Sigortalının Bağ-Kur başlangıç tarihinin 01.07.1987 olarak tespiti ve 01.04.2019dan itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği yönündeki mahkeme kararı, davalı kurum temyizi.
Özet: Davacı, Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1987 olarak tespiti ve yaşlılık aylığına hak kazandığının belirlenmesi talebiyle dava açmış, davalı kurum ise yaş şartını karşılamadığı gerekçesiyle aylık talebini reddetmiştir; dosya, yüksek mahkemenin sigortalılık başlangıç süresinin sicil dosyalarıyla açıklığa kavuşturulması yönündeki bozma kararları sonrası, ilk derece mahkemesince davacının belirli dönemlerde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu ve 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği yönünde yeniden kabul kararı verilmiş olup, davalı kurum bu kararı temyiz etmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/9789 E.  ,  2025/15007 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2024/277 E., 2025/91 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekilinin Bağ-Kur sigortalılığının 01.07.1987 tarihinde başladığını, 01.09.1995 tarihinden itibaren prim ödemeye başladığını, müvekkilinin 25.03.2019 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun 03.04.2019 tarih ve E.518290 sayılı işlemi ile müvekkilinin 5525 gün hizmetinin olduğunu, ancak 52 yaş şartını doldurmadığı gerekçesiyle müvekkilinin emekliliğini 2 yıl ertelediğini, bu bildirim üzerine müvekkilinin 09.04.2019 tarihli başvuruları ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2/c son maddesi gözetilerek 2829 sayılı Kanun gereğince sigorta başlangıç tarihinin 01.07.1987 olarak kabul edilmesini istediklerini, davalı Kurumun 02.04.2019 tarih ve E.6661138 sayılı işlemi ile müvekkilinin 28.08.1990 tarihinden beri sigortalı olduğu, 5525 gün prim ödemesinin olduğu, 4758 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-ı bendi gereğince 52 yaş şartını doldurmadığını bildirdiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek müvekkilinin yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkil Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil Kurumun işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2023 tarihli ve 2021/1124 Esas, 2023/218 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, davacının 01.07.1987 tarihinde 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalı olduğunun tespitine, davacıya 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-g maddesi uyarınca 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2022 tarihli ve 2021/1880 Esas, 2022/41 Karar sayılı kararıyla davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 29.05.2023 tarihli, 2023/4488 E., 2023/6069 K. kararında; Bağ-Kur sigortalılığında başlangıç tespiti olmayacağı gözetilerek dava konusu edilen sürenin belirlenmesi gerektiği, bu itibarla Kurumca uyuşmazlık çıkarılan dönem Bağ-Kur sicil dosyası celp edilmek suretiyle açıklığa kavuşturulması, tespit edilecek döneme göre sigortalılık şartlarının varlığı ile aylığa hak kazanma hususunun irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
Bozma kararı üzerine mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı Kurum tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 20.05.2024 tarihli, 2024/5492 Esas, 2024/5556 Karar sayılı kararında; Kurumun prim borcu bulunmadığı yönündeki yazısı da gözetilerek öncelikle davacının 01.07.1987 tarihinden itibaren talep ettiği 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresinin belirlenmesi, belirlenen bu dönem açısından sigortalılığın varlığının araştırılması, bu şekilde davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gereken dönemin tespit edilmesi, elde edilecek sonuca göre aylığa hak kazanma hususunun irdelenmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, davanın kabulüne, davacı ... ( 3...0 )'in 01.07.1987-13.07.1990, 01.19.1990-01.07.19 91... .07.1992-07.06.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine, davacıya 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-9 maddesi uyarınca 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile buna ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın ispat edilmediğini, ret kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.07.1987 tarihi olduğunun ve 25.03.2019 tarihli tahsis talebine istinaden aylığa hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 3 70... . maddeleri ile 1479 sayılı Kanun'un 24, 25, 26, geçici 18, 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesidir.
3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.