Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işyeri devri halinde kıdem tazminatının hesaplanmasında devreden işverenin sorumluluğunun devir anındaki ücretle sınırlı olduğunu ve 4857 sayılı Kanundaki 2 yıllık süre sınırlamasının uygulanmayacağını hükme bağlamıştır.
Özet: Bu Yargıtay kararı, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi sonrası kıdem tazminatı talebine ilişkin olup, işyeri devri durumunda devreden işverenin kıdem tazminatından sorumluluğunun, kendi dönemindeki çalışma süresi ve devir anındaki son ücretiyle sınırlı olduğunu, ancak 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesindeki iki yıllık sorumluluk süresi sınırlamasına tabi olmadığını vurgulamıştır; bu doğrultuda, yerel mahkemenin davacının işyeri devri sonrası farklı bir şirkette geçen hizmet süresini göz ardı ederek tek bir davalıyı tüm kıdem tazminatından sorumlu tutmasının hatalı olduğuna hükmetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2010/17561 E.  ,  2012/25802 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işlerin kötü gittiği gerekçesiyle işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş sözleşmesini feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara ,toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2- İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ıncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğini korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir (Süzen, v. Zehnacker Krankenhausservice, Case 13/95, 1997, ECR I-1259. ; Spijkers v. Benedik, Case 24/85, 1986, ECR 1119.).
Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur.
1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Somut olayda ,davacı tüm çalışmasının davalı yanında geçtiğini ileri sürmüş,davalı ise son çalışmasının ... AŞ'de geçtiğini iddia ederek alacaklardan sorumlu olmadığını savunmuştur.
Mahkemece davacının 30.12.2001 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için iş sözleşmesini feshettiği kabul edilerek tüm çalışma dönemi için davalı ......'ın kıdem tazminatından sorumlu olduğu kabul edilip hüküm kurulmuşsa da dosyada mevcut hizmet döküm cetveli ve bilirkişi raporuna göre davacının davalı ...... yanında 01.01.1979 tarihinde işe başladığı ,emekli olmadan önce 01.03.2001 tarihinde dava dışı ... şirketinden çalışmasının kuruma bildirildiği ve bu işyerinden çıkışının 30.12.2001 olduğu görülmektedir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve ilkelere göre son işveren ... AŞ'nin kıdem tazminatının tamamından, davalı ...'in ise çalıştırdığı süre ve devir tarihindeki ücret seviyesine göre sorumlu tutulması gerekirken tüm çalışmanın davalı yanında geçtiği kabul edilerek hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.