Kadastro tespitine itirazla başlayan, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebinin, hak düşürücü süre değerlendirmeleri ve Yargıtay bozması sonrası davalılar lehine reddedilerek temyiz edilen taşınmaz davası.
Özet: Davacılar, uzun süreli zilyetlikleri iddiasıyla mirasçıları oldukları taşınmazların kendi adlarına tescili ile haksız müdahalenin menini talep etmiş, yerel mahkeme kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 10 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir; Yargıtay, diğer parseller yönünden ret kararını onarken, 482 parsel için hak düşürücü sürenin dolmadığı gerekçesiyle bozma kararı vermiş, bozma sonrası yapılan yargılamada mahkeme, 482 parselin (toplulaştırma sonrası yeni parsel) tapu kayıtları, toprak tevzi komisyonu işlemleri, önceki mahkeme kararları ve mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda davalılara ait olduğunu belirleyerek davanın yeniden reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/151 E., 2021/142 K.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... mezrasındaki 475, 476, 477, 478, 479, 481, 482, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492,493,4 94... parsel sayılı taşınmazların davacılar ve murisleri tarafından kazasız, nizasız ve fasılsız olarak 20 yılı geçkin süre zilyet edildiklerini, 1987 yılında, 12.05.1987 tarihli Komisyon kararı ile yapılan kadastro işlemine itiraz edildiğini, ............ köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davacıların murisleri tarafından elinden maddi zorla davalılar ve murisleri tarafından alındığını ve davalıların bazı parselleri kendi adlarına tescil ettiklerini, davalıların ve murislerinin bu zilyetliklerinin haksız olduğunu,kadastro çalışmaları yapılırken de kanunun aradığı 20 yıllık sürenin dolmadığını, belirterek 475, 476, 477, 478, 479, 481, 482, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491,492,493,4 94... parsel sayılı taşınmazların davacılar adına tescilini, bu taşınmazları haksız ve hukuka aykırı olarak işgal eden davalılar hakkında men'i müdahale kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkemenin 24.06.2014 tarih ve 2013/1122 Esas, 2014/1071 Karar sayılı kararıyla; davacıların kadastro tespitinden önceki nedene dayandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespiti kesinleştiği tarihten 10 yıl sonra kadastrodan önceki nedene dayalı olarak dava açılamayacağı hususları göz önüne alınarak davacıların davasının reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.05.2017 tarih ve 2017/2290 Esas, 2017/3082 Karar sayılı kararıyla; 475, 476, 477, 478, 479, 481, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmış, dava konusu 482 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının hükmen 04.12.2001 tarihinde kesinleştiği, davanın 29.06.2011 tarihinde açıldığı, dolayısıyla yasada öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, bir başka ifade ile davanın yasal süre içinde açılmış olduğu açıklanarak öncelikle, dosyaya getirtilen tapu kayıtlarından toplulaştırma işlemi nedeniyle kapatılarak farklı parsele gittiği görülen çekişmeli 482 parsel sayılı taşınmazın gittiği parsel tespit edilerek varsa davalılar dışındaki maliklerin usulünce davaya dahil ettirilmesi, bundan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulması gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; çekişmeli taşınmazın Zengin ailesi tarafından kadastro öncesinde ve sonrasında ekilip biçildiği, davacıların kendilerinin babalarının ve dedelerinin taşınmazda tarım yaptıklarının görülmediği, köyde taşınmazın davalılara ait olduğunun bilindiği, dava konusu 482 parselin toplulaştırma işlemi sonrasında 1 46... nolu parsele dönüştüğü, bu parselin ilk olarak 1980 tarihinde kadastrosunun yapıldığı, kadastro tespitine itiraz edildiği, Tapulama Komisyonunca itirazın reddine karar verilerek tespit gibi tescil yönünde karar alındığı ancak davacıların 1981 tarihinde dava açtıkları, ilgili Mahkemece 2001/62 karar sayılı ilam ile parselin tespit gibi tesciline karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği, 482 nolu parselin evveliyatının Ergani Asliye hukuk Mahkemesinin 1963/63 Esas ve 1964/22 Karar sayılı kararı ve 1952 tarihli 21 numaralı tapu kadı uygulanmak sureti ile kadastro çalışmalarında tapu kayıt maliklerine verildiği, daha sonra bu karara ilişkin açılan davaların da reddedildiği, 1964 tarihli karara dayanak teşkil eden evrakın ise 1953 tarih ve 110 nolu tapunun olduğu, bu haliyle gerek dava konusu taşınmazın evveliyatında bulunan tapu kayıtları, Toprak Tevzi Komisyon tespit işlemleri, Kadastro Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesi kararları ile mahalli bilirkişi beyanları dikkate alındığında dava konusu taşınmazın davalılara ait olduğu gerekçeleri ile çekişmeli 482 parsel ( toplulaştırma sonucu 1 46... parsel) hakkında açılan davanın reddine, dava konusu edilen ve 04.05.2017 tarihli Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin kararı ile verilen hükmün onanmasına karar verilen diğer taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesini tekrar etmiş, davacıların askı ilanı içerisinde Tapu Kadastroya itiraz ettiklerini, itirazları sonuç vermeyince Kadastro Mahkemesinde birden fazla dava açtıklarını, davacıların açtıkları davalara katılamadıklarını, Mahkemece sadece davalı beyanlarına dayanılarak davacılara iddialarını savunma hakkı verilmeden hüküm kurulup taşınmazların tescillerinin sağlandığını, usulsüz tebligatlar nedeniyle davacıların davalarını takip etmelerinin engellendiğini ve davaların bu şekilde yokluklarında karara bağlandığını, temyize konu Mahkeme kararında da o davaların kesinleşme tarihlerinin esas alındığını, ortada usulsüz tebligatların söz konusu olduğunu, bu nedenle Kadastro Mahkemesince verilen kararların kesinleşmeyeceğini ve zamanaşımı süresine başlangıç olarak kabul edilemeyeceğini, Yargıtayın davacılar lehine verdiği karara uyulmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir. Kadastro sırasında ... köyü çalışma alanında bulunan 475, 476, 477, 478, 479, 481, 482, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 495 parsel sayılı muhtelif yüz ölçümündeki taşınmazlardan; tapu kaydı nedeniyle 475, 482, 484, 495 parseller ... ve müşterekleri, 476 parsel..., 477 parsel ................. ve müşterekleri, 478, 479 parseller ..., 481 parsel..........., 485, 486 parseller ... ..........., 487 parsel............, 488 parsel ........ .........., 489, 490, 491 parseller........... ve müşterekleri adlarına, 492, 493, 494 parsel sayılı taşınmazlar mera vasfıyla tespit edilmiş, 475 parsel hükmen 02.06.1998, 476 parsel 18.11.1986, 477 parsel 20.07.1989, 478, 479, 481, 485, 486, 487, 490, 491, 492 493, 494 parseller 13.02.1980, 482 parsel hükmen 04.12.2001, 484 parsel hükmen 26.05.1998, 488 parsel hükmen 31.01.1994, 489 parsel hükmen 24.03.1998, 495 parsel 01.10.1990 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiş, sonrasında taşınmazlar yapılan toplulaştırma işlemi sonucu farklı parsel numaraları almıştır.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı 556,10 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,Dosyanın Ergani 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.