve teknik şartnamede sağlık hizmeti verecek doktorun “kamu hizmetinden yasaklanmış olmamak" şartı bulunmadığı, sözleşme kurulduktan sonra ve davacı bünyesinde bulunan sağlıkçılar davalı iş yerinde işe başladıktan sonra “ kamu hizmetinden yasaklanmamış olmak" şartının ileri sürülmesi ile hukuki imkansızlık yaratmalarının sözleşmeye aykırı olduğu, davacının bu şartı hukuki imkansızlık ve mücbir sebep nedeniyle yerine getirmesinin mümkün olmaması nedeniyle sözleşmeden 4735 sayılı Yasa'nın yüklenicinin sözleşmeyi fesih etmesi başlıklı 19. maddesine göre sözleşmeden döneceğini davalıya bildirdiği, davalı ise davacının yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davacının vermiş olduğu kesin teminat mektubunun ve ihale nedeniyle yapmış olduğu giderlerin iadesini davacıya iade etmesi gerekirken davalı taraf sözleşmeyi fesih ettiğini bildirerek kesin teminat mektubunu paraya çevireceği tehdidinde bulunduğu, davacı bu tehdit karşısında bankalarla olan kredi ilişkilerinin bozulmaması için davalının kesin teminat tutarını nakden ödeyerek bankaca verilen kesin teminat mektuplarının bankaya iadesini sağladığı, davalının sözleşme kurulduktan sonra sözleşmede ve teknik şartnamede bulunmayan şart ile ve davacının gönderdiği doktorun çalışmasını engelleyerek hukuki ve fiili imkansızlık yaratması, Covid- 19 salgınının devam ettiği zaman içerisinde başka bir doktor isteyerek mücbir sebep yaratması ve devamında sözleşmeyi haksız yere fesih ettiğini belirterek, davalının davacıdan kesin teminat mektubu tutarı 59.115,00 TL ve 6.545,00 TL damga resim vergisi olarak tahsil ettiği toplam 65.660,00 TL'nin 05.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.2.Birleşen Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/160 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili, taraflar arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, SGK tarafından gönderilen belgeler incelendiğinde; sözleşme kapsamında iş yeri hekimi olarak çalıştırılacak olan Dr....'in KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olduğunun tespiti nedeniyle iş yerine girişinin engellenmesi ve mevzuat çerçevesinde başka bir iş yeri hekimi görevlendirilmesi 08.01.2021 tarihinde davalıdan talep edildiğini, verilen süre içinde davalı tarafından söz konusu talep yerine getirilmediğini, ancak 19.01.2021 tarihli dilekçe ile sözleşmenin feshi ve teminatın iadesi talep edildiğini, 21.01.2021 tarihli yazıları ile davalıya taahhüdünü yerine getirmesi için 10 günlük ihtar süresi verildiğini, bu süre içerisinde firma tarafından herhangi bir olumlu adım atılmadığını, davalının sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirememesi nedeniyle 03.02.2021 tarihinde usul ve yasaya uygun olarak sözleşme feshedildiğini, kesin teminatı güncellenerek gelir kaydedildiğini, davalının hesabı genel hükümlere göre tasfiye edildiği, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından davalı hakkında 1 yıl kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verildiğini, davalı sözleşme konusu taahhüdü yerine getirmemesi nedeniyle davac tarafından yeniden ihale edilerek anılan hizmetin temin edildiğini, yeni ihale nedeniyle davacının zararı ortaya çıktığını belirterek, yerine getirilemeyen taahhüdün ihtiyaç durumuna göre yeniden ihale edilmesi sonucu ortaya çıkan zararın şimdilik 9.429,92 TL'sinin temerrüt tarihi olan 11.02.2022 tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, Menfi Zarar kapsamındaki diğer giderlerinin ise şimdilik 5.570,08 TL'sinin temerrüt tarihi olan 11.02.2022 tarihinden itibaren uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP VE KARŞI DAVA1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme sonrası SGK tarafından gönderilen belgeler incelendiğinde; sözleşme kapsamında iş yeri hekimi olarak çalıştırılacak olan Dr....'in KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olduğunun tespiti nedeniyle iş yerine girişinin engellenmesi ve mevzuat çerçevesinde başka bir iş yeri hekimi görevlendirilmesi 08.01.2021 tarihinde talep edildiği, davacı tarafından yeni görevlendirme yapılmadığını ve 19.01.2021 tarihli dilekçe ile sözleşmenin feshi ve teminatın iadesi talep edildiği, 21.01.2021 tarihli yazı ile yükleniciye taahhüdünü yerine getirmesi için 10 günlük ihtar süresi verilmiş olmakla bu süre içerisinde şirket tarafından herhangi bir olumlu adım atılmadığı, davacının sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirememesi nedeniyle 03.02.2021 tarihinde usul ve yasaya uygun olarak sözleşme feshedildiği ve 04.02.2021 tarihinde davacı firmaya bildirildiği, davacı şirket tarafından görevlendirilen çalışanın SGK kayıtlarından KHK ihraç olduğunun belirlendiğini ve 08.01.2021 tarihli komisyon tutanağında tespit edilerek aynı gün tarihli ihtarla personelin değiştirilmesi davacı bildirildiği ve 10 (on) gün içerisinde iş yeri hekiminin değiştirilerek sözleşmeye ve diğer mevzuatlara uygun başka bir işyeri hekiminin görevlendirilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, sözleşme konusu işin yapılma yerinin idare iş yeri olması, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi' nin Yedinci Bölümünde "Hak ediş ödemeleri" başlıklı maddesi gereğince yüklenici hak ediş ödemelerinin müvekkil şirket tarafından yapılması, çalışan personelle ilgili hakların müvekkil idarece korunması, idare ile yüklenici arasında yapılan sözleşme ile asıl İşveren- alt işveren ilişkisinin kurulması ve müvekkil idareye müteselsil sorumluluk yüklenmesi gibi nedenlerden dolayı, personellerin 675 sayılı KHK'nın (2) sayılı bendinde belirtilen dolaylı olarak kamu görevinde görevlendirilmesinin yapılmış olduğunun açık olduğu, her ne kadar davacının 19.01.2021 tarihli dilekçesinde; T.C. Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 27.10.2020 tarihli ve 3137 sayılı Genelgesine göre "Kurumun kabul edeceği nitelikte hekim temin etmenin Covid-19 salgın hastalığı devam ettiğinden mümkün olmadığı" belirtilmiş ve bu durumun mücbir sebep kabul edilerek sözleşmenin feshi ile teminatın iadesi talep edilmiş ise de; davacının talebi uygun görülmediğini, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin "Sözleşmenin feshi ve işin tasfiyesi'' başlıklı 54. maddesi ve sözleşmenin "İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi" başlıklı 26. maddesine istinaden müvekkil idare tarafından sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde sözleşmesinin feshedileceği, kesin teminatın gelir kaydedileceği, hakkında kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı alınacağı ve idarenin uğradığı zarar ve ziyan taraflarından tazmin edilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceğine ilişkin 10 günlük yasal ihtar yapıldığını, sözleşmenin 03.02.2021 tarihinde feshedilerek kesin teminatı gelir kaydedildiği, davacı tarafından taahhüdün yerine getirilmemesine Covid-19 salgını ve buna bağlı olarak uygulanan işten çıkma/çıkarılma yasakları vs gerekçe gösterilerek işyeri hekimi olarak görevlendirilecek doktor bulmanın imkansız olduğu iddia edilse de; dava konusu işe ait sözleşme yürürlükte bulunan kanun ve mevzuat hükümlerine uygun olarak Covid-19 salgını sürecinde gerçekleştirilmiş ve ayrıca müvekkil idarenin kamu kuruluşu olduğunda şüphe bulunmamakla birlikte kamu görevinden çıkarılmış kişinin dolaylı olarak kamu görevinde görevlendirilemeyeceğine dair KHK de sözleşmeden çok önce yayımlandığını belirterek basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacının sözleşme şartlarını peşinen kabul ederek ihaleye iştirak etmesi, teklif sunması ve sözleşmeyi imzalaması nedeniyle tüm bu olumsuz durumları bertaraf ederek taahhüdünü yerine getirmesi gerektiği, zaten bilinen bir durumun taahhüdü yerine getirmesini imkansız hale getirdiği ve mücbir sebep kabul edilmesi gerektiğinin ilgili mevzuatlar açısından kabulü mümkün olmadığını savunarak, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davasında ise özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin ihale dokümanında belirtilen yükümlülükleri zamanında yerine getirmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği, mevzuata uygun şekilde gecikme cezası uygulandığı, davalının işe başlama tarihi olan 07.01.2021 tarihinden sözleşmenin fesih tarihi olan 03.02.2021 tarihine kadar geçen süre için hesaplanan gecikme cezası tutarı 12.079,56 TL olmakla haklı fesih nedeniyle kesin teminatın irat kaydedilmesi neticesinde oluşan 2.314,58 TL güncelleme farkından oluşan toplam 14.394,14 TL alacağımız bulunduğunu, yüklenicinin sözleşme kapsamında oluşan 3.047,02 TL hak ediş alacağının mahsubu sonrasında bakiye 11.347,12 TL alacağımız kaldığını, bakiye alacağın yüklenici tarafından ödenmemesi nedeniyle işbu karşı davayı açma gereği hasıl olduğu iddiaları ile asıl davanın esastan reddi, karşı davanın kabulü ile 2.314,58 TL teminat güncelleme farkının ve 9.032,54 TL gecikme cezasının davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.2.Birleşen Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/160 Esas sayılı dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin ifa imkansızlığı nedeniyle yerine getirilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Covid-19 virüsünün, salgın hastalık yapmasında yüklenici şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, Covid-19 salgını sürecinde Sağlık Bakanlığı tarafından alınan tedbirler kapsamında yayımlanan 27.10.20 20... .01.2021 tarihli genelgelerin her ikisinde bu süreçte “Sağlık Personelinin her ne sebeple olursa olsun görevden çekilme (istifa) taleplerinin kabul edilmeyeceği” belirtildiğinden salgının işgücü teminine etkilerine bağlı olarak yüklenicinin bu süreçte bir başka doktor bulmasının fiilen imkansız hale geldiği, salgın hastalığın yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmesine engel nitelikte olduğu, davacı yüklenicinin bu engeli kaldırmayacağı açık olduğu, davalı iş sahibinin 08.01.2021 tarihli, başka bir işyeri hekimi görevlendirilmesi konusundaki ihtarına karşılık, davacı yüklenicinin 19.01.2021 tarihli yazılı bildirimiyle mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin feshi ve teminatının iadesini talep ettiği bu haliyle davacı yüklenicinin mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde, davalı iş sahibine yazılı olarak bildirimde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 28.maddesinde;“ Mücbir sebeplerden dolayı idare veya yüklenici sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir…” denildiği, bu durumda hesabın genel hükümlere göre tasfiye edilerek, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatın iade edileceği aynı maddenin devamında düzenlendiği, Covid-19 virüsünün neden olduğu salgın hastalığın mücbir sebep olduğu, davacı yüklenicinin Covid-19 salgınını öngörmesi ve önlemesi imkanı bulunmadığı, davacı yüklenicinin mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin feshi ve teminatının iadesi talebinin, 4735 sayılı Kanun’un 10. maddesinin son fıkrasında düzenlenen tüm koşulları taşıdığı, davalı iş sahibinin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi ve kesin teminatın gelir kaydedilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, karşı dava ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalı-karşı dava ve birleşen dava davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Asıl dava davacı- karşı dava ve birleşen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde; karar tarihi itibariyle dava konusu talepler kesinlik sınırı altında kaldığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.2.Asıl dava davalı-karşı dava ve birleşen dava davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşme sonrası Sgk kayıtları incelendiğinde iş yeri hekimi olarak çalıştırılacak olan Dr....'in KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olduğunun tespiti nedeniyle görevine son verilmesi ve iş yerine girişinin engellenmesi ve mevzuat çerçevesinde başka bir iş yeri hekimi görevlendirilmesi 08.01.2021 tarihinde yüklenici şirketten talep edildiğini, verilen süre içinde yeni görevlendirme yapılmadığı gibi yüklenici tarafından 19.01.2021 tarihli dilekçe ile sözleşmenin feshi ve teminatın iadesi talep edildiğini, 21.01.2021 tarihli yazı ile yüklenici şirkete taahhüdünü yerine getirmesi için 10 günlük ihtar süresi verilmiş olmakla bu süre içerisinde yüklenici şirket tarafından herhangi bir olumlu adım atılmadığını, yüklenicinin sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirememesi nedeniyle 03.02.2021 tarihinde sözleşme feshedilerek teminatın irat kaydedildiğini, covid-19'un mücbir sebep kabul edilerek sözleşmenin feshini ve teminatın iadesini talebinin dinlenemeyeceğini, sözleşme haklı olarak feshedilmiş olup müvekkil şirketin fesihten kaynaklanan menfi zararının karşılanması gerektiğini, birleşen dosya yönünden fesih sonrası yeni ihale nedeniyle zarara uğradıklarını beyan etmektedir....B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl davada, hizmet sözleşmesinin haksız feshi ile teminat mektubu tutarı ile damga vergisinin iadesi, karşı davada gecikme cezası ve teminat güncelleme farkı alacağı, birleşen davada ise hizmet sözleşmesinin feshi sonrası uğranılan menfi zararın tahsili istemine ilişkindir. 1.Asıl dava davacı- karşı dava ve birleşen dava davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden;Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. İlk kararı istinaf etmeyen taraf, ancak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak aleyhine yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunda bulunan asıl davada davacı-karşı davada ve birleşen davada davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesi kararında ilk derece mahkemesi kararından daha aleyhe bir hüküm de kurulmamış olduğu gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz başvurusunda bulunmakta hukuki yararı olmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.2.Asıl davada davalı-karşı ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davalı-karşı ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Asıl davada davacı-karşı ve birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,2.Asıl davada davalı-karşı ve birleşen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davalı-karşı davacı, birleşen davada davacı ...Sistem Araçları Sanayi ... Şirketine yükletilmesine,Peşin alınan harcın istek halinde asıl davada davacı-karşı davalı, birleşen davada davalı ...Sağlığı ve Güvenliği Ticaret ... Şirketine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.