Yaralanma nedeniyle katılamadığı kadastro çalışmalarında taşınmazlarının davalı adına tescil edildiğini iddia eden davacının, aktif husumet yokluğundan reddedilen tapu iptali davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, kadastro sırasında ağır yaralanma nedeniyle katılamadığı keşif sonucunda kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü taşınmazların haksız bir şekilde davalı adına tescil edildiği iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi bazı parseller yönünden davacının feragati nedeniyle, miras bırakanın terekesine dahil diğer parseller yönünden ise davacının tek başına dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan davayı usulden reddetmiş; bölge adliye mahkemesi, davalının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile adına tescil edilen bu taşınmazlara ilişkin delil takdirinde hukuka aykırılık görmeyerek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/2395 E.  ,  2025/4396 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1934 E., 2024/1917 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ovacık (Tunceli) Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/41 E., 2024/86 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesi ile; ............ Köyü .........mevkiinde yer alan 1 05... ve 6 parsel, 1 07... parsel ile 1 02... parsel numaralı taşınmazların gerçek maliki olduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında ağır bir yaralanma nedeniyle keşfe katılamadığını, bu nedenle taşınmazlarını tanıyan davalı ...’e güvendiğini, söz konusu taşınmazların haksız şekilde davalı adına tescil edildiğini, taşınmazlara ilişkin beyanname ve Karayolları Genel Müdürlüğüne yaptığı başvuru dilekçesi gibi belgeler ile köy halkının tanıklıklarının mevcut olduğunu, buna rağmen taşınmazların kendi adına kaydedilmemesi nedeniyle mağduriyet yaşadığını ileri sürerek ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle kendi adına tesciline ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi ile; ............... Köyü’nde bulunan dava konusu taşınmazların 1968 yılından itibaren babası tarafından kullanıldığını, uzun yıllardır ekip biçildiğini ve kadastro çalışmaları sırasında köyde oluşturulan bilirkişi heyetinin tasdiki ile 2018 yılında yapılan tespit sonucunda taşınmazların tapusunun kendisine verildiğini, söz konusu tescil işlemlerinin tamamen yasal, geçerli ve usule uygun biçimde yapıldığını, taşınmazların mülkiyetinin tapu kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacının iddiasını destekleyen herhangi bir belge veya kayıt sunmadığını ayrıca davacının bu davayı Karayolları Genel Müdürlüğünün yol çalışması nedeniyle ilgili parsellere bedel ödemesi sürecinde açmasının samimiyetsizlik olduğunu belirterek davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek savunma yapmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ovacık (Tunceli) Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli 2022/ 41... /86 Karar sayılı kararıyla; davacı, ........... ilçesi 1 05... parsel (ifrazen 1 05... parsel ile 1 05... parsel) sayılı taşınmaz ile 1 02... parsel (ifrazen 1 02... parsel ile 1 02... parsel) sayılı taşınmazlar yönünden 08.11.2023 tarihli keşif sırasında feragat ettiğinden, bu parseller yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir; ........ ilçesi 1 05... parsel ve 1 07... parsel sayılı taşınmazların davacının dedesinden babasına, babasının ölümünden sonra ise taksim yoluyla kendisine geçtiğini ileri sürdüğü ancak dosya kapsamı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde geçerli bir miras taksim sözleşmesinin bulunduğunun ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazların mirasbırakanın terekesi içinde kaldığı, mirasçılar arasında paylaşım yapılmadığı, satış, bağış veya pay devri suretiyle davacıya intikal etmediği, Türk Medeni Kanunu’nun 7 01... . maddeleri uyarınca terekeye dahil taşınmazlarda elbirliği mülkiyeti söz konusu olup tasarrufi işlemler bakımından tüm mirasçıların birlikte hareket etmesinin zorunlu olduğu, davacının tek başına dava açmasının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf isteminde bulunmuştur.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 29.11.2024 tarihli 2024/1934 E., 2024/1917 K. sayılı kararında; Tunceli ili, Ovacık ilçesi, Karaoğlan Köyü çalışma alanında bulunan 1 05... parsel ile 1 07... parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, sonrasında söz konusu taşınmazların ifraz edilerek yeni parsel numaralarıyla tapuya kaydedildiğini, istinaf incelemesinin dilekçede ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık yönünden re'sen yapıldığını, delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, kararın hukuka uygun olduğunu belirterek davacının Ovacık (Tunceli) Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2024 tarihli, 2022/41 Esas ve 2024/86 Karar sayılı hükmüne yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı temyiz dilekçesi ile; ............. ilçesi, 1 05... parsel ve 1 07... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın, taksim sözleşmesinin ispatlanamadığı ve elbirliği mülkiyetinde Türk Medeni Kanunu’nun 7 01... . maddeleri uyarınca tek başına dava açma sıfat ve ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini; ancak Yerel Mahkemenin fiili taksim olgusunu dikkate almadan eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verdiğini, miras kalan taşınmazların fiilen paylaşıldığını, kendisine düşen kısmın uzun süredir kendi tasarrufunda bulunduğunu, diğer mirasçıların da bu paylaşımı benimsediğini ve kendi adlarına beyanname verdiklerini, dava konusu taşınmazın bir kısmının Karayolları tarafından işgal edilmesi üzerine yaptığı başvurunun ve sunduğu belgelerin Yerel Mahkemece değerlendirilmediğini, karar gerekçesinde iddia ve delillerinin tartışılmadığını, bunun HMK m.297’ye ve Anayasa ile korunan gerekçeli karar ilkesine aykırı olduğunu, TMK m.702/4 ve 640/4 hükümleri uyarınca mirasçılardan her birinin terekeye ilişkin hakları koruma yetkisine sahip olduğunu, ayrıca Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.12.2008 tarihli, 2008/5926 E. ve 2008/6175 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Mahkemenin, diğer mirasçıların davaya katılımını veya olurunu sağlayarak taraf teşkilini oluşturması gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm kurulduğunu, tüm bu nedenlerle taşınmazın fiili taksim neticesinde malik olduğu hususunda yeterli araştırma yapılmadan ve deliller değerlendirilmeden karar verildiğini, Yerel Mahkeme hükmü ile İstinaf kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu ............... Köyü çalışma alanında bulunan 1 05... parsel sayılı 1.438, 36... ve 1 07... parsel sayılı 7.000, 75... yüz ölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile "tarla" vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edildikten sonra 1 05... parsel sayılı taşınmaz 12.09.2022 tarihinde ifraz edilerek 1 05... ve 21 parsellere ayrılmış; 1 05... parsel sayılı taşınmaz 692, 72... yüz ölçümlü olarak ve "tarla" vasfıyla, 1 05... parsel sayılı taşınmaz 745, 64... yüz ölçümlü olarak ve "yol" vasfıyla; 1 07... parsel sayılı taşınmaz ise 14.09.2022 tarihinde ifraz edilerek 1 07... ve 28 parsel sayılı taşınmazlara ayrılmış, 1 07... parsel sayılı 926, 12... yüz ölçümündeki taşınmaz "yol" vasfıyla, 1 07... parsel sayılı 6.074, 63... yüz ölçümündeki taşınmaz ise "tarla" vasfıyla tapuya kayıt ve tescil edilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.