Ekonomik krize giren matbaacının borçlarına karşılık aile konutu niteliğindeki villasını devretmesi sonrası hile iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil veya denkleştirici adalet bedeli talepli dava.
Özet: Ekonomik krize giren davacının, matbaacılık sektöründen kağıt aldığı davalıya, çek borçlarına karşılık aile konutunu devretmesi ve davalının da çekleri iade edip taşınmaz üzerindeki kredi borcunu ödeme vaadinde bulunması üzerine başlayan uyuşmazlıkta; davacı, davalının vaatlerini yerine getirmeyerek çekleri tahsil ettiğini, kredi borcunu ödemediğini ve taşınmazın icraya düşmesine neden olduğunu ileri sürerek hileli devir sebebiyle tapu iptali ve tescil isteminde bulunurken; davalı, taşınmazı davacıdan alacaklarına karşılık yasal yollarla ve bedelini ödeyerek edindiğini, davacının iflas ettiğini ve kendisinin de mağdur bir alacaklı konumunda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2673 E., 2024/1819 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/603 E., 2022/219 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin matbaacılık sektöründe faaliyet gösteren bir firma iken ekonomik kriz içerisine düştüğünü ve kağıt aldığı firma olan............ İnşaat Kağıt Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine borcunu ödeyemeyecek duruma geldiğini, müvekkilinin davalı ... ile buluşarak vadesi gelmemiş 2.5 Milyon TL değerindeki çeklerin iadesi ve kredi borcu olan 1.000.000,00 TL ye karışılık ...te bulunan ve müvekkiline ait aile konutu vasfı olan villanın adına tescil edilmesi konusunda anlaşma sağlandığını, firma yetkilisi olan ...'ın, davacının çek borçlarını ödeyememesi sebebi ile davacıya ait olan 3.500.000,00 TL değerindeki.........'te bulunan villayı 2.500.000,00 TL borca sayarak kalan bakiye olan 1.000.000,00 TL'nin ise taşınmaza ait kredi borcunu ödeyeceğini beyan ederek müvekkilinden taşınmazı bedelsiz olarak satın aldığını, devir işlemi sonrası ...'ın vaad ettiği üzere ne çekleri iade ettiğini ne de müvekkiline ait 1.000.000,00 TL'lik kredi borcunu ödediğini, müvekkilinin taşınmaza ait kredinin 3 taksitini ödediğini, ama işlerinin daha da kötüye gitmesi sebebi ile kredi borcunu ödeyemediğini ve taşınmazın satışa çıkartıldığını, müvekkilinin davalıya ısrarlı bir şekilde çeklerini iade etmesi hususunda bildirimlerinin sonuçsuz kaldığını, davalının sürekli geçiştirerek cevaplar vermesinin müvekkilinde kuşkuya sebep olduğunu ve nitekim davacının haklı çıktığının davalının iflas masasından bedeli ödenmiş çekleri tahsile konu etmesi ile anlaşıldığını, çeklerin taşınmaz satışıyla tahsil edilmesine rağmen davalının çekleri tahsil yoluna gittiğini ve müvekkili aleyhine icra ceza mahkemelerinde ceza davası açıldığını, tek kuruş para ödemeden çeklere karşılık tescili yapılan villanın 1.000.000,00 TL değerindeki kredi ödemesinin yapılmamış olup villanın İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2019/3284 Esas sayılı dosyası ile icra müdürlüğünce satışa çıkarıldığını, davalının müvekkilini hile yolu ile aldatarak taşınmazın zilyetliğini üzerine geçirdiğini ileri sürerek taşınmaz sözleşmesinin iptali ile tapunun tescilinin müvekkili adına yapılmasına, taşınmazın icra müdürlüğünce satılması göz önüne alınarak taşınmaz bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAPDavalı vekili; müvekkilinin 05.10.2018 tarihinde eski malik ...dan 900.000,00 TL bedel ile dava konusu taşınmazı satın alarak taşınmaza malik olduğunu, müvekkilinin ... Şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğunu, kağıt ticareti işini yaptığını, ...'ın ise...Matbaacılık Şirketinin sahibi ve yetkilisi olduğunu, müvekkilinin kendi halinde kağıt ticaret işi yaparken davacının müvekkiline masum bir müşteri gibi gelerek Haziran ayında ticaret yapmak istediğini belirterek ilk kağıt alımını gerçekleştirdiğini, sonra müvekkilinin iyiniyet ve samimiyetinden yararlanarak kağıt alımını hızlandırdığını ve paraya ihtiyacı olduğu gerekçesi ile de maliki olduğu dava konusu taşınmazı 900.000,00 TL bedel ile davalıya sattığını, müvekkilinin davacıya vermiş olduğu 3.500,000,00 TL tutarındaki kağıtların ödeme aracı olarak ... tarafından verilmiş olan kıymetli evrakların ödeneceği umudu içinde iken, birden bire ... tarafından 09.10.2018 tarihinde borca batık olduğu gerekçesi ile konkordato başvurusunda bulunulduğunu öğrenmekle şaşkına döndüğünü, konkordato başvurusunun reddedildiğini, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.01.20 19... /956 sayılı kararı ile davacı borçlu ve ilgili Şirketleri hakkında iflas kararları verildiğini ve müvekkilinin mağduriyetinin daha da arttığını, müvekkilinin verdiği kağıtların bedelinin ödenmediğini ve verilen tüm çeklerin karşılıksız çıkmasıyla halen Bakırköy 1. İflas Müdürlüğünün 2019/4 İflas ve 2019/5 İflas dosyalarından alacak kaydının yapıldığını, davacının paraya ihtiyacı olduğu gerekçesi ile müvekkiline dava konusu evi 900.000,00 TL bedel ile sattığını, davacının iflas dosyalarından da açık ve net sabit olduğu üzere pek çok kişiye borcu olan bir tacir olduğunu, kendisinin özgür iradesi ile dava konusu taşınmazı müvekkiline sattığını, satış bedelini nakden ve tamamen aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; semenin ödenmemesinin daha sonrasında farklı yollarla alacaklıya tahsil imkanı tanıdığı, tapu iptali-tescil talebi hakkı tanımadığı, taraflarca yapılan satış sözleşmesinde semenin daha sonrasında ödeneceğine dair ihtirazi kayıt düşülmediği gibi, satış senedinde bedelin tamamının ödendiğinin beyan edildiği, davacı tarafın dava dilekçesinde bedelin 2.500.000,00 TL'sinin davalıya olan çek borcuna karşılık, bakiye olan 1.000.000,00 TL'sinin ise taşınmaza ait kredi borcunun davalı tarafından ödeyeceği inancıyla tapu devrinin hileli hareketlerle gerçekleştirildiğini beyan ettiği, ancak semene karşılık taraflar arasında yapılan anlaşmayı gösterir bir delil bulunmadığı gibi yapılan satış sözleşmesinde semenin daha sonrasında ödeneceğine dair ihtirazi kayıt düşülmediği, satış bedelinin ödenmediği iddiasını ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, dava konusu taşınmazın tapuda düzenlenen devir akit tablosunda davacı tarafından satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının beyan edildiği, HMK'nın 200. maddesindeki senetle ispat zorunluluğu kuralı ile aynı Kanun'un 201. maddesindeki senede karşı senetle ispat zorunluluğu kuralı karşısında davacı tarafından tapuda düzenlenen resmi senedin aksini ispata yarar senet ibrazı gerektiği, resmi senedin aksinin tanık ile ispat edilemeyeceği, davalı tarafından dava konusu taşınmazın satış bedelinin ödenmediği, bedelsiz olarak hileli hareketlerle taşınmazın devredildiği iddiasını ispatlayamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).b.1 maddesi gereğince incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip davalının hile yoluyla davacıyı aldatarak dava konusu taşınmazın adına tescilini sağladığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin satış bedelinden çok daha fazla olduğunun sübuta erdiğini, yine tanık anlatımları ve davalı tarafından gerçekleştirilen ikrar ile davacı ve davalı arasında anlaşma gerçekleştirildiği ve bu anlaşmaya binaen davalının, davacı tarafından tanzim edilmiş olan çeklerin tamamını davacıya iade edecekleri konusunda anlaşılmış olmasına rağmen çekleri davacıya iade etmeyerek iflas masasına kaydının yapıldığı ve karşılıksız çek şikayetlerinin gerçekleştirildiğinin de sabit olduğunu, davalı tanıklarının anlatımlarının duyuma dayalı olduğunu, davacı tanıklarının ise görgüye dayalı olarak beyanda bulunduklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 1 13... parsel sayılı taşınmazdaki dubleks mesken vasıflı 167 nolu bağımsız bölümün davacı ... adına kayıtlı iken 05.10.2028 tarihli satış işlemi ile davalı ...'a devredildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle hile iddiası her türlü delille ispatlanabilirse de dosya kapsamı itibariyle davacının iddiasını HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca ispat edemediği gözetilerek temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.