Kadastro Mahkemesinin, malik hanesi boş parsellerde zilyetlik ve orman iddiaları ile geçmiş davaları birleştirerek resen sicil oluşturma görevi.
Özet: Yargıtay, malik haneleri boş bırakılan, davacı tarafından olağanüstü zamanaşımı ile tescili istenen ve asli müdahil orman idaresince orman vasfıyla tescili talep edilen taşınmazlara ilişkin olarak dosyayı yeniden kadastro tespiti için iade etme kararını bozmuştur; zira mahkemenin öncelikle, taşınmazların orman tahdit sınırları içinde kaldığı iddialarına ve tespit maliklerinin açtığı davalara ilişkin eski yargılamaları bulup birleştirerek tüm tarafların iddia ve savunmalarını birlikte değerlendirerek sonuca ulaşma ve doğru sicili oluşturma yükümlülüğü bulunmaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2024/4482 E.  ,  2025/7072 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2021/18 E., 2024/11 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı ... ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Ankara ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 1 03... , 3 69... parsel sayılı sırasıyla 58.227,10 m², 30.780,25 m², ve 177.181,20 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri boş bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu edilen 1 03... , 3 69... numaralı parsellerin kadastro tespiti görmesine rağmen tapu kütüğünde maliki anlaşılamayan ve malik hanesi tamamen boş bırakılan taşınmazlar olduğunu, taşınmazların imar ve ihya edilerek davasız ve aralıksız 40 yıldır malik sıfatıyla zilyet edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazların olağanüstü zamanaşamı nedeniyle davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, açılan tescil davasında, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hüküm, Dairemizin 21.03.2018 tarihli ve 2015/21749 Esas, 2018/9760 Karar sayılı ilamı ile "malik hanesi boş bırakılan taşınmazlarda malik hanesini re'sen doldurma görevininin Kadastro Mahkemesine ait olduğu belirtilerek, görevsizlik kararı verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak verilen görevsizlik kararına istinaden dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
3. Asli müdahil ... İdaresi vekili müdahale dilekçesinde; davaya konu taşınmazların orman niteliğine sahip olduğunun teknik bilirkişi raporlarından anlaşıldığını belirterek, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmişir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2018/35 Esas, 2019/28 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların yeniden kadastro tespitinin ve askı ilanlarının yaptırılarak olağan usullere göre tamamlatılması için dosyanın ilgili Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.04.2021 tarihli ve 2019/2187 Esas, 2021/3858 Karar sayılı ilamıyla "...Dosya kapsamından; davaya konu taşınmazların 4919, 49 20... parsel sayılı taşınmazlar iken Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda malik hanesi boş olarak 1 03... , 3 69... parsel sayılı taşınmazlar olarak tespit edildiği, taşınmazlar hakkında.... Orman İdaresi tarafından ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1955/543, 5 42... Esaslı dosyaları ile tespit maliklerine karşı taşınmazların orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı iddiasıyla dava açıldığı, davalı tespit maliklerinin de orman tahdidinin iptaline ilişkin dava açmış olmaları nedeniyle, ... Orman İdaresi tarafından tespit malikleri aleyhine açılan davaların orman tahdidinin iptaline ilişkin olarak açılan davaların sonucunu bekleyeceği gerekçesiyle 27.11.1957 tarihinde duruşmadan kaldırılmasına karar verilmiştir. İlgili Mahkeme kararlarının incelenmesinde, uygulama kadastrosu öncesinde davaya konu 4919 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinin .... köyünden .... oğlu ..., .... oğlu ..., ... oğlu ... ve ... oğlu ...; 4920 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinin aynı köyden ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... ..., ... oğlu ... ... ve ..... oğlu ...; 4921 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinin ise ... oğlu ..., ... oğlu ... Açık, ... oğlu ... ..., ... kızları ... ve ... olduğu anlaşılmaktadır. Tapu Müdürlüğünce taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının 1971 yılında çıkan yangında zayi olduğu belirtilmiş ve tutanaklar Arşiv Daire Başkanlığı ve Kadastro Mahkemesi arşivinde de bulunamamış ise de dosya içerisinde tespit malikleri aleyhine açılan bu davalara ilişkin kararlar yer aldığına göre Kadastro Mahkemesince re'sen doğru sicil oluşturulması yükümlülüğü uyarınca bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle ... Orman İdaresi tarafından tespit malikleri aleyhine ikame edilen dava dosyalarının bulunması ve eldeki dava dosyasıyla birleştirilmesi, sözü edilen dava dosyalarının taraflarına duruşma günü tebliğ edilmek suretiyle tüm tarafların iddia ve savunmaları belirlenip birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğü..." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların tamamının 1941 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılarak kesinleşen orman tahdit çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılıp 22.01.2020 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında dava konusu taşınmazların bir bölümü 2/B sınırları dışına çıkarıldığı, bilirkişi raporuna ekli krokide işaretlenen bölümlerin orman sınırları içinde bırakıldığı, bir bölümünün nitelik kaybı sebebiyle 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2/B sınırları dışına çıkarma işlemi idari bir işlem olup ancak Hazine adına çıkarılabildiği, davacının ya da tespit maliklerinin bu bölümleri de zilyetlikle edinmelerinin mümkün olmadığı, ancak yapılacak olan "Kullanım kadastrosu" ile kullanıcılarının belirlenebileceği gerekçesiyle, davacının davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, davaya konu Ankara ili .... ilçesi ... (... köyü) eski 49 19... ada 368, eski 49 20... ada 369 ve eski 49 21... ada 370 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama sırasında yapılan 2/B çalışmasında dava konusu taşınmazların PVIII numaralı poligon orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak buna rağmen Mahkemece bu kısmın da orman vasfıyla tapuya tesciline karar verdiğini, 2/B ile orman sınırlarına dışına çıkarılan alanın davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiğini, davacının dava konusu taşınmazları nizasız fasılasız imarı-ihya ederek 40 yıldır malik sıfatıyla kullandığını ve Mahkemece usul ekonomisi gereği kararla kullanım kadastrosu yapılabilecek iken yapılmadığı gerekçeleriyle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ...ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kadastro tespitinde sahipli olduğunu, Orman İdaresi tarafından tespit maliyetlerine dava açılmışsa da taşınmazın orman olarak tescil edilmediğini,.... Kadastro Mahkemesinde verilen duruşmadan kaldırılmasına dair karar akabinde de tespit malikleri aleyhine dava açılmadığını, bunun da mülkiyet hakkının sona ermediğini kanıtladığını, İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve inceleme sonucu orman vasfıyla tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalılar ...ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.